Bir hakikatçi, ışığın kutbu, Sûhreverdî

kemalbulbul44@hotmail.com | 08 Aralık 2017 Cuma

KEMAL BÜLBÜL

(826. Yılında sevgi, saygı ve aşk ile…)

Hakikat her zaman iktidarlar tarafından “Tehlikeli” görülmüştür. Zira hakikat iktidarın bekasını, hükümdarın çıkarlarını değil insanların, toplumların ve cümle varlığın var olma, varlığını eşitlik, adalet dengesinde sürdürmesini esas alır. Hal böyle olunca hükümdar, kral, devlet, imparatorluk ya hakikati esir almaya ya da hakikatçiyi satın almaya çalışır. Satın alıp kendine benzetip, çıkarlarına hizmet edecek noktaya getirirse ne ala! Ki hakikat davası güden bir aydın, ermiş, filozof veya siyasetçi iktidara teslim olduğunda zaten hakikat davasından vazgeçmiş demektir. Egemene teslim olan hakikatçi, hakikati de teslim etmiştir. Egemenlik, tahakküm, iktidar, zulüm, baskı ve zorbalıkla hakikat uzlaşamaz! Tarih biraz da hakikat ile zulmatın hikayesidir. Tarihin kimi dönemlerinde, bu gün çok çarpıcı biçimde yaşadığımız gibi hakikat esir edilip, kirletilmeye çalışılsa da hakikat ve hakikatçi değerinden bir şey yitirmez! Günümüz devlet, iktidar, zulüm ve katliam durumu hakikati daha güncel ve ihtiyaç duyulan yaşamsal bir olgu haline getirmiştir. Kirli sistemlerin zihnimizi, duygu dünyamızı kuşatması sonucu unuttuğumuz ya da değerini yeterince bilmediğimiz tarihe iz bırakmış, hakikati savunmanın bedelini yaşamıyla ödemiş nice hakikatçiler vardır. Bunlardan biri de Kürt Filozof Kutbü’l İşrakin Şihabeddin Sûhreverdî’dir. 

Kürt filozof, ermiş, ışığın kutbu Kutbü’l İşrakin Şihabeddin Sûhreverdi. Doğumu 1155 Sûhreverd… İran’ın Zencan Eyaletinde bir KÜRT Kasabası. Hakka Yürümesi 9 Aralık 1191 Halep Kalesi… Selahaddin Eyyubi’nin EMRİYLE İşkence edilerek Halep Kalesinde KATLEDİLDİ. 

38 Yıllık ömrüne insanlık tarihine ve hakikate ışık tutacak birçok eser bıraktı. Bunlardan bazıları; Hakikat’ül İşrak, Akl-î Sor, Gurbet’ül Garbiye, Pertev Name, Heyakilu’n-Nur, Elvahu’l-İmadiyye Şihab, (Bi Kurdi: Çîk) kıvılcım anlamına gelmektedir. Çağdaşı ve akrabası olan Şihabeddin Ömer Sûhreverdî ile karıştırılmamalıdır. Akrabası olan Şihabeddin Ömer Sûhreverdi Konya’ya kadar gelmiştir. 

Hallacı Mansur’un, Beyazid Bestami’nin, Baba Tahêr Üryan, Ebul Vefa Kurdî gibi ermişlerin hikmetlerine vakıf olmuş, işrakin (Işık) nuruyla mücehhez bir hakikatçidir. Zerdüştilik, Manicilik, Antik Mısır ve Yunan felsefesini incelemiş, döneminin en önemli entelektüelidir. Asıl adı Yahya bin Habeş bin Emîrek. Birçok konudaki bilgisi nedeniyle Şihâb yıldızından esinlenerek Şahabeddin veya Şihâbeddin olarak anılmış, bir Kürt köyü olan Sühreverd'de doğduğu için de Sûhreverdî (Sûhreverdli anlamında) olarak anılmıştır. Onu akrabası olan Şihabeddin Ömer Sûhreverdî’den ayrıştırılabilmek için “Maktul” künyesiyle de anılır. İşkenceyle katledildiği için daha sonra künyesine Sûhreverdî'nin ardından Maktûl de eklenmiştir. Eğitim için Merağa şehrine giderek Fahr-i Razi’nin üstadı Şeyh Mecduddin-i Ceyli’nin yanında hikmet ve fıkıh dersleri almış ve bu ilimlerde önemli dereceler kazanmıştır. Daha sonraları İsfahan şehrine gelerek burada Zahiruddin Kari’nin indinde ilim tahsiline devam etmiştir. İbni Sina felsefesini bütün derinliğiyle kavrayan Sûhreverdî’nin o dönem meşhur ders arkadaşları arasında daha sonra felsefeye şiddetle karşı çıkan Fahruddin-i Razi’de bulunmaktadır. 

Sûhreverdî aldığı eğitimden sonra çeşitli yolculuklar yapmış, bu yolculukları sırasında dönemin önemli düşünürleriyle tanışmış ve onlardan çok etkilenmiştir. Bu yolculuklarında Anadolu ve Suriye’ye gelmiş, Halep’te Selahaddin Eyyubi’nin oğlu Melik Zahir tarafından saygıyla karşılanmıştır. Melik Zahir’in Halep’te kalması teklifini kabul eden Sûhreverdî’nin düşünceleri yerleşik anlayışın dışına çıkan muhalif ve sorgulayan düşüncelerdir. İnancını ve düşüncelerini korkusuzca ifade etmesinden rahatsız olanlar, çeşitli suçlamalarda bulunarak Sûhreverdî’yi Melik Zahir’e şikayet ettiler. Ancak Melik Zahir önce bu şikayetlere aldırış etmedi. Bunun üzerine iktidarın fetvacıları Sûhreverdî’yi Selahaddin Eyyubi’ye şikayet ettiler. Suriye’yi haçlıların elinden yeni almış olan Selahaddin Eyyubi hem kendi itibarı için ve hem de ulemanın desteğine ihtiyaç duyduğundan Şamat’lı alimlerin şikayetlerini hemen değerlendirmiş, "Devletin bekası için" oğluna Sûhreverdî’nin cezalandırılmasını söylemiştir. Selahaddin Eyyubi’nin emri sonucu Sûhreverdî 1191’de (H.587) yılında Halep Kalesinde hapsedilmiş otuz sekiz yaşlarında işkenceyle katledilmiştir. 

Kutb’ül İşrakin Şihebeddin Sûhreverdi FÜTÜVVET Ehlinin (Ahilik) öncülerindendir. 

Aşk öyle bir sırdır ki Cebrail ona mahrem değil,

Aşk öyle bir remizdir ki onu hak edenden başkası hem dem değil. (Sûhreverdî)



325
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: