İki ayrı uygarlık: Theresa May ve Anna Campbell

22 Mart 2018 Perşembe

DİLAR DİRİK

Londra‘da yapılacak olan Gençlik Newrozu’na giderken, Kürdistan özgürlük mücadelesi ile yeni tanışmış olan bir dostumuzla sohbet ediyorduk. YPJ saflarında şehit düşen Anna Campbell (Hêlîn Qereçox) ile bir dönem çalışma yürütmüş olan bu İngiliz arkadaş, bu kötü haberden çok etkilenmişti. Konu halk örgütlenmesine geldiğinde, arkadaşımız böyle bir ifadeyi kullandı: "Bizim insanlar kendi tarihlerini bilmiyor. Öyle bir kültür dayatılıyor ki işçi sınıfına! Emperyalizm, kraliyet, sömürgecilik, ırkçılık, kölecilik. Ama bizim, özellikle işçilerin bambaşka bir direniş tarihi de var. Yüzyıllarca burada insanlar hem feodal dönemde hem de kapitalizme karşı mücadele yürütmüş. Bu tarihi insanlara yeniden ulaştırmamız gerekiyor!"

Aslında arkadaşımızın söyledikleri tam da bugünkü İngiltere’nin siyasi durumunu özetliyor. Bir yandan Theresa May, Erdoğan’la 100 milyon Sterlin’lik silah ticareti imzaları atarken, Anna Campbell YPJ’li arkadaşlarına ısrarla Efrîn’e gidip savaşmak istediğini söylüyor. Bir yandan Theresa May’in hükümeti, "Kendi sınırlarını savunmak Türkiye’nin hakkıdır" derken, Anna Campbell, saçlarını siyaha boyayıp Efrîn direnişine imzasını atıyor. Uluslararası faşizme karşı enternasyonalist bir kadının kahramanca duruşu. Sınırları aşan kapitalist modernite zihniyeti ve pratiğine karşı sınır tanımayan devrimci bir kadın. İki ayrı uygarlık, iki ayrı tarih. Peki İngiltere halkına hangi tarih anlatılıyor? 

Anna Campbell’in şehadet haberinin ardından basındaki ele alınış tarzları bile bu soruya hızlı bir cevap bulur. Bazı anlamlı ve değerli yazılar özellikle Anna Campbell’in (Hêlîn Qereçox) babasının prensipli, cesur ve hatta devrimci duruşunu yansıttı: "Ben kızımı kaybedebileceğimi biliyordum. Ama benim kızım Rojava’ya eşitlik, özgürlük uğruna gitti. Ben onu tutamazdım." Bu güzel yazıların ardından enternasyonal savaşçıları karalayan yazılar da yayınlandı: "Ölümü anlamsızdır, kendi ülkesinde kalsaydı daha farklı çalışmalar yapardı" gibi apolitik gözüken, ama aslında devrimci ideoloji ve pratiklere birebir saldırı olan değerlendirmeler... Liberalizme uygun bir şekilde, objektif, rasyonel görünerek, sanki hem sağa hem sola karşı aynı mesafede buluyormuş gibi görünerek, aslında insanların özgürlük mücadelelerine darbe vurmaktır bu tür davranışlar. Bu durum ise egemenlerin tarihe bakışları ile ilgilidir. Anlamı şudur: Britanyalılar asla devrimlere meraklı olmamalı. Ve hatta Britanya’nın bu kirli savaşlarda oynadığı rolleri hiç sorgulamamalı. Onlar için sadece emperyalist, devletçi tarihi yazanların kuralları geçerli olmalıdır. Egemenlerin sistemine göre Anna Campbell gibi anarşist genç bir kadının kahraman, korkusuz, radikal duruşu boşa çıkarılmalı.

Abdullah Öcalan, savunmalarında belirttiği gibi tarih boyunca her zaman iki uygarlık birbiriyle kavga içinde olmuştur. Birisi egemenlerin, devletlerin, iktidar sahiplerinin, egemen erkeklerin, sömürgecilerin uygarlığı; diğeri ise halkların, ezilenlerin, kadınların, gençlerin, işçilerin uygarlığıdır. Tarihi saraylarında, iktidar merkezlerinde, resmi ideolojilerde insanları esir tutan bu devletçi uygarlık tüm çabalarına, zor ve şiddete rağmen bu özgürlükçü uygarlığı asla bitirememiştir. İnsanların, halkların, kadınların özgürlük hasreti, onların varlığını sağlayan ve koruyan güçtür. 

Savaş suçları işleyen, katliamcı, tecavüzcü, barbarlara silah satan, yüz yıl öncesinde de Kürdistan topraklarını yapay sınırlara ayıran Britanya devleti, Anna Campbell gibi enternasyonalist bir kadın devrimciyi kaldıramaz. Çünkü Anna Campbel (Heval Hêlîn) direnişiylee, Efrîn savaşında tüm bu resmi ideolojileri ve sistemleri alt üst etmiştir. O yüzden onun şehadetini anlamsızlaştırmaya çalışıyorlar. Ama şehit arkadaşımızın yüreğinden bunu görüyoruz ki; halkların, ezilenlerin, kadınların özgürlük tarihi hala tek tek yazılıyor. Kendi canlarıyla bu özgürlük uygarlığın destanlarını yazıyorlar. Kadınları çirkinleştiren resmi tarih bunu görmese de kadın öncülüğünde, halklar bu tarihi yaşamsallaştırıp, yüceltiyor. Anna Campbell; Hêlîn Qereçox’un anısının önünde saygıyla eğiliyorum.



1937
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: