Basında yenilenmek ve yaratıcılık

ilhamadarbakur@gmail.com | 24 Kasım 2017 Cuma

İLHAM ADAR BAKIR

Tüm dünyada özgürlük, bağımsızlık, barış ve demokrasi talebiyle halkların verdiği mücadelelerde hiç kuşkusuz basının çok önemli bir yeri vardır. Egemenler, iktidarlar, işgalciler tarafından ezilen ve sömürülen halkalar aleyhine ters yüz edilen gerçeklerin ortaya çıkarılmasında, halkın aydınlatılıp bilinçlendirilmesinde, dünya kamuoyunun yaşananlar konusunda haberdar edilmeleri ve duyarlı kılınması konusunda basın paha biçilmez bir rol oynamıştır, oynamaktadır. Zaten bütün zor aygıtıyla egemenlik kuran iktidarlarda olduğu gibi Türkiye’de de basın kuruluşlarını kapatma, basın mensuplarını tutuklama ve hatta faili meçhul cinayetlere götürme gibi basın üzerindeki bunca baskı, iktidarların basının gücünden nasıl korktuklarının açık ifadesidir. Hiçbir hak mücadelesinin, basın olmaksızın sesini ve haklılığını duyurabilme şansı yoktur. 

Kürt basın geleneği de son bir yüz yıl ama özellikle son kırk yıldır Kürt halkının, Türkiye ve Ortadoğu halklarının verdiği emek, özgürlük ve demokrasi mücadelesiyle, mensuplarının öldürülmesinden, basın kuruluşlarının defalarca kapatılmasına kadar verdiği büyük bedellerle oluşturduğu muazzam bir direnişle dünya basın geleneği içinde önemli bir yere sahip olduğu su götürmez bir gerçektir. Yazılı Türkçe gazete yayıncılığında Özgür Gündem gazetesi geleneği, Kürtçede ise Azadiya Welat geleneği, Avrupa’da yayın yapan Özgür Politika geleneği, televizyon yayıncılığı alanında ise Med Tv geleneği başlangıcından bu yana destansı bir direnişle hakikatleri ortaya çıkarma görevini layıkıyla yerine getirmiştir. 

Yazının başında geliştirdiğim bu uzun açıklama biraz sonra bu yayın kuruluşlarına dair yapacağım eleştirilerde “yiğidin hakkını yiğide teslim ettikten sonra” asıl meseleye geçmek kaygısıyla yapılmıştır. Özellikle sosyal medya ağının ve olanaklarının gelişmesi ile birlikte klasik tv ve gazete yayıncılığı eski önemini yitirmeye başlamıştır. Artık insanlar dünyanın en ücra köşesinde gelişen bir olaydan neredeyse saniyesi saniyesine haberdar olabilmekte ve çok farklı kaynaklardan gelişen bir doğrulama şansına sahip olabilmektedirler. Muhabir aracılığıyla habere ulaşma, haberi doğrulatma, yayın merkezine ulaştırma ve bunun yayına hazırlamak gibi bir sürü vakit kaybettiren süreçten geçerek haber yapmak zorunda kalan klasik yayıncılık bu anlamda önemini yitirmeye başlamıştır. Fakat bu durum asla klasik tv ve gazete yayıncılığının bir öneminin kalmadığı, değerli olmadığı anlamına gelmiyor. Sosyal medya bu hızlı iletişim olanağına rağmen önemli oranda bir derinlikten yoksun olma, haberleri hızla ulaştırıp tüketme, insanları yoğun bir enformasyon bombardımanına tutarak verilen haberlerin insan aklında ve duygusunda hakkettiği oranda yer bulmasına izin vermemektedir. 

İşte klasik yayıncılığın değeri tam da burada ortaya çıkmaktadır. Bu haberlerin ayıklanması, yeterince derin analiz ve yorumunun yapılması, gündemde uzun süre kalarak etkisinin yitirilmesinin engellenmesi olanaklarına sahip olan klasik yayıncılıktır. Yine aktüel programlar, yazı dizileri ile belgesel film ve belge gazete yayıncılığı ile emek ve demokrasi mücadelesi, kültür ve sanata, kıyıda köşede kalmış insan hikayelerine dair dosya haberlerin hazırlanması vb pek çok şey klasik tv yayıncılığının temel işlevlerinden bazıları olarak önerilebilir. Ve bütün bunların mutlaka yenilikçi ve yaratıcı bir tarzda ele alınması, işlenmesi gerekiyor. 

Fakat ne yazık ki Kürt basın geleneği bu anlamda yeni dönem yayıncılığına uygun bir değişim ve dönüşüm ortaya çıkarmayı başaramamakta, eskiden beri bildiği ve uyguladığı klasik ve klişe yöntemlerle bir yayıncılık geliştirmekte ve sunmaktadır. Bir haber spikerinin oturduğu yerden sanki oraya zorla oturtulmuş gibi asık ve ciddi bir yüz ifadesi ve hepsi klişe olan cümlelerle sunduğu haber saatleri, pek çoğu son derece sıkıcı, birbirine benzer ve hepimizin zaten bildiği şeyleri söyleyip duran ve aslında hiçbir tartışmanın olmadığı insanların konuştuğu tartışma programları, televizyonun konseptiyle alakasız bir şekilde sadece saat doldurmak için pat diye araya giriveren müzik video klipleri. Ve televizyon konsepti demişken aslında bir konsepte sahip olunmadan ya da konseptin ne olması gerektiği üzerine ciddi bir tartışma yürütülmediğini gösteren bir tarzda rastgele yapılan bir yayıncılık söz konusu olan. İhtiyaca cevap olamayan hiçbir şeyin varlığını uzun süre sürdürebilmesi ve değerli kalabilmesi mümkün değildir. Bu verdiğim örneklerin çoğu yazılı basın için de geçerlidir. Yer olmadığı için tek tek örnekleyemiyorum. Belki başka bir yazının konusu.



397
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: