AB politikasını değiştirmeli

Alman Sol Parti Milletvekili Christine Buchholz, Avrupa Birliği'nin güvenlik endeskli mülteci politikasını baştan aşağı değiştirmesi gerektiğini söyledi.

14 Eylül 2015 Pazartesi | Dünya

Alman Sol Parti Milletvekili Christine Buchholz, Avrupa Birliği'ne şu çağrıyı yaptı: "Sınırlarınızı korumayı değil insan canını öncelikli hale getirin. Sığınmacıların ne istediğini dikkate alan politikalar izleyin. Göçün bitmesini istiyorsanız savaş bölgelerine silah satışına son verin."

Sol Parti (Die Linke) Milletvekili Christine Buchholz, Brüksel'in mülteci politikasını eleştiren açıklamalarda bulundu. Gazetemize konuşan Christine Buchholz, savaştan kaçan mültecilerin Avrupa'ya göç yolunda trajik bir şekilde ölmesinin AB açısından bir utanç olduğunu söyledi. Ölümlerden, sınırlarını mültecilere kapatarak, çaresiz binlerce kişiyi, insan kaçaklarının insafına bırakan AB'nin sorumlu olduğunu vurguladı. "Göçmenlerin Avrupa'ya gelebilmek hayatlarını riske atmalarına göz yumulmamalı" diyen milletvekili, AB'nin sınırlarını korumaya harcadığı parayı, sığınmacıların Avrupa'ya yasal yollardan getirilmesine vermesi gerektiğini ifade etti. 


Mültecilerin istekleri dikkate alınmalı

İltica hakkının bir insan hakkı olduğunu söyleyen Buchholz, şunları ifade etti:"Avrupa'da iltica hakkı insani bir haktır ve bu keyfi sınırlamalara tabi tutulmamalı. Bizler AB'de, insanlığa layık olmayan kotalar ve kabul şekilleri üzerinden pazarlık yapmaktansa iltica başvuruları yapanların arzularını gözönünde bulundurmalıyız. Göçmenlerin alımı ve dağılımında sığınmacıların istekleri de dikkate alınmalı.“ 


Dublin Anlaşması insanlığa hakaret

Sığınmacıların ilk ayak bastıkları AB ülkesinde kalmasını zorunlu hale getiren Dublin Anlaşması'nın haksız ve insanlığa bir hakaret niteliğinde olduğunu belirten Sol Parti milletvekili devamla şunları söyledi: "Göçmenlerin ihtiyaç ve arzuları, örneğin sosyal ilişkileri, dil yeterlilikleri ve yaşam perspektifleri odak noktası olmalı. Adil bir dağılım; bireysel bir iltica prosedürü ve zoraki yerleştirme yerine, insanlara özgürce seçme hakkını vermek demektir. Avrupa sınırları içinde göçmenleri istenmeyen obje gibi görerek onları oradan oraya atmak yerine, göçmenlerin iradeleri dikkate alınmalı ve sığınmacılar geldikleri ülkelere geri gönderilmemelidir."


AB toplantısından bir şey çıkmaz

Avrupa Birliği içişleri bakanlarının mülteci politikasını ele almak üzere bugün Brüksel'de olağanüstü toplantıda bir araya geleceklerini hatırlatan Buchholz ancak, zirveden göçmenlerin yararına bir sonuç çıkacağını düşünmediğini söyledi. Milletvekili, "Kuvvetle muhtemel yine sınırların korunmasına dair yeni kararlar açıklanacak" dedi. 


Kimse ülkesinden keyfinden kaçmaz

Geçtiğimiz günlerde HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş' Viyana'da yaptığı konuşmada "Çatışmalı bölgelerde savaşları durdurup, kalıcı barışı inşa edebilirsek göçmenler sorunu da çözülür" demişti. Buchholz Demirtaş'ın fikirlerine katıldığını belirterek, "Hiç kimse sebepsiz kaçmaz ülkesinden. Savaş, zulüm, yoksulluk ve umutsuzluk milyonların ülkelerini terk etmelerinine sebep oluyor" diye de ekledi. 


Savaşlar sona erdirilmeli

Avrupa Birliği'nin göçmen politikasında temel değişiklikler yapması gerektiğini ifade eden Buchholz, mülteciler için yeni barınaklar inşa etmek yerine çatışmalı bölgelerdeki savaş gerekçelerinin yok edilmesinin elzem olduğunu dile getirdi. 


Silah satarak çözüm sağlanamaz

Silahlanma ve silah ticaretinin savaşlara neden olduğunu ve savaş nedeniyle de milyonlarca göçmenin yerlerinden olduğuna işaret eden Buchholz, bu sonuçtan Almanya ve AB'nin de büyük bir pay sahibi olduğunu vurguladı. Buchholz, şöyle devam etti: "Libya gibi ülkeleri istikrarsızlaştırarak, Afganistan, Yemen, Suriye ve Irak'taki gibi savaşı süreklileştirerek çözüm sağlanamaz. Almanya, dünyanın 3. büyük silah ihracatçısıdır. Bu da demek oluyor ki, Alman silah şirketleri askeri çatışmaların şiddetlenmesinden fayda sağlıyor. Mesela Yemen'de Suudi Arabistan liderliğindeki bir savaş koalisyonu ülkeyi bombalarken, Almanya, Riyad yönetimine silah devriye botlarını gönderiyor. O botlar da Yemen'deki liman ablukalarını güçlendirmeye yarıyor. Bu da Yemen'de gıda sıkıntısı getiriyor. Bütün bunlar insanlık dışı şeylerdir."


Erdoğan'a destek kabul edilemez

Alman devletinin, çözüm sürecini dolaba kaldırarak yeniden savaş konseptini devreye koyan Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı desteklemesini de eleştiren Buchholz, "Erdoğan, Kürtlere saldırırken Alman Federal Hükümeti'nin kendisini desteklemesi kabul edilemez bir durumdur. Türk ordusu Kandil'i bombalarken siviller ölüyor. Bütün bunlara bağlı olarak da göç tetiklenmektedir."


Irkçılıkla gönülsüz mücadele ediliyor

Almanya'da mültecilere yönelik saldırılara da değinen Sol Parti milletvekili bu konuda koalisyon hükümetini eleştirdi. "Irkçılıkla gönülsüz mücadele ediliyor" diyen Buchholz, bir yandan ırkçılık kınanırken bir yandan da iltica yasalarının sertleştirildiğini ve 'güvenli ülke' kategorileriyle Balkan ülkelerinden gelen göçmenlerin geri gönderildiğine işaret etti. 


Mülteciler hedef tahtasına konuyor

Mültecilerin barınaklara, çadırlara, kışla ve şehir eteklerindeki konteynerlere yerleştirilmelerine tepki gösteren Buchholz, "Mültecilerin insanlık dışı koşullarda tutulmaları onların Almanya'ya ait olmadıklarının izlenimi verme amaçlıdır" dedi. 

Hükümet yetkililerinin zaman zaman açıklamalarıyla mülteci ve göçmenleri hedef tahtasına koyduğunu ifade eden milletvekili, 

"Göçmen akını ve ekonomik göçmenler gibi terimler kötüleyicidir ve ırkçı bir mantıktır" eleştirisini yöneltti. 

Topluma yaşadıkları tüm sıkıntıların sorumlusunun göçmenler olduğunun empoze edilmek istendiğine işaret eden Buchholz, "Bu doğru değil. Siyasetçilerin görevi; krizlerin, savaşların ve sömürülerin gerçek sorumlularının kim olduğunu topluma anlatmaktır" dedi. 


Göçmenler ekonomik döngüyü besleyecek

Alman ekonomisinin yeni gelen mülteci ve göçmenler ile daha da büyüme fırsatı yakaladığını belirten Christine Buchholz, "Almanya'ya gelen göçmenler sorunsuz ve çalışabilir insanlardır. Bu kişiler çalışarak ekonomik döngüyü besleyecek insanlardır" dedi. 90'lı yıllarda Balkanlar'da savaştan kaçan binlerce insanın Almanya'ya sığındığını hatırlatan Buchholz, "Ama gördüğünüz gibi Almanya hala ekonomik olarak çok güçlü. Yani iddia edildiği gibi göçmenler ekonomiye zarar vermedi aksine güçlendirdi. Bugün de aynı durum sözkonusu" tespitinde bulundu. 


Göçmenler kimsenin parasını yemiyor

"Halka, sığınmacıların onlara rakip oldukları söylenerek aşırı sağcıların ekmeğine yağ sürülüyor" diyen milletvekili, "Oysa işsizlik parası alan bir kişi, göçmenler olmayınca bir cent daha fazla almayacaktır" dedi. 


Haksızlığa karşı birlikte mücadele etmeliyiz

Dünyada giderek artan neoliberal ekonomik politikaların kriz ve savaşlara dolasıyla da göçe de neden olduğuna dikkat çeken milletvekili, tüm bu yanlış politikalara karşı durulması çağrısı yaparak "Sığınmacılarla birlikte onların ve kendi haklarımız için mücadele edebiliriz. Eşit ücret, adil mali paylaşım, işçilerin haklarının korunması gibi tüm konularda ortak mücadele ederek başarı sağlayabiliriz" mesajını verdi. 


DÎLAN BİÇER / HABER MERKEZİ 


1332

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA