Uzakdoğu ve Ortadoğu’da savaş tamtamları yükseliyor

08 Kasım 2017 Çarşamba

AYKAN SEVER

Trump Uzakdoğu turuna beklendiği gibi “hızlı” başladı. Edebiyat severliği ve Orwel’in 1984’ünü bize unutturmamak için olsa gerek, Japonya’daki Yokota Üssü’nde Amerikan askerlerine seslenirken Kuzey Kore’ye dönük savaş tehditleri savurdu ve “hiçbir ülke Amerika’nın kararlılığını hafife almamalı, Amerikan ordusunun barışı korumak ve özgürlüğü savunmak için gerekli kaynaklara sahip olduğunu” söyledi. Yani bilindik formül “barış için savaş”a yine başvurdu. Arada bize 70 küsur yıldır birçok soruna neden olan Japonya’daki ABD üslerinin niye var olduğunu da bir zahmet açıklasa kati suretle huzura erecektik, fakat onun yerine “kutsal ticaret”e el atarak Japonya’yı silahlandıracağını açıkladı.

Amerikan yönetimindeki çok başlılık bu sorunda da kendini elbette gösterdi. ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tümgeneral M. J. Dumont, Demokrat Partili Temsilciler Meclisi Üyesi T. Lieu’nun K. Kore ile olası bir savaşın sonuçlarının ne olacağına ilişkin soru önergesini bir mektupla yanıtladı. Dumont özetle ”K. Kore’nin nükleer silahlanma programını belirlemenin ve tamamen yok etmenin tek yolu, karadan işgal” dedi. Bunun sonrasında ABD Lieu, Trump’ın “provokatif” mesajlarının diplomatik çözüm olanaklarının önünü tıkayarak ABD askerlerini tehlikeye atacağına dikkat çekti. Lieu Pentagon açıklamasını da referans göstererek “Savaş çıkarsa yüz binlerce hatta milyonlarca insan daha çatışmaların ilk günlerinde hayatını kaybeder.” dedi. Dış siyasette Pentagon yönetiminin ağırlığı ve giderek Trump ve çevresinin ABD elitleri arasındaki çekişmede kıskaca alındığı düşünülürse umarız Trump’ın savaş çığlıkları Metro-Goldwyn-Mayer’in sembolü aslanın kükremesi gibi sadece bir sada olarak kalır. 

Bu sorunun kolay kolay bitmeyeceği, iç çekişmelerin tırmanışının paralelinde Trump’ın da kendi rolünü ön plana çıkararak, dış siyasetteki hamlelerle işin içinden çıkmaya koltuğunu korumaya çalışacağı ise daha görünür bir gerçek. Son yayınlanan Paradise Papers’da yer alan bilgilere göre ABD Ticaret Bakanı W. Ross’un da aralarında olduğu Trump’ın etrafındaki çok sayıda isim yolsuzluk ve “Rusya bağlantısı” kıskancında. Ayrıca Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı M. Flynn ve oğluna suçlamada bulunmak için hem Rusya ile ilişkiler hem de Erdoğan rejimi adına lobi ve F. Gülen’in kaçırılması meselesi ile ilgili yeterli kanıt toplandığı iddiaları Amerikan basınında yer aldı. Bakarsınız Trump’la Erdoğan’ın kaderi birleşebilir. Ne olursa olsun dünyayı daha zor günler beklediği gibi ABD’yi de bekliyor. Son Teksas saldırısının gösterdiği üzere giderek artan katliamlar, ABD’nin yaşadığı siyasal krizin derinleşen bir boyutu olarak da okunabilir.

Postmodern karakterli 3. paylaşım savaşının sıcak cephesi Ortadoğu’da ise “DAİŞ sonrası” barış umudu taşıyan bölge halklarının hevesi adeta kursağında kaldı. Bu hafta sonu Kerkük ve Dêra Zor’daki bombalı saldırılarda yüzlerce sivil hayatını kaybetti. Lübnan Başbakanı Saad el Hariri’nin Suudi Arabistan’ın Başkenti Riyad’da “Hayatıma yönelik gizli kapaklı bir komplonun hazırlandığını hissediyorum” diyerek istifasını vermesi ise aksine başka bir komplonun başlangıcı olarak yorumlandı. Hariri, İran ve Hizbullah’ı hedef gösterirken onları desteğiyle ve uzlaşmasıyla o koltukta oturduğunu unuttu. Bu suçlamayla Ortadoğu’da yenilen ve bunu tersine çevirmek isteyen ABD-İsrail-Suudi ittifakının önüne yeni bir savaş ihtimalini hazır tepside sundu. Aceleci bir tesadüf sonucu olsa gerek(!) Pazartesi, Suudiler bir yıldan uzun süredir boş olan Irak ve Lübnan’daki makamlara büyükelçiler atadı

Suudi Arabistan’da gerçekleşen saray darbesi elbette tek boyutlu bir mesele değil. Fakat öncelikli olarak Suriye, Irak dahil Yemen ve Lübnan’da da 3. Dünya Savaşı’nı tırmandırmanın hazırlıkları için iktidarı tahkim uğraşı olarak düşünülebilir. Lübnan’dan yerel kaynaklar bu gelişmeyi bir “Suudi fitnesi” olarak yorumluyor, olası bir savaştan İsrail’in de zararlı çıkacağını söylüyorlar. Fakat, hazırlıklar sadece Suudileri işaret etmiyor. Nitekim geçen hafta Hizbullah ve Devrim Muhafızları’ndan sonra Heşdi Şabi’ye bağlı iki grubun terörist ilan edilmesi için ABD Kongresi’ne tasarı sunuldu. Ayrıca İsrail bu hafta tarihinin en büyük hava tatbikatını başlattı. 5-16 Kasım arasında gerçekleşecek tatbikata bin İsrail pilotu 300 savaş uçağıyla katılıyor. Tatbikata ABD, Fransa, Almanya, İtalya, Hindistan, Yunanistan ve Polonya da askeri gözlemciler gönderdi. İşaretler savaş tamtamlarının yeniden çalındığını gösteriyor, umarız bu durum sadece bir tehdit olarak kalır.



844
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: