‘Özgür insanların’ statüsüz yurdu: Kabiliye

Onlar da Cezayir’in ‘K’sı... Kabiliye halkı, 5 milyona yaklaşan nüfusuyla ülkenin en büyük azınlığı. Fakat buna rağmen tanımlanmış bir statüsü bulunmuyor, anadilinde eğitim bile göremiyor. Kabiliyeliler, kaderleriyle Kürtlere, ibadetleriyle Alevilere çok benziyor. ‘Yerinde gözleyen’ Dr. Nick Brauns, gazetemize anlattı...

05 Ocak 2017 Perşembe | Dizi

NİHAL BAYRAM / MAINZ


Kabiliye halkı, Kürt halkına benzer kaderi, özlemi, direnişi ve mücadelesi olan kadim bir halk. Cezayir’in kuzeyi ve doğusundaki etnik ve tarihi bir bölge olan Kabiliye, adını kendine has kültürü, geleneği ve dili olan Kabiliyelilerden alıyor. Burası Amazigh (Berberi) kimliğinin tanınması için verilen mücadelenin kalesi olarak biliniyor. 

Bu halk, kendi dilini, tarihini ve temelinde kimliğini korumaya çalıştıkça tarih boyunca sürekli işgallere konu oldu. Bir yanda Cezayir devleti, diğer yanda Selefi gruplar ve DAİŞ’in tehdit ve baskılarına maruz kalıyor. AB, NATO ve tüm dünya aktörleri de bu halkı mücadelesinde yalnız bıraktı ve baskıcı rejimlerle işbirliğini tercih etti. Son yıllarda Kürt Özgürlük Mücadelesi’ni kendine model alan Kabiliye Halk Hareketi (MAK) ise Kabiliye halkının özgürlüğünü koruması için mücadelesini sürdürüyor. 


Kürtlerle paralellik gösteriyor

Peki Kabiliye halkı kimdir, nerede yaşar, tarihçesi, kültürü ve yaşam koşulları nasıldır? Bu ve benzeri soruları Alman gazeteci Dr. Nick Brauns’a sorduk. 

Brauns, Kabiliye halkını tanımak için geçtiğimiz haftalarda Kuzey Afrika ülkesi Cezayir’e gitmişti. Uzun yıllardır Kürt halkı üzerine çok sayıda araştırma, inceleme ve haber yapan Dr. Nick Brauns, Kabiliye halkının mücadelesinin Kürt Özgürlük Mücadelesi ile önemli paralellikler gösterdiğine dikkat çekiyor. 


Cezayir’in en büyük azınlık halkı

Cezayir’in başkenti Cezayir’e 80 km uzaklıkta olan Kabiliye, bir taraftan dağlık bölgeden oluşmakta, diğer taraftan Akdeniz sahili üzerinde küçük balıkçı limanları ile sıralanmış bir bölge. Bu bölgenin halkı, Cezayir sınırları içerisinde yaşayan en fakir fakat diğer taraftan 5 milyon nüfusu ile Cezayir’in en büyük azınlık halkıdır.


Fransa’da yaşıyorlar

Kabiliye halkının inancının bugünkü Alevi inancıyla benzerliklerinin olduğunu vurgulayan Dr. Brauns, Kabiliye halkının da doğaya özen gösterdiğini, değer verdiğini anlattı.

Taştan yapılmış evleri ile meşhur Kabiliye’nin evleri dağ eteklerine kurulurken, tek geçim kaynakları olan tarlaları ise yaylalarda bulunuyor. 

Özellikle Fransa’da yaşayan Cezayirlilerin birçoğunun Kabiliye halkına mensup olduğunu vurgulayan Dr. Brauns’un bazı eleştirileri de var. 

Brauns’a göre Kabiliye diasporası, yoksul yaşam bölgelerinde lüks villalar inşa ederek zenginliklerini bir tokat gibi Kabiliye’deki yoksul halkın yüzüne vuruyor. 


Berberi halk grubundanlar

Kabiliye halkı, Kuzey Afrika’nın ilk ve temel yerli halkı olan Berberi halk grubunun bir parçası olarak öne çıkıyor. Zorla Araplaştırma politikasına maruz kalmasına rağmen kendi özgünlükleri ile ayakta kalmayı başarmış bir halk olarak dikkat çekiyor. Kabiliye halkının dışında bu direnişi başarı ile sonuçlandıran ikinci bir halk ise Tuareg halkı. Bu iki halk günümüzde Cezayir’in toplam nüfusunun üçte birini oluşturuyor. 


Özgür insanlar 

Kabiliye halkının ana dili olan “Tamazigh” dili, günümüzde halen konuşuluyor. Kabiliye halkının da içinde olduğu Berberi halkları, anadilleri üzerinden kendilerine ait olan “Amazigh” adını kullanıyor. Amazigh terimi, “Özgür insanlar“ anlamına geliyor. 


Kabiliye’nin direniş tarihçesi

Ne Fenikeliler ne Romalılar ne de Arapların teslim alabildiği Kabiliye halkı, geçmişten bugüne direnmeye devam ediyor. 1850’lerde “Lalla Fatma n’Soumer” isimli kahraman bir kadın savaşçı, bir kadın gerilla komutanı, o yıllarda uygulanan Fransız işgaline karşı bir gerilla birimini yöneterek Fransız işgaline karşı yoğun biçimde mücadele etmeyi başarmıştı. Fransızların Özgür Kabiliye bölgesini işgal etmesini önleyen ve meşru savunmasını yapan gerilla birimi, 1857 yılında yenilgiye uğramış ve Kabiliye bölgesi bağımsızlığını kaybederek Fransız kolonisi olan Cezayir’e dahil olmuştu. 


Lalla Fatma n’Soumer

Dr. Nick Brauns, çocuk yaşta, yani 13 yaşındayken ailesi tarafından zorla evlendirilmeye karşı çıkan, daha sonra halkı için mücadele veren bir kadın olan Lalla Fatma’nın, günümüzde hiçbir şekilde bugünkü Cezayir rejimi tarafından teşvik edilen kadın tablosuna uymadığına dikkat çekti.

1963 yılında yaşama veda eden “Lalla Fatma n’Soumer” isimli kadın gerilla komutanının ardından bir dağ köyünde dikile taştan heykeli dışında geride bir eser kalmadı.

Dr. Brauns, bu heykeli görmek için köye gittiğini anlattı. Fakat köye girer girmez köy girişine yakın bir noktaya yerleştirilmiş askeri karakoldan koşan askerler tarafından engellendiğini aktaran Dr. Brauns, bu konuda telaşlı bir yasak uygulaması ile karşı karşıya kaldığını söyledi. 


Kurtuluş Cephesi’nin kalesi

1950’lerden 1960’ların başlarına kadar Fransa’ya karşı bağımsızlık mücadelesinde Kabiliye bölgesi Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (FLN) gerilla mücadelesinin kalesi olmuştu. O yıllar, son teknoloji silahlara sahip Cezayir ordusu ile eski tip silahlarla mücadele eden Kabiliye kahramanalrı arasındaki dengesiz savaşın yıllarıydı.


Ulus devlet astarı zorla giydirildi

1962’de nihayet bağımsızlığını ilan eden Kabiliye Kurtuluş Cephesi’nin belli kadroları, halka baskı yaparak Arap-İslam temeline dayanan yeni bir ulus devleti kurmaya yöneldi. Bunun için de eski kolonyal gücü, Fransa’nın merkezi devlet şekillenmesini kopyaladılar.

Dr. Brauns, bu tarihsel gerilemeye ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’deki Kemalistler gibi Fransa modeline bakarak Kuzey Afrika’da bulunan etnik topluluklara da ulusal devlet astarı zorla giydirilmiştir. Ben bunu araştırırken Sayın Abdullah Öcalan’ın ulus-devletle ilgili söylediklerini düşündüm. Sanki bu yazılanlar Ortadoğu için değil de Kuzey Afrika için yazılmış.”


Devlet güçleri tarafından işgal altında

Dr. Nick Brauns, Cezayir devletinin toprak alanının yüzde 4’ünü oluşturan Kabiliye bölgesinde, devletin güvenlik güçlerinin neredeyse üçte birinin Kabiliye’de konuşlandırıldığını vurguluyor. Diğer bölgelerden Kabiliye’ye yerleştirilen askerler ise her tarafı sanki büyük yumruklar ile ezilmiş konteynır-evlerde veya tenekeden oluşan gecekondu evlerde yaşıyorlar. 

Dr. Brauns, bu görüntünün kışladan daha çok gecekonduya benzediğini vurguluyor. Dr. Brauns, şunları ekliyor: “Tüm kavşaklarda, yol ayrımlarında ve köylere giriş ve çıkışlarda askeri kontrol yerleri vardır. Bu askeri kontrollerin hemen en yakın mesafesinde askerlerin tehlike anında kaçabilecekleri betondan yuvarlak sığınak/ambarlar var.”

Brauns, Cezayir devletinin ‘bir avuç eşkıyadan nasıl korktuğunun’ da altını çiziyor. 


Asker köylerde, El Kaide dağlarda  

Kabiliye’nin dağlık bölgesi ise El Kaide’ye bağlı cihatçılar tarafından kullanılıyor. Dr. Nick Brauns, sözde halkı koruma ile görevli olan ve bunun için sözde devlet tarafından yerleştirilen askerlerin, gece yarılarından sabahın ilk ışıklarına kadar çok sayıda yabancı kamyona kontrolsüz geçit verdiğini söylüyor. Askerlerin halkın güvenliğini değil de cihatçıların güvenliğini sağladığını vurgulayan Dr. Brauns, bunu Kabiliye halkının direngen, yani ayaklanmacı karakterine bağlıyor. 


Günümüzdeki Selefi tehlikesi

Dr. Brauns, Cezayir hükümetinin Selefilerle yakın ilişkide olmasından kaynaklı Selefilerin ve özelde de DAİŞ’in etkisinin bugün Kabiliye halkı üzerinde görüldüğünü vurguluyor. Daha dün başı açık ve rengarenk geleneksel kıyafetleri ile dolaşan Kabiliye kadınlarının bugün kara çarşaflar içinde saklandıklarını vurgulayan Dr. Brauns, bunun yanında daha dün Kabiliye erkeğinin belirgin sembolü olan bıyıkların yerine bugün Kabiliye erkeklerinin önemli bir kesiminin Afgan ve Suriyeli cihatçılara benzer sakal bıraktıklarına dikkat çekti. 


MAK’ın özgürlük mücadelesi

Bugün Kabiliye halkının özgürlüğü için mücadele eden “Kabiliye’nin Kendi Kaderini Tayin Hareketi’nin/MAK (Bewegung für die Selbstbestimmung der Kabylei) Önderi Bouaziz Ait-Chebib, 2001 yılında gerçekleşen ayaklanmanın dönüm noktasını “Boşanmayı içeri verdik” sözleri ile tanımlıyordu. Bouaziz Ait-Chebib, mücadele hedeflerini şu sözlerle ilan etmişti: “Bu özgürlüğümüz içindir. Bizler etnik bir devlet hedeflemiyoruz. Bizler cumhuriyetçi değerlere dayalı bir devlet hedefliyoruz. Bizler için toprakların büyüklüğü önem taşımıyor. Bizler için laiklik ve kadın hakları gibi değerlerin gerçekleşmesi önem taşımaktadır.” 


Köy meclisleri örgütlü

Dr. Brauns’un izlenimlerine göre MAK hareketinin en belirgin değerleri ise “Arush” isimli köy toplantıları ve buna bağlı olarak özelikle kadınların ve gençlerin de eşit derecede yer almaları şart koşulan Köy Meclisleri. 


Öcalan’ın kitaplarını inceledi

Dr. Brauns, MAK Önderi Bouaziz Ait-Chebib’i anlatırken, Ait-Chebib’in başarılı bir mücadele için İskoçya ve Bask’taki ulusal hareketler ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Fransızca’ya çevrilmiş metinlerini okuduğunu belirtiyor. 


Uluslararası destekten yoksun

MAK Hareketi’nin sempatizanları, Cezayir Parlamentosu’nda da sosyal demokrat partiler olan FFS ve RCD içinde temsil ediliyorlar. Aslında 2010 yılında kurulan ve MAK’a bağlı hareket eden bir “Kabiliye Hükümeti” de var ancak bu hükümet hiçbir devlet tarafından tanınmış değil.

Brauns, Kabiliye halkının uluslararası destekten yoksun olmasına ilişkin şunları söylüyor: “Cezayir’den Avrupa’ya petrol aktığı sürece ve Cezayir’den mültecilerin Avrupa’ya taşması engellendiği sürece Kabiliye’nin MAK Hareketi, İslam’ın radikalleşmesine karşı mücadele etse bile, desteklenmemektedir.”


Brauns’u da sorguladılar

Kabiliye halkının günlük yaşamının polis denetimi ve baskısı altında olduğunu vurgulayan Dr. Brauns, bölgeye gelen bir turistin bile derhal yarı yıkık karakola götürülüp saatlerce sorgulandığını ve kendisinin de bunu bizzat yaşadığını aktardı. Brauns da Cezayir askerleri tarafından “Dra El Mizan” isimli bir kasabaya götürülmüş ve orada hem kimlik ve meslek bilgileri ile Cezayir’de ziyaret ettiği yerler ama hem de Almanya’da tanıdığı Cezayirliler ve bireysel siyasi çizgisi sorulmuş.

Dr. Brauns, buna ek olarak şunları paylaştı: “Benim sorum üzerine bir kadın polis, bu uygulamanın ‘turistler için normal’ olduğunu söyledi. Karakolun kapısında asılı olan bir levhada, ‘Halk güvenlik garantisidir - Polis sadece araçtır’ yazısı vardı. Fakat görüldüğü gibi Kabiliye’de o ‘araç’, halkına güvenmemektedir.”


2 milyon metrekarelik cumhuriyet 23 metrekarelik kulübeden neden korkar?

‘Axxam n Tmusni’de çocuklar...


Bugün birçok Arap yerleşim isimleri ve tabelalarının üç dilde olduğunu belirten Dr. Brauns, Arapça ve Fransızca’nın yanında ayrıca Tamazigh dili, yani Berberilerin yazı dilinin de yer aldığını ifade etti. 

2016 yılın başında Cezayir Parlamentosu’nun verdiği resmi karara göre artık Tamazigh dili, Arapça dilinin yanında ikinci resmi devlet dili olarak kabul edildi. Fakat bu resmi onaya ve ilana rağmen Tamazigh dilinde anadilde eğitim imkanı sunulmuyor. 

Bu eksiklik yüzünden günümüzde halen Kabiliyeli çocukların okula başlamadan önce kendi anadilleri olan Tamazigh dilini konuştuklarını belirten Dr. Brauns, okula başladıktan sonra Cezayir’de çoğunlukta konuşulan Arapça halk lehçesinden farklı olan “Yüksek Arapça” dilini öğrendiklerini ve konuştuklarını söyledi. 


Öğretmenleri de engelleniyor

Kabiliyelilerin anadilde eğitim hakkı konusunda yaşadıkları Kürtlere benziyor. İlk dört yıl tamamen Arapça eğitim alan ve bu nedenle okula adaptasyonda zorlanan Kabiliyeliler, Berberi dilini ise bir ders olarak 4. sınıftan sonra görmeye başlıyor. Fakat o da Tamazigh edebiyatının temeli olan Latin alfabesiyle değil Arap alfabesiyle öğretiliyor.

Engeller bununla sınırlı değil. Dr. Brauns’un verdiği bilgiye göre birçok okulun müdürü, Tamazigh dili öğretmenlerini kadroya almayı da reddediyor. Bu durum, birçok okulda Berberi dilinin ders olarak bile okutulmasını imkansızlaştırıyor. 


İlk ve tek okul kapatıldı

Dr. Nick Brauns, dil konusunda direnişçi örnekler de olduğunu belirtiyor ve şöyle anlatıyor: “Eski Doğu Almanya’da, yani DDR’de makine mühendisliği eğitimi alan Ahmed Amrioui isimli bir genç, özgücü ile 2012 yılının ilkbaharında Tizi Ouzou’a 15 km uzakta olan kendi köyünde, topladığı bağışlar sayesinde ve gönüllü pedagogların destekleriyle eski bir garajı düzenliyor ve ‘Axxam n Tmusni’ yani ‘Bilgi Evi’ni kuruyor. Bu okulda çocuklar, Tamazigh dilini okumayı ve yazmayı öğrenme imkanı buluyor. Fakat bu olumlu gidişat uzun süremedi. Cezayir hükümetinin sıkı takibi altında olan bu okula giden çocukların velileri, sürekli güvenlik güçlerinin baskılarına maruz kaldı. Sonunda parlamentoda Berberi dilinin resmi kabulünden birkaç gün sonra Cezayir Hükümeti tarafından kapatıldı. Amrioui’nin buna cevabı şöyle oldu: 2.38 milyon kilometrekare büyüklüğünde bir halk cumhuriyeti, nasıl olur da 23 metrekarelik bir küçük kulübeden dolayı bu kadar korkabilir?”


Brauns, Kabiliye halk önderlerinden Bouaziz Ait-Chebib ile birlikte...


1876

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA