ABD dış siyaseti krizde

11 Ekim 2017 Çarşamba

AYKAN SEVER

Amerika’nın dış politikada son dönemlerde izlediği çizgi alabildiğine belirsizliklerle yüklü ve bir stratejiden yoksun görünümü veriyor. Sadece son bir haftada olanlara baktığımızda dahi birçok tutarsızlığın olduğunu düşünebiliriz.

ABD’nin attığı adımlara kısaca göz atalım. Kral Selman Moskova’da Putin tarafından ağırlanırken ABD Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’a 15 milyar Dolar değerinde THAAD füze savunma sistemi satılmasına onay verdi. Arkasından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Katar’la yaşanan diplomatik kriz sebebiyle Körfez ülkeleriyle yapılan askeri tatbikatları durdurduklarını açıkladı. Bunları uzun uzun yorumlamaya gerek yok, Katar krizinin şekillenmesinde sadece Trump’ın oynadığı baş rolü hatırlatmanın yeterli olacağını düşünüyorum.

Aynı ABD, Barzani yönetimini bölgede inisiyatif geliştirmeye çalışan devletlerin (başta Rusya olmak üzere) adeta kucağına iten bir hamleye de imza attı. Peşmergeye maaş ödeme anlaşmasını uzatmadı. Erdoğan rejiminin Rusya himayesinde İdlib’e dönük geliştirdiği politikayı selamlayan ABD(1), aynı gün Türkiye’de vize işlemlerini askıya aldı. ABD ile Erdoğan rejimi arasındaki yağlı ballı ticarette hiç bir aksama yok. Ayrıca “tutarsızlık” sadece ABD cenahında değil. CHP’nin “derin” sesi Öztürk Yılmaz’a bakacak olursak Rusya ile (muhtemelen müzeye koymak için alacağı) S-400’ün pazarlığı yapıp duran Erdoğan rejimi, üç hafta önce ABD’ye Patriot alımları için teklif vermiş. Son olarak, Erdoğan’ın Ukrayna ziyareti sırasında Pentagon’a göz kırpan mahiyetteki açıklamaları ise S-400’lerin müzeye bile ulaşmayacağını gösteriyor.

Trump bunlarla da kalmadı, İran’la nükleer silahlar kapsamında yapılan anlaşmasının iptal edilmesini gündeme getirdi. Arkasından bir Western filminden kaçmış artistin umursamazlığıyla hem Kuzey Kore hem de İran’a karşı “askeri seçenek” tehdidini savurdu. Tabii bu konularda başta Dışişleri Bakanı Tillerson olmak üzere kendi partisi dahil birçok kesimden karşı çıkış var. Nitekim bu durum geçtiğimiz hafta içinde Tillerson’ın istifasını gündeme getirdi. Şimdilik atlatılmış gibi görünen krizin önümüzdeki günlerde yeniden alevlenmesiyle pekala Tillerson istifa edebilir.

ABD dış politikasındaki bu “bocalayan” görünümünün niye açığa çıktığına gelince, bir kaç faktör ön plana çıkıyor. İlki Ortadoğu’daki alınan “yenilgi” ve Rusya’nın küresel bir güç olarak yeniden sahneye çıkması. Bir diğeri Çin’in önlenemeyen ekonomik gücündeki büyüme. Ayrıca AB’nin yakın dönemde Almanya merkezli bir reorganizasyonla NATO ve ABD gölgesinden çıkmaya dönük hamleleri olarak sıralanabilir. Bunlar elbette ki sabit veriler değil. Zaman içerisinde bu alanlarda yapılan politik-askeri ve ekonomik müdahalelerle değişebilecek olgular ve maalesef tabloyu değiştirmek için ABD’nin kolayca başvurabileceği araçlardan biri savaş.

Son dönem iç politikadaki zaafiyet halleri (Trump yönetimi altında artan ırkçılık, arka arkaya gelen kasırgalar karşısında ülkenin bir kısmının acınacak duruma düşmesi, Las Vegas katliamı sonrası hükümetin sergilediği acizlik ve son olarak Amerikan futbol liginde çıkartılan kriz.) ve bütün sorunların katlanarak büyümesine yol açan Trump’ın öngörülemezliği de hesaba katılınca ABD’nin görünümün ötesinde ciddi bir biçimde hegemonya krizi yaşadığı söylenebilir. 

Bunun karşısında postmodern karakterli yeniden paylaşım savaşı sürecinde Rusya’nın etki alanlarının artışına şahitlik ediyoruz. Bu gelişmeler Latin milliyetçisi Maduro gibileri heyecanlandırsa da “yeni bir dünya” ya da 21. yüzyıl sosyalizmiyle bir ilgisi yok. Ama her konjonktür kendi “kullanışlı aptallar”ını üretir. Bu kez de anlaşılan bol bol “bağımsızlık” edebiyatı yapan ama başkalarının “bağımsızlık” demesine dahi karşı çıkanları dinleyeceğiz.

(1) ABD İdlip operasyonu ile ilgili açıklamalarında da tutarsızlık sergiliyor, İdlib’deki El Nusra hakimiyetinden dolayı Esad rejimini suçlarken, Erdoğan Rejimi-El Nusra anlaşmasını(Reuters) görmezden gelip şunları söylüyor: “ABD’nin Cebhet-üş-Şam olarak bilinen Nusra Cephesi ile ilgili pozisyonu değişmemiştir, örgüt El Kaide’nin Suriye’deki uzantısıdır ve Yabancı Terör Örgütleri listesindedir.” Tabii bunlara “diplomatik dil” diyenler olabilir ama bana sorarsanız  bu bir diyememe hali.



809
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: