Giden bir dostun ardından...

fusun1@gmail.com | 30 Kasım 2017 Perşembe

FÜSUN ERDOĞAN

Onu İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda, gıyabında tanıdım. Hollanda Gazeteciler Sendikası adına duruşmamı izlemek, dayanışmak üzere gelmişti. Duruşma esnasında birden bir hareketlenme oldu. Hakim Ömer Diken “fotoğraf çekmenin yasak olduğunu bilmiyor musunuz” diyince, salondan birilerinin fotoğraf çektiğini ya da çekmeye yeltendiğini anlamıştım. Meğer fotoğraf çekmek isteyen sevgili Mehmet Ülger’miş. Hemen oracıkta gözaltına alınmış, avukatımın müdahalesiyle telefonuna el konularak bırakılmıştı.

Tahliye olduktan sonra telefonla aramış, duygularını paylaşmıştı. Hollanda’ya geldiğimde de, ayağımın tozuyla Hollanda Gazeteciler Sendikası’nın düzenlediği “tehlikeli alanlarda gazetecilik yapmanın sorunları”nı konuştuğumuz bir toplantıda bana tercümanlık yaptı. Toplantı öncesinde uzun uzun konuştuk, o sordu ben anlattım, ben sordum Mehmet anlattı...

Kısa bir süre sonra da kurucusu olduğu “Röportaj Vakfı”nda bir grup Hollandalı gazeteci ile yaptıkları aylık toplantılara davet etti. Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik saldırılar, tutuklu gazetecilerle dayanışma gibi konularla ilgileniyorlardı. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü için bir etkinlik planlıyorlardı.

Zor bir zamanımda Mehmet duruşmama katılmış, haber yapmak isterken, kendisi haber olmuştu. Duruşmada fotoğraf çekme girişimi, oracıkta gözaltına alınmasına sebep olmuştu. Önemsiz bir mesele olsa da, 2015 Ocak’ında bir belgesel çekimi için gittiği Türkiye’den çıkışına polisin engel olmasına, gözaltına alınmasına neden olmuştu.

Yardımsever, sıcakkanlı, sevecen bir dosttu Mehmet... 1962 Kayseri doğumlu. 1980’lerin başında Hollanda’ya yerleşmiş. 1985 yılında kurulan Hollanda-DİDF’in ilk genel Başkanlığını yapmış. Tilburg Gazetecilik Akademisi’nden mezun olmuş. 1990’lardan itibaren de EenVandaag, KRO Spoorloos, NOVA, Zembla, Het ANP, Trouw, Contrast, Wordt Vervolgd, De Humanist, De Groene Amsterdammer, De Volkskrant ven Onze Wereld gibi değişik ajans, televizyon ve gazetelerde çalışmış. Mehmet 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kapatılan Hayat Televizyonu’nun kurucularından. 2001-2007 tarihleri arasında Hollanda Gazeteciler Sendikasında aktif olarak basın özgürlüğü üzerine çalışmalar yapmış. Bir dönem sendika yönetiminde yer almış.

Üretkenliğiyle, çalışkanlığıyla, hoşgörü ve yardımseveriyle tanınan sevgili Mehmet; Hollanda’da kaçak işçiler sorununu ele alan “Hollanda’nın Kör Noktası”, Türk faşistlerin ve mafyanın rolünü anlatan “Bozkurtlar”, Türkiyeli göçmen işçilerin yalnızlığını anlatan “Kimseye Sıkınt Vermek İstemiyorum” kitaplarının yanı sıra... Mevsim Çocukları, Zara’nın Mektubu, Çocuk Ellerinde Beyaz Altın, Çocuk Ayakkabılarında Cesir ve Anadolu’dan Laleler Ülkesine adlı belgeseller yapmış.

Röportaj Vakfı’nın toplantılarına Med Nuçe Tv’de çalışmaya başlayınca ara vermek zorunda kaldım. En son News Channel Tv, Sterk Tv ve Ronahi Tv’nin RTÜK’ün isteği üzerine Eutelsat tarafından kapatılması gündeme geldiğinde aramıştım Mehmet’i. Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştireceğimiz “Basın Özgürlüğü Konferansı”na davet ettim. Hollanda dışındaydı. Kanser illetiyle savaştığını bilmiyordum. Pazar günü bir arkadaş söyledi çok hasta olduğunu. Pazartesi ise hayatını kaybettiğini öğrendim...

Şu son iki yılda sık sık Cemal Süreya’nın “Her ölüm erken ölümdür” dizelerini paylaşmak düştü payıma. Kanser illeti önce teyzemi, ardından iki abimi ve yeğenimi, iki genç arkadaşımı Hatice ve Sultan’ı aldı. 27 Kasım sabahı da bir başka dostu kaptı aramızdan... Üzgünüm hem de çok...

Bugün sevgili Mehmet’i son yolculuğuna uğurlayacağız. Mehmet toprağıyla buluşacak... Rotterdam Alevi Derneği’nde sevenleri, dostları Mehmet’le vedalaşacağız. Hayat arkadaşı Astrid’e, kızlarına ve tüm ailesine, dostlarına, sevenlerine sabır ve metanet diliyorum. Güle güle sevgili Mehmet. Sevgi toprağın, yıldızlar yoldaşın olsun, ışıklar içinde uyu... 



806
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: