Ucuz et ve cinayet

ilhamadarbakur@gmail.com | 10 Kasım 2017 Cuma

İLHAM ADAR BAKIR

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin gündemi yine Brezilya dizilerini aratmayacak olaylar, entrikalar, haberlerle doluydu. Bir haftalık olayları ele almak istesen hangisinden başlayacağını bilemiyorsun. Bütün bu olup bitenler, bir trajediyi anlatmak isterken komik duruma düşmüş bir film gibi cereyan ederken, ağzımın tadını bu kötü filmle kaçırmayayım deyip kültür sanat gündemine dalayım desen o mahalledeki tiyatro oyunu ülke gündemindeki pespaye traji-komik filmden daha beter.

Kemalist, laik, seküler, modern, çağdaş sıfatlarının kıblegâhı İzmir’den yetişmiş ve bu şehrin bu sıfatlarını doğuştan benliğinde taşıyan, film ve dizi sektörünün güzide ve gözde bir kadın oyuncusu bilmem kaç yıl önce sosyal medyada yaptığı bir paylaşımdan ötürü Türkiye’nin ulu hakanının zevcesinden özür diliyor. Bu arada Ulu Hakan ve avanesi Atatürkçülüğü yeniden keşfetme ve Kemalist laik seküler cenahtaki oyları 50+1 oya tahvil etmek için yeni bir peşrev atma peşinde. Eğitim bakanı ülkedeki liselerin yüzde beşine tekabül eden altı yüz liseye giriş için yapılacak sınavdan bahsederken geriye kalan ülkenin yüzde doksan beş lisesinin niteliksiz olduğunu, nitelikli eğitim almaya bu ülkenin gençlerinden ancak yüzde beşinin layık olduğunu itiraf ederken kıyamet kopmuyor.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki ülkenin ana akım güzide medyası bu şiddet haberlerini, şiddeti kınamak, şiddetle ilgili bir duyarlılık ve farkındalık yaratmak, yaygın bir eğilime dönüşen şiddet kültürüne karşı yaygın ve etkili bir tepkiyi örgütlemek, ülkeyi yönetenleri bu konuda tedbir almak üzere sorumluluğa davet etmek için bu yayınları yapmamaktadırlar. Bilakis şiddeti kanıksatmak, normalleştirmek ve yeniden üretmek bu yayınların temel amacı. Dikkat edilirse bu yayınların hiç birinde ülke insanının neden bu hale geldiği, bu ahvalin sosyal, siyasal sebepleri üzerinde bir analiz geliştirildiğini görmek mümkün değil. Biraz önce verdiği haberde savaş uçaklarının bilmem kaç tonluk bombalarla kaç insanı etkisiz hale getirdiğini çok normal ve sıradan bir şeymiş gibi anlatan haber sunucusu on yaşındaki oğlunu, kendisinden boşanmak isteyen eşinden intikam almak için öldüren adamla ilgili haberi verirken “bu nasıl olabilir, böyle bir vahşet bu ülkede nasıl yaşanabilir” diye ülkesi adına hayıflanma ifade eden nidalar eşliğinde şaşkınlığını dile getirebiliyor. 

Ardı sıra gelen ve bir erkek tarafından öldürülen bir kadın haberinin üzerine ithal ucuz etle ilgili habere geçiliyor. Ha uçaklarla etleri paramparça edilmiş insanlar; ha kocalar, babalar tarafından öldürülmüş sokak ortasında yatan kadınların bedenleri, ha boğazı babası tarafından kesilmiş çocuğun haberindeki kurbanlık koyunu andıran çocuğun gözleri, ha tarım bakanının fakirler de arada bir et yiyebilsinler diye ithal ettiği ucuz etlerin haberleri. Üstelik biraz önceki ülkenin kanlı tablosundan sonra verilen ithal ucuz et haberine ızgara üzerinde pişirilen dumanı tüten et görselinin verilmesi de ihmal edilmiyor.

Ülkenin bir bütününe bu deli gömleği giydirilmiş haline dair artık ne bir sinema filmine rastlayabiliyoruz, ne bir tiyatro oyununda bu durum ele alınıyor ne de sanatın herhangi bir alanı bütün bu olup bitenler karşısında bir tavra sahip. Bırakalım bir eserinde bu durumu ele almayı, bu yaşananlara bir itiraz geliştirmeyi geçmişte öyle ya da böyle bu durumu sosyal medya üzerinden, yahut bir demecinde eleştirmiş olan sanatçılarda bundan dolayı pişmanlık ve özürlerini dile getirme yarışına giriyorlar. Özür yetmiyor, bu iktidarın ne muhteşem işler yaptığını, sanata ve sanatçıya nasıl destekler sunduğunu anlatacak kadar ahlaki bir yozlaşma içine girebiliyorlar. 

Tüm yükselen bu vahşet tablosunun, insanlardaki vicdan ve ahlak çürümesinin, yedikleri ekmeğin etin pahalı olmasının, ülkedeki okulların yüzde doksan beşinin niteliksiz hale gelmesinin temel sebebinin bu ülkede Kürtlere karşı sürdürülen savaş olduğunu bu ülkenin sanatçıları anlatmayacaksa kim anlatacak. Bunlar elbet bir gün herkes tarafından anlaşılacak. Anlaşılacak anlaşılmasına da geriye yaşanacak bir ülke kalacak mı orası muamma. 



504
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: