Babadan oğula onurlu bir yaşam

Babası Mehmet Sıddık Çark devlet güçleri tarafından öldürüldüğünde üç yaşında olan Hikmet Çark, onurlu bir yaşamın takipçisi olarak, Cizre’de vahşet bodrumlarında yaşamını yitirdi. Hikmet Çark’ın ailesine mesajı ise ‘’Beni yaşama bağlayan Kürdistan aşkı“dır sözleri oluyor.

29 Aralık 2016 Perşembe | Toplum-Yaşam

SEBRİ İDİR / RENNES 


Mehmet Sıddık Çark 11 Kasım 1992 tarihinde Iğdır’da (Îdir) yapılan bir protesto yürüyüşünde devlet güçlerince öldürüldü. Oğlu Hikmet Çark ise Kuzey Kürdistan kentlerinde 2015 yazında başlayan özyönetim direnişlerinde canlı kalkan olmak için Cizre’ye gitti. Hikmet Çark, Şubat 2016’da Çizre’de bodrumlarda onlarca arkadaşı ile birlikte katledildi. 1992’den 2016’ya kadar değişen pek bir şeyin olmadığını, Türk devletinin inkara dayalı katliamlardan vazgeçmediğinin en iyi örneği Îdirlı baba ve oğlunun portreleridir. 

Mehmet Sıddık Çark Îdir’da devletin kolluk güçlerince katledildiğinde oğlu Hikmet Çark henüz 3 yaşındaydı. Yaralı olarak kaldırıldığı Erzurum hastanesinde yaşamını yitirdi. Mehmet Sıddık Çark, yaralıyken yanında bulunan abisinin yakasından tutarak, ‘Biliyorum ben yaşayamam ve sizlerden ricam geride bıraktığım 9 çocuğumu ve özelliklede küçük Hikmetime iyi bakmanızdır’ son sözleri ile Kürdistan şehitler kervanına katılır. 

‘Bir gün babamın intikamı alırım’

Hikmet hep babasını arar ve ‘’Babam nerede niye gelmedi?“ diye sorar ve bir süre sonra gerçekleri öğrenir. Hikmet henüz üç yaşındayken babasını yitirmesinin vermiş olduğu acı ve özlem ile hep babasının yatağından yatardı. En büyüğü 16, en küçüğü ise 1 buçuk yaşlarında olan dokuz çocuklu bir ailenin reisliğini anne Fadime Çark üstlenir. 90’lı yıllarda devletin terör estirdiği bir dönemde artık Çark ailesi de, devletin kolluk geçlerinin hedefi haline gelmişlerdi. Gerekçesiz evlerini basıp terör estirip hakaretler ediyorlardı. 90’lı yıllarda yaşamakta oldukları köy ve çevre köylerde onlarca genç PKK saflarına katıldılar.

Hikmet Çark, henüz çocukken yaşamış olduğu acı ve devletin evlerinde karakol kurup aile bireylerine karşı terör estirmelerinden çok olumsuz bir şekilde etkilenmişti. Hep oyuncak silahlar ile oynayıp, ‘’Bir gün babamın intikamını bu barbarlardan alırım“ derdi. 

‘Daye gülmekte bir eylemdir’

Hikmet, İlkokulu kendi köyünde (Yukarı Çamurlu Köyü Aralık Iğdır) okudu. Ortaokulu Aralık’ta, lise öğrenimini ise Iğdır’da tamamladı. Okulda hep ırkçı öğrencilerin ve öğretmenlerin hedefi haline gelmişti. Kitap okumayı ve çevresiyle paylaşmayı çok severdi. Eve geç geldiği zamanlarda annesi kendisine kızdığında hep boynuna sarılarak gönlünü almaya çalışır ve hep güler yüzlüydü. Annesi birde gülüyorsun dediğinde ise, ‘Daye gülmekte bir eylemdir’ derdi. Köyde kendilerine yeni ev yapanlara yardım etmeyi çok severdi ve üstü başı çamur içinde eve geldiği zamanlarda, ‘Daye bana kızma bizim nasıl başımızı sokacağımız bir evimiz varsa herkesin olsun diye yardım ediyorum’ derdi. Çok sevilen bir kişi olduğu için köyde birçok aile yeni doğan çocuklarına Hikmet ismini verirlerdi. Doğa ile iç içe yaşamayı ve hayvanları çok severdi Hikmet ve evlerinin bahçesinde güvercin de beslerdi.

Fransa Türkiye’ye iade eder

Devlet baskısı sonucu 1990’larda Iğdır ve çevresinde yüzlerce yurttaş tutuklanıp cezaevlerine gönderildi. Ailenin en büyük kızı Aysel’de ‘yardım ve yataklık’ gerekçesiyle Erzurum cezaevinde tutuklu kalır. Devlet baskısına daha fazla dayanamayarak sırasıyla Aysel Almanya’ya sonrasında ise iki kardeşi Fransa’ya sığınmak zorunda kalıyorlar. Türk devletinin terör estirme politikası kapsamında köylerde koruculuk sistemini devreye koymasıyla birlikte aile bireyleri köyden Iğdır merkeze göç ederler. Iğdır merkeze göç etmeleriyle birlikte aile yinede devlet güçlerinin hedefindeydi. 

Hikmet Çark, 2005 yılında Fransa’ya gitmeye karar verir. Fransa’ya gitmek için çıktığı yolda önce Slovenya’da 7 aya yakın tutuklu kaldıktan sonra hedefine ulaşır. Fransa’ya yapmış olduğu iltica talepi iki yıl sonra Fransız makamlarınca reddedilir ve Hikmet Türkiye’ye iade edildi. 

Zindanda geçen yıllar

Türkiye’ye iade edildikten sonra belli bir süre gözaltında kaldıktan sonra Iğdır’daki ailesinin yanına gider. Ülkede birçok alanda gençlik çalışmalarında yer alır ve 2008 yılında Iğdır’daki arkadaşlarının gözaltına alınıp Iğdır adliyesine sevk edildiklerini öğrendiğinde arkadaşlarına destek olmak için adliyeye gider ve orada gözaltına alınıp tutuklanır. Iğdır cezaevine oradan da Erzurum Cezaevine sevk edilir. Yaklaşık bir buçuk yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilir. Ve yeniden gençlik çalışmalarında yer almaya başlamıştı. Gerek Iğdır ve gerekse Kürdistan’ın diğer kentlerinde yardıma muhtaç aileleri tespit edip yardım çalışmalarında da yer alıyordu. 

Devlet güçlerinin hedefinde olduğu farkeden Hikmet, İran’a geçiyor ve orada da İran güçlerince tutuklanıp yaklaşık 2 ay cezaevinde kalıyor. Cezaevinden çıktıktan sonra Urfa’da gençlik çalışmalarında yer almaya başlar. Urfa’da yeniden gözaltına alınıp tutuklanır ve Iğdır cezaevine gönderilir. Iğdır’da siyasi tutsak olmadığından Hikmet, Erzurum’a sevkini ister ancak Iğdır Cezaevi yönetimi sevki onaylamaz ve Hikmet’te Erzurum’a sevkini çıkratabilmek için 10 gün açlık grevinde kaldıktan sonra Erzurum cezaevine sevk edilir. KCK gençlik yapılanması ile yargılanır 5 yıla yakın Erzurum Cezaevinde kalır.

Yaşam ve Kürdistan aşkı

Hikmet, 2014 yılında tahliye olup tekrar Iğdır’da ailesinin yanına gelir ve çok kısa bir süre sonra ailesiyle vedalaşmak ister. Başta Annesi ve ailenin diğer bireyleri karşı çıkmalarına rağmen kalamayacağını aile bireylerine anlatmaya çalışır. ‘Bak anne evladınla gurur duymak istiyorsan lütfen üzülme ve gitmeme izin ver’ der. Ailesine dönerek, ‘Hepinizi çok seviyorum Lütfen anneme iyi bakınız, beni yaşama bağlayan Kürdistan aşkı ve Kürdistan değerleridir’ dedikten sonra evden son ayrılışı olur. 

Cizre’deki bodrumda katledilir

Hikmetin Iğdır’dan ayrılmasıyla devletin kolluk güçleri eve baskın yapıp, devamlı Hikmet’i soruyorlardı. Hikmet ise telefon üzeri ailesiyle konuşur ve ‘Telefon açamayabilirim ama beni merak etmeyiniz’ der. Aynı dönemde ablası, Iğdır Belediye Meclis Üyesi Saniye Çark ise KCK yapılanmasında dolayı Erzurum cezaevinde tutuklu bulunuyordu. Hikmet hep annesine Saniye’yi ihmal etmeyiniz görüşüne gidiniz derdi. 

Hikmet’in Cizre’de bodrumlarda direnenlere destek olmak için canlı kalkan olarak Cizre’ye gittiğini öğrenir aile. Vahşet bodrumundaki haberler ortaya çıkınca aile onlarca defa Hikmet’in hayatta olup olmadığı öğrenmek için Cizre’ye, Amed’e gider ve olumlu bir cevap alamazlar. Aile, son olarak Iğdır Emniyet Müdürlüğünden polislerin çağırmasıyla birlikte Hikmet’in Cizre’deki vahşet bodrumunda arkadaşlarıyla birlikte hunharca katledildiklerini ve cenazelerinin ise Antep’te kimsesizler mezarlığında olduğunu öğrenir. Demokratik kurum temsilcileri ve ailesiyle birlikte cenaze Antep’ten alınıp, doğduğu büyüdüğü Iğdır’ın Aralık ilçesi Yukarı Çamurlu köyünde 1992 yılında devlet güçlerince katledilen babası Mehmet Sıddık Çark’ın yanına defnedilir.


1807

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA