Dikta Körlük

kemalbulbul44@hotmail.com | 16 Eylül 2015 Çarşamba

KEMAL BÜLBÜL

Geçen yazımızda insani yanılgıdan yaptığımız bir hatayı düzeltelim. Ola ki devleti temsil edenler "İnsan olduklarını" anımsar, barış için bir şeyler yapar diye "İnanın İnsansınız… Yapabilirsiniz" demiştik. Lakin devletin insan olmadığını unutmuşuz! Devlet insanlığı ve yaşamı hedef alan bir mekanizmadır. Kendi varlığı için insana ihtiyaç duyar. Hazin bir durumdur ki devlet kendi varlığının için ihtiyaç duyduğu insanı "Devletin bekası ve bölünmez bütünlüğü için" yok etme potansiyeline de sahiptir. Bu bağlamda "Tek devlet" demek "Devlet olsun da gerisi lazım değil" demektir. 

"Tek devlet" için Kürdistan’da savaş durumu yoktur. Katliam vardır. Dolayısıyla Kürdistan’da uygulamaya konan Muaviye terörü Cizre’de özel uygulamaya dönüştürüldü. Kimi basın yayın kuruluşları, kurumlar bu duruma "Ağır insan hakları ihlali" diyor. Mevcut hal "Ağır insan hakları" değil yaşamı katletme durumudur. Haliyle yapılacak eylem, etkinlik, çalışma ve değerlendirmeler de bu durum üzerine yapılmalıdır. 

Kürdistan’da yaşamı kirli özel yöntemle katleden Yezit terörü, batıda sokaklara saldığı barbarlarla şimdilik tehdit ve linç, sonrası için katliam provası yapıyor. Tabloyu insani bir dil, edebi bir yöntemle anlatabilmek mümkün değildir. Cizre’de kurşunlanmadık ev, topa tutulmadık sokak bırakmayan devlet terörü 20. Yüzyılın hemen başında "Hamidiye Alayları" İttihat Terakki zihniyeti, Koçgiri katliamıyla başlattığı süreci 21. Yüzyılın başında güncellemiştir. Dikkatle incelenirse 1921 tarihli Teşkilatı Esasiye ile görece "Barış" ortamı sağlanmış, İttihat Terakki’den devşirilen yöntemlerle cumhuriyeti kurma hazırlıkları tamamlanınca, 1924 Anayasası Türk/İslamcı ırkçılığın temeli oluşturmuştur. 21. Yüzyılı aynı zihniyetle sürdürmeyi planlayan devletin yeni projesi kabaca şudur. 

Sayın Öcalan’ın özene bezene oluşturduğu 2013 Newrozuyla dünyaya duyurulan barış projesini 1921 Teşkilatı Esasiyenin yarattığı avantajlı ortam gibi kullanarak, Yeni İttihatçı, tekçi Türk/İslam Devletini "Payidar kılmaktır!" Bu kirli projenin hedefi kimilerinin dediği gibi "Muhalefeti susturmak" değil, farklı olanı yok etmektir. 5 Nisan 2015 İmralı görüşmesinde Sayın Öcalan’ın "Bu son görüşmemiz olabilir!" cümlesi de bunun tanımıdır. Hal böyle olunca, ya bizim bilmediğimiz, görmediğimiz, anlamadığımız, parlamenter siyasetin bildiği, anladığı, gördüğü bir şey var. Ya da durumun vahameti anlaşılamamış! Diliyoruz ki demokrasilerde toplumsal sorunları çözmenin temel aracı olan parlamenter siyaset doğruyu biliyor, görüyor ve uyguluyor! 

5 Nisan 2015 tarihinden beri yaptığı her katliamı bir başka Yezit oyunuyla gündemden düşüren zihniyet, bırakın düşünmeye, eyleme müdahale etmeyi nefesimizi dahi kontrol altına almak istiyor. Bu cinnet ve kudurmuşluk hali diktatörlük değil dikta körlüktür. Bu yöntemler ziyadesiyle uygulanmadı mı? Uygulandı! Peki amaçlanan sonuç alındı mı? Hayır! O halde "Perhizdeyim" deyip bunca haltı yemenin sebebi ne ola ki? Yine dikkat edilirse 20 Yüzyıl planı 1. Dünya savaşının kirli ve kanlı örtüsü altında uygulamaya konmuştu. 21. Yüzyılın planı da adı konmamış 3. Dünya savaşının kirli ve kanlı örtüsü altında, fırsattan istifade geçiştirilmek isteniyor. 

"Ağır insan hakları ihlali" olmayıp, "Tek devlet" için insanı yok etmeyi hedefleyen bu kirli, özel proje sadece direnişle, sadece parlamenter politikayla, sadece hukuki mücadeleyle, sadece dayanışma duygusuyla aşılamaz. Her biri gerekli ve yaşamsal olan bu yöntemlerin çok senkronize bir uyumu ve yönlendirilmesi gereklidir. Kürdistan’da devletin uyguladığı sokağa çıkma yasağı ve çıkanı dışarıda, çıkmayanı evinde katletme, batıda devletin özel beslediği canilerle sokakları kuşatıp, yakıp yıkarak oluşturulan korku atmosferi ancak canilerin katliam naralarını bastıracak güçte ortak bir ses ve ortak bir meşru eylemsel duruşla olabilir. Böylesine caniliğin egemen olduğu bir ortamdan, demokratik bir genel seçim değil, adından başka bir şeyi kalmamış olan demokrasinin kavram olarak da yok edildiği "Tek devlet, tek millet, tek din" ülküsüyle tek iktidar ve tek başkan hülyasının olduğu dikta kör bir rejim çıkar. Bir yönüyle 7 Haziran seçimlerinde oluşan hakikatin dikta körleştirdiği zihniyet umuyoruz ki 1 Kasım'da kötürüm olacak!..   



5442
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: