Türk rejimi değişmiyor, çöküyor!

17 Ağustos 2015 Pazartesi

UFUKTAN

Türkiye’de Erdoğan ve AKP’nin, müzakere ve diyalogla sorunu çözme yerine Kürtlere karşı savaşı yeniden yükseltmesi ve ardından yaşanan gelişmeler, devlet-Kürt ilişkilerinde artık geriye dönülemez kalıcı bir duruma işaret ediyor. 

Her ne kadar, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin, anayasal olarak kesinleştirilmesidir“ diyerek, ’tek adam rejimi’ni ilan etse de, aslında genel anlamda yaşananlar rejimin değişiminden ziyade, çöküşünü ifade ediyor.  

Bakur, Başûr ve Rojava’da Kürtlere karşı en ağır tekniği kullanılarak yürütülen savaşta Kürt gerillasının etkisini kıramayan Erdoğan yönetimindeki Türk devleti, sivil katliamlarla Kürtleri sindirmeye yoğunlaşmış durumda. Yargısız infazlar sonucu her gün birkaç Kürt çocuğu veya genci katledilmekte ve çoğunluğu çocuk olan sivillerin ölümüne ilişkin hiçbir devlet görevlisi hakkında dava açılmıyor. Yaşananlar; Erdoğan’ın kendisi açısından değiştiğini söylediği rejimin, Kürtlere yalnızca inkar ve imhayı reva gören tekçi zorba mantığının hiç değişmediğini ve hala "Kürtsüz" bir gelecek saplantısında olduğunu gösteriyor. KCK ise bu katliam politikasına karşı halkı, "öz savunmayı geliştirmeye ve Türk polisini ve askerini mahallelere sokmamaya" çağırdı.

Erdoğan, Türkiye’yi, Ortadoğu’daki diktatörlük rejimlerinin son üyesi ilan etmesine Türkiye’nin diğer topluluklarının nasıl tepki göstereceğine önümüzdeki günler tanıklık edecektir ama Kürtler, kaderi ne Erdoğan ve şebekesine ne de tekçi zorba rejimin insafına bırakmaya niyetli. 

Nitekim; son günlerde KCK’nin öz yönetimleri geliştirme çağrısı, Bakur’da yankı bulmaya devam ediyor. Sivil alanda yaşanan bu gelişmelerin yanısıra, son olarak HPG gerillaları da Mûş’ûn Gimgim ilçesinde kontrolü ele alıp, Türk devlet yetkililerine, çatışma ve can kaybı yaşanmaması için "sokağa çıkmama" çağrısı yaptı.

Bakur’da bugünlerde yaşanan bu tablo, Türk devletinin kurumlarını bir bütünen çıplak "işgalci bir güç" pozisyonunda yansıtır durumda. Bu da, tekçi despotik rejimin değişime değil, çöküşe yol aldığının en açık ifadesidir.




6135
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: