Rojava bizim savaşımız

Stockholm Film Festivali’nde gösterime giren ve YPG’ye katılan üç yabancının hikayesinin anlatıldığı “Bizim Savaşımız” adlı belgesel filmin yönetmenlerinden Claudio Jampaglia, “Rojava’daki demokrasiden haberi olmayan Avrupa’ya anlatmamız muhteşemdi bizim için” diyor.

24 Aralık 2016 Cumartesi | Kültür-Sanat

DUYGU GETİREN


Venedik Film Festivalinde büyük ilgi gören ve Türkiye havuz medyasının hedef gösterdiği belgeselin yönetmenleri olan Benedetta Argentieri, Claudio Jampaglia, Bruno Chiaravalloti ve YPG’de bir süre yer alan Rafael Kardari ile Stockholm’de film bitimi belgeseli ve yaşanılanları konuştuk.


* Rojava’daki devrime batıdan üç yabancının gitmesi neden önemli?

Claudio Jampaglia: Biz Avrupalıyız ve 70 yıl önce İtalya’nın kuzeyinde yaşanan Nazi-faşist işgale karşı direniş tecrübemiz var. Rojava’da yapılanlar gerçekten inanılmaz, modern ve yeni. İtalya’daki yaşananlarla karşılaştırılamaz ama benzerlikleri de var; mesela kadınların haklarını arttırmak, kadınların öz savunma birliklerine erişimini sağlamak ve yeni bir demokrasi anlayışını yaşamsallaştırmak. Bu olayı, siyah bayrakların dominant olduğu bir savaşın ortasında ve Rojava’daki demokrasiden haberi olmayan Avrupa’ya anlatmamız muhteşemdi bizim için.


* İtalya’dan Rojava’ya gidip size YPG belgeseli yaptıran motivasyon nedir?

Benedetta Argentieri: Suriye’deki savaşı 2013 yılında takip etmeye başladım ve YPG’ye katılan yabancılarla görüşmeye başladım. Medyanın çoğu IŞİD’e katılan yabancıları anlatıyordu o zamanlar ve bizim için de hikâyenin diğer tarafını anlatmak önemliydi. Savaşa birçok kez gitmiş olan biri olarak, bu filmin sadece savaş hakkında olmamasını sevdim. Filmde ölü veya kan görmüyorsun.


* Filmin ismi neden ‘our war’ yani ‘Bizim Savaşımız’?


Bruno Chiaravalloti: İnsanları düşündürmek için bu ismi koymaya karar verdik. İzleyiciyi bu ismin anlamını ve nedenini öğrenmek için kendini sorgulasın diye.

Benedetta Argentieri: Suriye’deki savaş aslında bir vekalet savaşıdır. Başka ülkeler de katılıyor ve dolaysıyla herkesi bir şekilde etkileyen bir savaş. Ayrıca, Suriye’deki savaş Avrupa’da mülteci krizi yarattı. Bu Avrupa’yı sert bir şekilde vurdu ve günlük hayatımızı da değiştirdi. Dolayısıyla bu benim kişisel görüşüm, bizim savaşımız çünkü biz de bunun içindeyiz. Bazen de seviyeyi yükseltmek gerekiyor ve Avrupa’nın değerleri gerçekten nedir diye sormak gerekiyor. Bu bize yansıyan bir durum ve bu bizim savaşımız.


*Belgeselinizi Türkiye’de herhangi bir festivale gönderdiniz mi? Gönderdiyseniz nasıl geri dönüş aldınız? Göndermediyseniz göndermeyi düşünüyor musunuz?

Claudio Jampaglia: Göndermedik ve düşünmüyoruz, çünkü 9 Eylül Venedik Film Festivalinde film ilk yayına çıktığında Türkiye’lilerin tepkisi çok kötüydü.


*Venedik Film Festivalinde kırmızı halıda bir pankart açıldı ve sonrasında Türk medyası bu görüntüyü kullanarak ‘Avrupa’da YPG propagandası’ olarak lanse etti. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Claudio Jampaglia: Filmimiz Venedik Film Festivaline katıldığında YPG’li Rafael, Joshua ve Karim de oradaydılar. Festivale elinde pankartlar ve bayraklarla Rojava’ya destek veren göstericiler de geldi. Kırmızı halıda bizimle birlikte bulundular ve biz de onlarla, o kadar, bu konuşma özgürlüğüdür. Eğer ‘Terörist Erdoğan’ yazarlarsa bu onların görüşüdür. Türkiye şu an Suriye’nin toprak bütünlüğüne saldıran pratikleri ile yanlış bir politika izliyor ve de doğal olarak bu biçimde tepki ve tanımlamalara yol açıyor.


*Belgeselinizin Avrupa’daki gençlik üzerinde nasıl bir duygu uyandırmasını bekliyorsunuz?

YPG’li Rafael Kardari: Bu savaşın kurbanları olan insanları anlamalarını istiyorum. Benim IŞİD’e karşı neden savaştığımı göstermek için bu projeye katılmak istedim. İnsanlara, medyanın sansür edilmiş hikayelerden farklı bir hikaye anlatmak istedim. Belgeselde serbest konuşabildim.

Claudio Jampaglia: Bu belgeselden insanların iki şey çıkartacaklarını düşünüyoruz. Birincisi kendilerini bilgilendirmeleri. Eğer insanlar Rojava’nın varlığından ve IŞİD’e karşı direnişlerinden haberleri yoksa Wikipedia’ya girip ‘Rojava’ yazıp kendilerini bilgilendiriyorlar. İkincisi direniş öznelerine dair objektif gözlem imkanı vermek. Orada faşist İslamcı işgale karşı direniş var. Bizim IŞİD hakkında fikirlerimiz nedir, gerçek fikrimiz, bizi Stockholm’de, Milano’da veya Londra’da bombaladıktan sonraki fikrimiz nedir? Onlarla nasıl başa çıkabilirsin? Yeni bir kültür mü inşa edeceksin? Yeni okullar mı inşa edeceksin? Direnenleri mi destekleyeceksin? Kimleri silahlarla destekliyorsun? Bu soruların muhatabı ve yanıtçısı artık sadece Rojava’lılar değil.


1373

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA