Amaç kişiliği parçalamak

İspanya'da 16 yıl boyunca tek kişik hücrede kalan Basklı siyasetçi Tomax Carrera Juarros, "Tecritte tek duyduğun yüzünü bile görmediğin gardiyanların ayak sesleri ve kapıların kilit sesleri. Tecridin kişiliğinizi parçalamaktan başka hiçbir amaç ve hedefi yoktur " diyor.

12 Aralık 2012 Çarşamba | Dizi

Bir işkence yöntemi olarak tecrit 3

İspanya'da Basklı siyasetçi Tomax Carrera Juarros, 1979-1995 yılları arası 16 yıl boyunca tek kişik hücrede tecrit altında kaldı. Normal olarak her gün 23 saati hücrede geçiyor, 1 saat havalandırma ve banyo için ise sadece 6 dakikalık zaman tanınıyordu.
Hücreden havalandırmaya ya da banyoya gittiğinde ve geldiğinde üstünün her seferinde tamamen soyularak arandığını söyleyen Tomax Carrera Juarros, "Haftada bir altı dakikalık banyo zamanı çoğu zaman gardiyanların keyfi uygulamasıyla yaptırılmıyordu" diyor. Juarros, cezaevinde yaşadıklarını şöyle özetliyor: "İspanya'da iki türlü tecrit var. Eski tip cezaevleri ve yeni tip cezaevleri. Eski tip cezaevlerinde diğer tutuklularla konuşmak daha mümkün, fakat konuşurken yakalanırsan hemen hücreye konuluyorsun. Modern olan cezaevlerinde ise diğerlerini görmek ve konuşmak imkansız. Tek insani ilişkin gardiyanlarladır, o da asla seninle konuşmuyorlar. Hücreler 3'e 5 metre çapında. Küçük bir penceresi var ama pencere küçük delikleri olan bir metal ızgara ile kaplı. İçeri ışık girse de buradan dışarısını görmek imkansız. Biz buna diskotek etkisi diyoruz. Pencereden süzülen ışık ve dışarıyı görememek bir süre sonra yavaş yavaş görme yeteneğinizi kaybetmenize yol açıyor. Nesneler arasındaki uzaklık ve yakınlık farkını algılayamıyorsunuz. Tecrit hücresindeyseniz, sahip olduğunuz eşyalar sınırlı verilir. Yazları 2 tişört, 2 iç çamaşırı, 2 çift çorap, 2 pantolon, kış ise 2 kazak yaz ise tek kazak. Diğer eşyalarınız başka bir bölümde alıkonulur. Kitaplarınız için izin alabilirseniz sadece iki tanesini hücrenize alabilirsiniz. Eğer başka kitap almak istiyorsanız mesela eğitim için birisini geri vermeniz gerekir" diye açıklıyor.

Tecridin insan kişiliği üzerinde bıraktığı etkileri ise Juarros şöyle özetliyor: "Kişiliğinizi parçalamaktan başka hiçbir amaç ve hedefi yoktur tecridin. İçeride kendi tanık olduğum olaylar bunun kanıtı. İnsanların 15 gün tecritte kalarak nasıl konuşmayı unuttuklarını daha doğrusu konuşamadıklarını gördüm... Bunun bence iki nedeni var birincisi orada yalnızsın ve konuşabileceğin kimse yok, iletişim kurmanın olasılıkları ortadan kaldırılıyor, sessizlik sabit olan tek şey. İkincisi, tek duyduğun yüzünü bile görmediğin gardiyanların ayak sesleri ve kapıların kilit sesleri. Hiç görmüyorsun fakat hep aynı saatte o aynı sesleri duyuyorsun. Dünyadan ve hayattan koparılmışsın ama hala varolduğunu biliyorsun, biliyorsun ki hala sesin var ama senden alınmış, istesen de sesin çıkmıyor."


Guzman: Derin bir kuyudayım
Manuel Ruben Abimael Guzman Reynoso, eski felsefe profesörü… Peru'daki Aydınlık Yol hareketinin devrimci lideri. Yöneticisi olduğu siyasi hareket Peru'da, 1970'li yıllardan itibaren aktif oldu ve 17 Mayıs 1980 tarihinde itibaren hükümete karşı silahlı mücadele başlattı. Peru hükümeti tarafından terörizm ve vatana ihanet suçlarından aranan Guzman, 1992 yılında tutuklandı ve ömürboyu hapis cezasına mahkum oldu. Halen Lima yakınlarındaki Callao deniz üssünde tutulmaktadır. Aynı hapishanede Movimiento Revolucionario Tupac Amaru, MRTA lideri Victor Polay ve kaderin garip bir cilvesi olarak Fujimori döneminde hapishaneyi inşa ettiren eski istihbarat şefi Vladimiro Montesinos kalmaktadır.
400 sayfanın üzerindeki düşüncelerini "De puno y Letra" adındaki kitapta toplayan ve ve bunu dışarıya çıkarmıyı başaran Guzman, kitapta gerilla dönemindeki anıları, yakalandıktan sonra mahkemede yaptığı savunma ve geleceğe dönük düşünceleri yer almaktadır. Aynı kitapta tecrit koşullarına da dikkat çeken Guzman, sadece yazdıklarını okuduğu zaman sesini duyduğunu belirterek "Burası bir mezarlık ve derin karanlık bir kuyu gibi. Kimse konuşmuyor, nasıl acı çekerseniz çekin kimsenin umrunda değil. Beni ayakta tutan en önemli yanım yoldaşlarımı özlemek ve halkımın özgürlüğe kavuşmasını bilerek ve hissederek yaşamamdır' diyor.
Guzman'nın avukatı ve ABD eski Hukukçular Birliği Başkanı Dr. Enrique Gonzalez, özellikle müvekili için basında çıkan provokatif ve manipüle içerikli asparagas haberlere dikkat çekerek "Bu bir gözde düşürme girişimidir" diyor. Reuter Haber Ajansı'na konuşan Gonzalez, Guzman'ın önemli biri olduğu için bu tür haberlerin yapıldığını tek kelime konuşma hakkı olmayan bir mahkuma ilişkin yapılanların aslında onun fikirlerinde ve gücünde korkmanın bir işareti olduğunu belirterek "Her manipüle ve asparagas haber yapıldığında ben Guzman'dan ne kadar korktuklarını düşünerek okuyorum" diyor. Gonzalez devamla "Tüm girişimlerin gözde düşürmek için yapıldığını ama bunun bir öfkeye yol açtığını artık bilmeyen yoktur" görüşüne yer verilmiş.

Möller: Üçlü tecrit yıkımı

RAF üyesi Irmgard Möller, 1972-1994 arasında 22 yıl tecritte kaldı. Ona ve RAF üyesi diğer arkadaşlarına farkılı bir tecrit yöntemi uygulandı. Hedef bu kez bir kişiden fazla bir gurubu psikolojik etkiler altında kırmaktı. Möller, bu yöntemi şöyle anlatıyor: "Ya tek başımaydım ya da Almanya'da küçük grup tecridi denilen tecridin bir türünü yaşadım. Bu tecritte 3 kişi bir araya konuyor ve birbirlerine uzun yıllar içerisinde zarar vermeleri bekleniyor. Tutsaklığımın son 14 yılında küçük grup tecridinde kaldım. Orada 3 kadın tutsaktık. Birbirimizden başka hiç kimseyi görmedik ve başka hiç kimse ile konuşma şansımız olmadı. Başka hiçbir tutsağı da görmedik. Havalandırmaya çıktığımızda da bizden başka sadece otomatik tüfekli gardiyanlar ardı. Sadece üçümüz vardık. Üçlünün kendi arasındaki ilişkilerin bir gün kıralacağı hesaplanıyordu. Bu kırılma kişi veya kişilerde tam anlamıyla bir yıkım olacaktı. 14 yıl böyle geçti."
Almanya bu deneyde kendisine özgü sonuçlar çıkarmıştı. Bu sonuçları yanlız RAF üyeleri üzerinde denemedi aynı zamanda hatta eş güdümle farklı mekanlarda deneyler yapıldı. Möller, bunun bilincindeydi, "Üç insan bir araya konulunca neler olacağı araştırıldı. Örneğin Atlantik Okyanusu'nda bir bot üzerinde kalan üç kazazedenin birbirleri ile ilişkileri araştırıldı. Bu araştırma sonuçları daha sonra bize uygulanan küçük grup tecridinde kullanıldı. 50'li yıllarda Amerika'da da bu konuyla ve sonuçları ile ilgili deneyler ve araştırmalar yapılmıştı. Sonuçta tecritte insanların varolan kişiliklerini kaybettikleri ve dışarıdan yeni kişiliklerin empoze edilmesinin mümkün olduğu ortaya çıkarıldı. Bu araştırmalar başarılı olunca bu sefer bizim üstümüzde denediler."
Möller, yapılan deneylerin kendisi üzerinde bıraktığı etkileri ise şöyle tarif etmeye çalışıyordu, "...hatırladığım, tecritte kendi vücuduma bile yabancılaştığımdı. Bugün tekrar vücudumla ilgili normal duygulara sahibim. Örneğin dizimle kafam arasında inanılmaz bir mesafe varmış gibi geliyordu ya da bacağımın bana ait olmadığı hissine kapılıyordum. Bunun böyle olmasının sebebi sürekli olarak kapalı ve hiç bir değişikliğin olmadığı bir hücrede kalmamdı. Yapabileceğiniz en fazla şey hücre içinde üç adım ileri üç adım geri gitmekti."

Jim McVeigh: Dışarısı hissetmiyor

Kızıl Ordu Fraksiyonu'nun (RAF) ilk grubunda tutuklanan Irmgard Möller, Bask halkı için direnişin sembolü olan Mitxel Zarazketa, neredeyse bütün yaşamı cezaevinde geçen Jim McVeigh, kendi ülkelerinin en önemli siyasi mahkumları olarak anılıyor. Çok uzun süre -ortalama 15-20 yıl tecride maruz kalmışlar. Hücrede geçirdikleri yıllar hakkında konuşurken ciddi anlamda zorlanıyorlar. Şu sıralar İrlanda Belfast Ulusal İşçiler Sendikası'nda görev yapan ve IRA'daki aktivitelerinden dolayı yaklaşık yirmi yıl cezaevi yatan Jim McVeigh, sekiz yıllık tek kişilik hüçresinin özetini "Bu gezegende yalnız siz yaşıyorsunuz hissi, çok güçlü bir şekilde bedeninizi sarıyor" diye tarif ediyor.  Jim McVeigh tecridin yığınsal deneyler sonucu elde edilen verilerle bilinçli, planlı ve organizeli bir şekilde gerçekleştirildiğini belirterek tecridi, "Bu sıradan bir hücre cezası değil. Kurgular üzerine oturmuş bir metottur. Kesinlikle sizi hiçselleştirmeye hedeflenmiş bir uygulamadır" şeklinde tarif ediyor. Bugün dışarıda olmasını ise yaşadığı tecritle şöyle kıyaslıyor: "İnsanlar mahkumun yaşadığı tecridin ağırlığını ve hedeflerini bilseydi hiçbir tecrit amacına ulaşmayacaktı."

Miyn Kyung: Tecrit tasarlanmış bir cinayettir

Kuzey Kore'nin Güney Pyongan Hapishanesi'nde 18 yıl boyunca tecrit altında tutulan siyasetçi Psikolog Miyn Kyung, Uluslararası Af Örgütü gözlemcilerine ilginç açıklamalarda bulunuyor. Kendisi üzerinde uygulanan psikolojik baskı yöntemlerinin ABD, İngiltere, Rusya ve Almanya'dan alındığını belirterek, "Burada uygulanan yöntemler, aslında yine bu ülkeler için bir deney merkezi niteliğindeydi" diyor. Bu sonuçların yine söz konusu ülkeler tarafında müttefik ülkelere verildiğini belirten Kyung, devamla "Tecridin kırılması, kesinlikle kamuoyunun duyarlılığına bağlı. Hiçbir manipüleye yer verilmeden tecridin hissedilmesi ve üzerine gidilmesi ve kamuoyunun denetim bilgisi altında olması şüphesiz tecridin açacağı olumsuz etkileri aşağıya çekelecektir" diye ekliyor. Tecride alıştırılmış bir topluluğun aslında en az mahkum kadar tecrit altında olacağını belirten Kyung, tecridin günümüz dünyasındaki yerini "Tasarlanmış, bilinçli ve koordineli bir cinayet" olarak tarif ediyor ve ekliyor: "Kamuoyu buna alıştıkça, alıştırıldıkça tecridin ağırlığı artıyor ve kişi hücresel bir bölünme, parçalanma yaşıyor."

Kürtler Öcalan'ın tecridini kırabilir

Görüşlerine başvurduğumuz Merkezi İngiltere'de bulunan Cezaevleri Araştırma Merkezi (ICPS) danışmanı Psikolog Anton Shelupanov, tecridin hiçbir koşulda kabul edilemeyeceğini belirterek, "Bu bir ceza yöntemi olarak uygulanmıyor. Uygulanan tamamen bir intikam yöntemidir" dedi.
Shelupanov, özellikle muhalif mahkumlar üzerinde uygulanan tecrit yönteminin birçok amacı içerdiğini belirterek, "Kişiyi gözden düşürme, kişiliğini parçalama, kamuoyu nezhinde itibarsızlaştırma, kişi üzerinde uygulanan psikolojik yöntemlerle mahkumu hiçleştirme, kişinin düşünce dünyasını parçalama ve düşünsel yeteneklerini yok etmeye yönelik" dedi.
Shelupanov, bunun bir ceza yöntemi ile ilgisinin olmayacağını belirterek "Tecrit altında tutulan mahkumlara yönelik gerçekleştirilmek istenen esas hedef, iktidarı eleştiren düşünceleri parçalamaktır" dedi. Hiçbir iktidarın kendisini eleştiren muhaliflere tahammül edemeyeceğinin altını çizen  Shelupanov, "Özellikle kitlelere veya kamoyuna mal olan muhalifler için tecrit tamamen intikam almaya yönelik gerçekleştirilir" dedi. Tecridin sadece mahkuma yönelik olmadığını da sözerine ekleyen Shelupanov bu uygulamanın aynı zamanda, tecrit edilen kişi üzerinde kamoyuna yönelikte gerçekleştirildiğini belirterek, "Hedeflenen kamoyunun tecridi içselleştirmesi, sıradanlaştırması ve alıştırılmasıdır. İkinci önemli hedefi ise tecrit altında tutulan kişiyi, kamuoyu nezhinde çeşitli araçlarla ve yöntemlerle manipüle etmesidir. En son noktada önemsizleştirilen bir muhalif mahkumun, artık düşünceleri ve fikirleride önemsizleşmiştir. Daha doğrusu o fikirler artık kamoyunu etkilemeyecektir hedefleri üzerinde çalışmalar yapılır" dedi.

Öcalan'a tecridin çok özel hedefleri var

Cezaevleri Araştırma Merkezi danışmanı Psikolog Anton Shelupanov, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a uygulanan tecridin tamamen siyasi hedefler içerdiğini vurguladı ve devamla şunları söyledi: "Öcalan normal bir cezaevinde ve normal koşullarda kalmıyor. Tamamen özel ve ağır tecrit koşulları altında yaşıyor. Öcalan sonuçta siyasi bir muhalif ve geniş bir tabana hitap ediyor. Öcalan 30 yıllık silahlı bir örgüte hükmedebiliyor. Tecridi bunun dışında görmek mümkün olamaz."
Shelupanov, Öcalan üzerinde uygulanan özel koşulların, çok özel hedefleri olduğunu belirtti. Çok özel hedefler konusununun tamamen Kürt sorunu, PKK ve silahlı mücade olduğunu belirten  Shelupanov, "Öcalan üzerinde Kürt sorununu kırma, PKK'yi dizayn etme ve sorunun çözümünü mevcut devlet mantığı içinde elemek olabileceğini belirtebilirim" dedi. 
Shelupanov son olarak "Siyasi boyutları ve hedefi ne olursa olsun sonuç itibarıyla Öcalan üzerinde uygulanan tecridin kabul edilemez. Yakın çevresi başta olmak üzere genel kamuoyu buna alışmamalı ve bilinmeli ki, tecridin panzehiri özgürlüktür" dedi. BİTTİ


Anket sonuçları ürkütücü boyutta


                                       İki yıl içindeki artış oranları%
Göz rahatsızlıkları:                                 18.5
Başağrısı:                                                33.5
Kas/iskelet ağrısı:                                  12.3
Mide rahatsızlıkları:                               9
Cilt hastalıkları:                                       11
Diş sorunları:                                          9
Kalprahatsızlıkları:                                 24.9
Böbrek/idrar yolları:                              4
Hemoroid:                                               5.5
Bedende uyuşma:                                 18.5
Faranjit/boğaz hast.:                             17.7
Ciğerde rahatsızlık:                                2.5
Tansiyon:                                                9.5
Ellerde egzama:                                      10
Alerji:                                                      8.1
Astım:                                                     3
Hepatit                                                    2.4
Tüberküloz:                                            23.6
İşitme kaybı:                                           8.7
Fistür:                                                      3
Şeker:                                                      1.8
Sedef:                                                      0
Kanser:                                                    09.1
Guatr: 0/1/1

PSİKOLOJİK SORUNLAR ANKETİ (yüzelli mahkum üzerinde)       

                                Teçrit öncesi kaç kişide           Teçrit içinde kaç kişide oluştu
Baş ağrısı:                                            21                               105
Unutkanlık:                                          7                                  94
Yoğunlaşamama:                                 11                               87
Işık ve sese karşı duyarlılık:               17                               84
Gerginlik:                                                33                              84
Kulak çınlaması:                                    27                               72
Kolay/ani sinirlenme:                            7                                 71
Sürekli yorgunluk hissi:                      14                                67
Kalp çarpıntısı/ritm bozukluğu:           5                                 51
Nefes darlığı:                                        23                                 49
Alınganlık:                                             9                                  47
Takıntılar ve tahammülsüzlük:            14                                44
Her şeye karşı isteksizlik:                     4                                  31
Boşluk duygusu:                                  14                                 31
Ortalığı dağıtma isteği:                         23                                 26
Kurgular:                                                19                                  26
Sakinleştirici ilaç kullananlar:              15                                  21


ALİ ONGAN


1070

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA