Kaybedecekler!

29 Ocak 2018 Pazartesi

GÜLİZAR TURAL

Tarih boyunca milyonlarca insanın sınırsız zenginlikte duygu ve düşüncelerini kucaklayan Efrîn toprakları, 10 gündür faşizme geçit vermiyor. Adı bile içimi ısıtan Efrîn’i Türk savaş uçakları, tankları aralıksız vuruyor. Bakmaya kıyamadığınız zeytin denizine 10 gündür havanlar, obüs topları düşüyor. Efrîn 10 gündür faşizmin siyah ruhsuzluğuna, yemyeşil ruhuyla direniyor. Faşizmin öldüren gerçeğine karşı yeşerten ruhuyla savaşıyor. Faşizmin kısır döngüsüne karşı dört mevsim doğurganlığıyla direniyor. Tarihin en büyük alçaklıklarından birini yaparak zeytin dalımızın adını çalsalar da, Efrîn’in zeytin dalları kadar sayısız eylemle püskürtülecekler. 

PKK’nin 40 yıllık savaş tarihinde karşı karşıya kaldığı en stratejik NATO operasyonlarından biri daha 10 gündür Efrîn’de sürdürülüyor. Türkiye adına olsa da bu operasyonun NATO aklıyla, stratejisiyle, tankı-topu silahıyla gerçekleştirildiğini tüm dünya biliyor. NATO’da ilgili yetkililerin “Türkiye’nin sınırlarını koruması meşrudur’’ açıklaması bunu ispatlıyor. İngiltere başbakanı May’in “Türkiye’ye DAİŞ’le mücadelelerinden dolayı teşekkür ederiz’’ sözleri bu gerçeğin altına imza atmaktır. ABD açıklamaları, bu gerçeğin farklı yüzüdür. Bu operasyona dair uluslararası hukuk denilen kandırmacadan bahsetmek anlamsız. Çünkü Rêber Apo’nun tanımıyla hukuk; “…devletin siyasi güç eyleminin kalıcı, kurallı ve kurumlu bir biçim almış hali, bir nevi donmuş, sakin, istikrar kazanmış devlettir. Devletle en çok bağı olan bir kurumdur.’’ Bu kurum Efrîn operasyonunda halklara karşı yürütülen vahşete meşruluk adına giydirilmeye çalışılan bir elbise. Meşruiyet dedikleri, dünyadaki tüm halk düşmanı güçlerin ittifak sözleşmesidir. NATO’nun oluşum ve gelişim tarihi de budur. Paçavraya dönmüş olsa da NATO üyesi devletler bunu kullanma yüzsüzlüğünden vazgeçmiyorlar. Halklar, insanlığın temel değerleri ve tarih karşısında “meşru hak” yalanına sarılmaya devam ediyorlar. 

 NATO’nun ordusu Kürdistan özgürlük mücadelesinin kazanımlarına ve bunun garantisi olan güçlere karşı 10 gündür Efrîn’de savaşıyor. Erdoğan istediği kadar “kendi göbeğimizi kendimiz keseriz” naraları atsın, o NATO gizli gladyosunun halkların özgürlük mücadelesini karşı faşizm üreten etkili bir kadrosu olarak iş başında. 2013 müzakere sürecine başlarken Rêber Apo “Bilinen güçler devreye girmezse yine, bu süreçten umutluyum’’ demişti. PKK tarihi boyunca Kürtler ne zaman tarihi fırsatlar yakalamışsa bilinen bu güçler devreye girdi. 100 yıldır Kürtlere statüko tanımayan, yok sayan bu akıl tüm gücüyle 40 yıldır bu oyunu bozan PKK ile savaştı. Kuzey Kürdistan’da, Güney Kürdistan’da ve son 7 yıldır akla hayale gelmez komplolarla Rojava’da. Çocuk, kadın, tarih, kültür, yaşam, sevgi-aşk düşmanı DAİŞ’i bu toprakların başına bela olarak geliştiren de aynı güçler. Kobanê’yi yerle bir ettikten sonra “yardım eli” uzatanlar da bu güçler. Bir NATO yetkilisi Efrîn’e karşı operasyon başlamadan önce ABD’nin kuracağını ilan ettiği 30 bin kişilik ordu gücünün militan yapıyı entegre etme amaçlı olduğunu itiraf etti. O orduyu kurmayı hedefleyenlerle Türklere Efrîn’e girme onayı veren güçler aynı güçler. 

Son dönemde Alman ve Rus basını başta olmak üzere “Yine kullanılan Kürtler oldu” “Kürtler her zaman kullanılma temelinde ele alındı” vb. haberlerle Kürtleri aptal yerine koyarak hakaret eden bazıları da bu güçlerin medya kolu olarak çalışıyor. Kürtler’in yürüttüğü meşru savunma savaşını gölgelemeyi ve anlamsızlaştırmayı amaçlıyorlar. Kürtlerin bu topraklardaki varlığı, mayadır. Barışın, sevginin, umudun, direncin, insan olmanın, maneviyatın mayasıdır. Doğal toplum özelliklerini korumaya çalışan tüm Kürt ve Arap toplulukları insana dair güçlü hafızalardır. İnsan olmaktan çıkan ya da çıkarılan toplumların doğasına insan olmanın mayasını çalmaktan vazgeçmeyen bir umuttur. İnsanlığından vazgeçmeme, onun için direnme, kendi küllerinden tekrar tekrar kendini yaratmanın türküsüdür. Efrîn bu ısrarın en temel kalelerinden biridir çünkü tarihin kök hücrelerinden biridir. Bugün Efrîn’in Türkiye kılıflı bir NATO operasyonuyla hedef alınmasınının en temel sebeplerinden birisi budur. Efrîn’de tarihi köklerinden kopanlar, tarihin kök hücrelerine karşı savaşıyor! 

Kaybedecekler! Çünkü “donmuş akıllar” yaşamın bütünlüklü akışkanlığına direnemezler. Yaşamın bütünlüklü akışına en güzel örneklerden biri Efrîn’dir. Efrîn’de tarihle bugün, halkların farklı renkleri, ortak ve huzurlu yaşamı, kültür ve coğrafya akışkan bir bütünlük olarak karşılar sizi. Efrîn’in her karış toprağında işlenmiş bir sevgi, emek, yaşam aşkı var. Efrîn, hepsinin toplamı olarak direniyor şimdi. Devletlerin donmuş aklı, asla kavrayamayacakları, teslim alamayacakları bu bütünlüklü yaşam akışına, Efrîn’e yenilecektir. Avesta Xabur’un ve binlerce Kürt kızının fedailik enerjisini asla okuyamayacaklar. Bu hareketin anti-İskender karakterinde boğulacaklar. Tarihten bugüne olduğu gibi tüm pervasız iktidar güçleri gibi okuyamadıkları kültürlerin, ruhların, toplumsal sırların ve akışkan enerjilerin girdabında kaybolacaklar. Efrîn, gelecek kuşaklara, yaşamın en güçlü akışkan enerji kaynaklarından biri olarak akmaya devam edecek. Herkesin gücü oranında bu akışkan enerjinin bugününe ve geleceğine dahil olma tarihi şansını anlamlı kullanması diliyorum. Topraklarını terk etmeyen Efrîn halkı başta olmak üzere tüm Efrîn direnişçilerini saygı ve sevgiyle selamlıyorum.



1250
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: