Tahir Elçi en radikal savunmasını yaptı son nefesinde

g.yoleri@gmail.com | 01 Aralık 2017 Cuma

GÜLSEREN YOLERİ

Tahir Elçi katledileli iki yıl oldu. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı daracık bir sokakta, sadece polisler, basın elemanları, bir grup insan hakları savunucusu ve kayıtta çok sayıda kamera varken vuruldu Tahir Elçi. O günün üzerinden koca iki yıl geçti ama katili halen meçhul. Dönemin başbakanının katilin bulunacağına dair ettiği koca koca laflar neden havada asılı kaldı, soruşturma dosyasında neden anlamlı bir ilerleme yok, katili kimler neden koruyor sorularının cevapları ise yine başka bir soruda “Tahir Elçi neden öldürüldü?” sorusunda aşikar.  

Tahir Elçi’nin neden öldürüldüğünü anlamak içinse; sonrasında olanlara, uğrunda mücadele yürüttüğü barış, çatışmasızlık ve adalet alanında neler yaşandığına, devlet politikalarındaki, iktidar pratiğindeki değişime bakmak gerekir. Ve tabii ki, savunduklarının devlet ve toplum katında ne anlama geldiği iyi analiz edilmeli. 

Son iki yılda olanlar malum; sokağa çıkma yasakları, askeri operasyonlar, çatışmalar, bölgenin Kürtlerden arındırılması anlamında insansızlaştırma, tarihi ve kültürel yok etme operasyonları ve OHAL’le devam eden bir süreç. Çatışma ve savaş coğrafyamızın kabusu, barış bir umut olarak bile çok uzak, adalet ise yokluğunda herkesin uzlaştığı bir olgu bu gün.  

Faili meçhul siyasi cinayetlere, gözaltında kayıplara karşı mücadelesini bildiğim Tahir Elçi’yi cezasızlığa karşı yapılan bir toplantıda yakından tanıma fırsatı bulmuştum. Şimdi, onun faili cezasızlık zırhı ile korunuyor.  

Çatışma ve askeri operasyonların tarihi ve kültürel dokuya  verdiği zararları önlemek ve bu konuya dikkat çekmek için yapılan çalışmaların da bir parçasıydı Elçi. Koruma altına alınması gerekirken kurşun ve bombaların hedefi haline getirilerek tahrip edilmekte olan tarihi Dört Ayaklı Minare’nin ayakları dibinde verdi son nefesini.

Adalet, barış ve çatışmasızlık isteyen Elçi’yi katlettiler, bedenini kaybedemediler ama faili halen meçhul ve vurulup ayakları dibine düştüğü Dört Ayaklı Minarenin bulunduğu Sur’da yıkım devam ediyor. 

Ama mücadele de devam ediyor. Kıyasıya bir muharebe yaşanıyor bu gün. Zorba öldürüyor, tutukluyor, ceza veriyor ama umudu da mücadeleyi de bitiremiyor. 

Tahir Elçi’yi öldürenler, bundan yıllar sonra belki de “ biz onu uyarmıştık” diyecekler. Evet uyardılar, ölümle tehdit ettiler, komplolar kurdular, TV programlarında tuzak sorulara muhatap bıraktılar, hedef gösterdiler, göz altına aldılar, yargıladılar. Ama vazgeçiremediler, yolundan döndüremediler. Tahir Elçi en radikal savunmasını yaptı son nefesini verirken ve uğruna mücadele ettiği ne varsa zihinlere kazıdı. 28 Kasım’da Amed’de, Dört Ayaklı Minarenin ayakları altında, Tahir Elçi’nin düştüğü o yerde, binlerce Tahir Elçi vardı nitekim.



323
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: