Suriye kirizinde yeni gelişmeler ve bölgesel sorunlar

30 Kasım 2017 Perşembe

NAZMİ GÜR

Suriye’de DAİŞ bitirilme aşamasına getirilirken siyasi çözüm içinde taraflar yeni hamlelerle kendi kazanımlarını kalıcılaştırma çabası içinde. Oyun kuranlar ve oyun bozanların kıyasıya mücadelesi devam ediyor. Olan Suriye halklarına oluyor. İç savaş uzadıkça, ülkede ölümler ve yıkım sürüyor.

Astana ve Soçi’de alınan kararlar sorunun yalnızca bir boyutu. Öte yandan Cenevre-8 sürecide akamete uğrayacak gibi. BM ve uluslararası toplum henüz Suriye meselesinde inisiyatif alacak, devamlılığı olan ve nihayetinde kalıcı çözüme götürecek bir ivmeyi yakalamış değil. 

Gelişmeler son derece hızlı. Baş döndürücü gelişmelerin hızına yetişmek son derece zor. Dengeler, döviz piyasalarını andıracak bir şekilde sürekli değişiyor. Suriye’de kaybedenler hiç olmazsa kısa günün karı deyip Kürtleri tehdit etmekten geri durmuyorlar. Suriye halklarının geleceğini Soçi’de karar altına almaya çalışanlar, Suriye halklarına sorma gereği bile duymuyorlar. Buna birde telefon diplomasisini de eklersek, Suriye halkları için demokratik bir çözümün henüz çok uzak olduğu görülür.

ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan telefon görüşmesi ve konuşulanlar Türkiye’de neredeyse bayram havası ile verildi. Bu görüşme sonrası ilk açıklamayı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptı. Çavuşoğlu; „Sayın Trump da net bir şekilde talimat verdi ve bundan sonra YPG’ye silah verilmeyeceğini, esasen bu saçmalığa daha önce son verilmesi gerektiğini net bir şekilde söylemiştir.“ Bu açıklamanın ardından Washington’dan ard arda açıklamalar yapıldı. İlk açıklama Beyaz Saray’dan geldi ve Trump Erdoğan görüşmesine ilişkin bu açıklamada; „Başkan Trump, Reqa operasyonu tamamlandığına ve DİAŞ’ın geri dönememesi için istikrarı sağlama evresine geçtiğimize göre, Suriye’deki ortaklarımıza verdiğimiz askeri yardımlarla ilgili bekleyen ayarlamalar hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bilgilendirdi.“ Denilmesi dikkat çekici. Açıklamanın devamında, iki liderin, „Suriye’deki insani krizin sona erdirilmesi, yerlerinden edilmiş Suriyelilerin evlerine dönmesine izin verilmesi, kötü müdahalelerden ve teröristlerden arındırılmış birleşik bir Suriye’nin istikrarının sağlanması“ konusunu da görüştükleri açıklandı.

ABD’nin ve Koalisyon Güçlerinin, SDG’ye Reqa operasyonu kapsamında verdiği silah ve ekipman desteği konusunda ise Ankara’daki bayram sevincini yok eden bir yaklaşımın olduğu yapılan açıklamada açıkça görülüyor; „Eski politikamızla tutarlı bir şekilde, Başkan Trump, Reqa operasyonu tamamlandığına ve DİAŞ’ın geri dönememesi için istikrarı sağlama evresine geçtiğimize göre, Suriye’deki ortaklarımıza verdiğimiz askeri yardımlarla ilgili bekleyen ayarlamalar hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bilgilendirdi.“

Durum bu kadar açıkken Ankara’dan yapılan yanıltıcı açıklamalar iktidarın uluslararası alanda itibarını biraz daha yıpratmaktan başka bir işe yaramaz.  Efrîn konusunda hem Rusya’yı ve hem de koalisyonu zor durumda bırakmak için bir koz olarak kullanan Ankara, Suriye’de çözüme doğru evirilen süreci yeniden kaosa dönüştürme çabası içinde. 

Astana ve nihayetinde Soçi’de, Rusya, Türkiye, İran ve dolaylıda olsa Suriye arasında varılan „uzlaşma“, esas olarak ABD ve uluslararası koalisyonun katılımı ve Cenevre’de BM kararları doğrultusunda bir sonuca bağlanmadan, bu „uzlaşmanın“ hayat bulması oldukça zor görünüyor. 

ABD, Reqa’nın SDG tarafından özgürleştirildikten sonra, artık Suriye’de işim bitti deyip sırtını dönüp Ortadoğu’dan çekilmesi beklenmemelidir. Suudilerin Lübnan hamlesi, nerdeyse tek bölgesel güç olma yolunda ilerleyen İran’ı durdurma en azından değişen dengelere bir ayar verme olarak görülmeli. 

Reza Zarrab davası ile iyice çıkmaza giren Türkiye-ABD ilişkileri, Türkiye’nin bir süre daha ABD ile olan mücadelesini Kürtler üzerinden sürdüreceğini gösteriyor. Türkiye, Suriye Kürtleri ve Efrîn politikalarındaki bu yaklaşım ile ABD karşısında avantajlı bir pozisyon elde edeceğini düşünmektedir. Türkiye, Kürtlerin Suriye’nin geleceğinde rol oynamaması ve Suriye’de herhangi bir siyasal statü elde etmemeleri için kardeş Esad’a da kapıyı sonuna dek açtılar.



1004
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: