Cizre sarı, kırmızı, yeşil...

halilsavda@gmail.com | 01 Aralık 2017 Cuma

HALİL SAVDA

Kendi derinliğinin en karanlık kuyusuna saklansan da iktidarın kılıcı gelip buluyor insanı... Kendinle cebelleşirken kilometrelerce uzaktaki diyarlara kaçıp gitsen de Cizre çığlıklar için de seni çığlık atmaya itiyor!

10 Ekim 2017’de Mezopotamya Haber Ajansının internet sayfasına şöyle bir haber düştü:

“Cizre’de 90’lı yılların zulmü hortladı.”

Cizre’nin Cudi Mahallesindeki bir bakkalın vitrininde yan yana dizilmiş Sarı, Yeşil, Kırmızı renkli Buzlaş gören polisler dükkan sahibini önce gözaltına almakla tehdit ettiler, sonra da ‘eğer bunları kaldırmazsan dükkanını kapatırız’ dediler.

Buzlaş Cizreli çocukların geleneksel içeceği.

Buzlaş çocukluğumun vazgeçilmeziydi.

Bakkal buzlaşların rengini değiştirdi, değiştirmek zorunda kaldı.

2015 Eylül’ünden başlayarak Cizre AKP iktidarı tarafından adım adım ölümün ve yıkımın içine itildi. Şehir 6 ay içinde 400 canını verdi ve binlerce ev harabeye döndü.

Devlet neden bir şehri harabeye çevirir?

Sarı, yeşil, kırmızı renkli buzlaşlarla büyüyen çocuklar sarı, yeşil ve kırmızının içerdiğini yaşamak istedikleri için.

Pekki neydi bu üç rengin içerdiği?

Kürtler kendi gibi yaşamak istiyor.

Bu nedir?

Özgürce, eşit ve adalet içinde.

Türkiye devleti zorba ve gaspçı.

Bu zorba ve gaspçı iktidar sarı, yeşil ve kırmızı renkli kız ve oğlanların aynı renkteki hendeklerine top ve tanklarla saldırdı ve üç renkli üç bodrumda 120’den fazla kız ve oğlan diri diri yakıldı.

O üç bodrum o üç renkli buzlaşların hemen yanı başındaydı!

Cizre Eylül 2015’ten bu yana yas içinde. Bitti mi?

Hayır ama, hayat devam ediyor.

Tam 30 ay sonra düğünler yapılmaya başlandı.

29 Kasım 2017’de aynı haber ajansının sayfasına bir haber daha düştü:

„Cizre’de düğünlerde sarı, kırmızı ve yeşil renkler yasaklandı.”

Düğün için Cizre Emniyet Müdürlüğü’nün izni şart. Düğünün yapılması için Cizre Emniyet Müdürlüğü dört şart koşuyor:

1-) Halay başı ve araç konvoylarında sarı, kırmızı ve yeşil renkler taşımamak veya sallamamak; 2-) zafer işareti yapmamak; 3-) havai fişek patlatmamak ve 4-) örgütsel şarkılar çalmamak!

Bu yasaklara uyulup uyulmadığını kontrol için de polis zırhlı araçlarla düğünleri kontrol ediyor.

Eğer bunlardan birisi ihlal edilirse polisler aniden müdahale eder ve düğün iptal olur. Bununla da yetinmezler düğün sahipleri hakkında yasal işlem yapılır.

Polisler düğün yerinde kimlik kontrolleri yapıyorlar.

Devlet bu uygulaması ile öfke biriktiriyor!

OHAL uygulaması ve bu uygulama kisvesinde yürüttüğü zulüm ile Kürt karşıtlığında Türk milliyetçiliğini besliyor.

Bu bir zehir ve bu zehrin panzehiri de oluşmak durumunda-oluşuyor.

Devlet öldürüp kanattıkça Cizre gibi bizler de iyileşmek zorundayız. Devlet kirlettikçe biz arınacağız.

Bu böyle olmazsa bu milliyetçilik zehri ve kirlilik içinde yaşam ve biz yok oluruz.

Cizre bütün bu zulme inat milliyetçilik biriktirmedi-biriktirmiyor.

Türkiye renk yasaklayabilecek kadar zavallı ve hoyrat bir yönetimi olan kurak bir ülke. Bu zavallılık ve hoyratlık aşılmadıkça maalesef ki bu kuraklıkta bitmez.

Gel de bunca hoyratlığa sessiz kal!

Bu hoyratlığa susanlar reziller ve kullanışlı zavallılardır.

Susanlar var ama biz o susanlardan değiliz.



695
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: