ÖRTÜSÜZ

guleryildiz@gmail.com | 11 Ekim 2017 Çarşamba

GÜLER YILDIZ

Ahmet Cemal, “İnsana Dönmek” kitabında sorar:

“Gerçek hakkında ne bilirsiniz?”

“Gerçeğin hiçbir yalana benzemediğini bilirim.”

Ağzı kalabalıkların, yüreği ıssızların değil; ağzı ıssız, yüreği kalabalıkların harcıdır gerçeği tarif etmek.

Gerçek ya da hakikat, bir asfaltın üzerinde örtüsüzdür. 

Çıplaklık kelimesinin özellikle cinsiyetçi kılınan bir yanı vardır. Kadınları simgeler. Öyle olması istendiği için. Bedensel çıplaklık ileri aşamadır, saçının teli görünen kadını çıplak, saçı tamamen görüneni çırılçıplak sayan bir söylemin kurbanı olur her yıl binlerce kadın. 

Erkeğin çıplaklığı, sistemin tümünü rahatsız eder. Toplum, magazin bir faaliyet olarak sunulan zengin ve abartılı yaşam süren kadınların çıplaklığını nesneleştirip, ticari bir varlık haline getirirken, erkeğin çıplaklığını “onur, haysiyet, şeref” ile ilişkilendirir. 

Ve bir asfalta çırılçıplak yatırılarak çekilmiş iki erkek fotoğrafı, o erkeklerin dahil olduğu etnisiteye kalıcı mesajdır: Sizi erkekliğinizden soyar, fotosunu çeker, dünya aleme sunarız.” Türkçe meali, "sizin haysiyetinizi, şerefinizi, onurunuzu ayaklarımız altında paspas ederiz!" 

Üstenci bir ağabey diliyle "had bildirilir" özcesi.

Peki sonra?

O halk, iki çıplak ferdi üzerinden hizaya getirilmek istenir. Hiza devletin neyidir, ahlakın neresindedir bilinmez. Ama o “hiza” denen şey, Kürdün devletsiz tarihinde sık sık karşılaştığı bir son çizgidir. Devlet soyarak, inciterek, saldırarak, yok ederek, kendi “hiza”sına getirmek istiyor; ama bu halk soyulmasına, incitilmesine, saldırılmasına, yok edilmeye çalışılmasına karşın o “hiza”ya gitmiyor, direniyor.

Kürtler çıplaklığın karşısında çaresiz değil. Ne yapacağını, nasıl göreceğini, nerden tutacağını biliyor hiza karşısında. 

Celal Başlangıç’ın 2016’da kaleme aldığı, “Kürdü çırılçıplak soysan bile Türk yapamazsın, itaat de ettiremezsin” yazısında, Kürdü soymanın, başucuna koymanın ilk örneklerinden biri yer alır:

“Mayıs 1970'te Doğu Devrimci Kültür Ocakları'nın dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a verdiği rapordan bir bölüme bakalım:

"Köyün etrafı motorlu askerî araçlarla sarılmakta; helikopterlerle köyün üzerinde uçuşlar yapılmakta; köylüler, hiçbir şey sorulmadan dövülerek evlerinden alınmakta; köyün belirli alanlarına kadın erkek ayrı ayrı olmak üzere toplatılmaktadır. Burada köylülerden silah istenmekte fakat silah olmadığını söyleyen köylüler falakaya yatırılmakta, yerlerde süründürülüp kovalanmakta, birbirlerine bindirilmek suretiyle piramitler kurdurulmakta; bunlarla yetinilmeyerek çırılçıplak soyundurulmakta, kadınların mahrem yerlerine el atılıp iğrenç muameleler yapılmaktadır. Bu işkencelerde ölenlerin sayısı fazladır. Çırılçıplak soyundurulan kadın ve erkekler, üzerlerine su dökülerek, saatlerce kamçılanarak sehpalardan başaşağı astırılmaktadır. Bu işkenceler sonucunda intihara teşebbüs eden köylüler olmuştur. Yer yer çıplak edilen erkeklerin cinsel organına ip bağlanarak kadınların eline verilerek, bu şekilde bütün köy gezdirilmektedir. Yine çıplak edilen kadınların köy içinde bütün gün boyu dolaştırıldıklarına sık sık rastlanmaktadır."

90’larda ise aynı yöntem, yan unsurlarla devam ettirilmişti. Özel harekatçı Ayhan Çarkın’ın itiraflarındandı, anımsayalım:

“Bir adamı on tane çocuğunun içinde çırılçıplak soydular, bu terörle mücadele değildi. İhanetti. Biz orada insanların tırnaklarını çektik, işkence yaptık, dillerini yok ettik. Bize evinde yemek veren teyzeyi öldürdük. ‘Orada bir köy var, kurtarılması gerek’ dediler ama insanların ölüsüne dirisine yapmadığımızı bırakmadık.” 

Yani demem o ki, çıplaklık örtüsüzlük ise eğer, burada çıplak olan Kürt değil devlettir! Bir halkın ağzındaki dili, sahip olduğu aidiyeti bok yedirerek, çırılçıplak soyup asfalta yatırarak, 10 yaşındaki kız çocuklarına tecavüz ederek ortadan kaldırmaya çalıştığı, ama başaramadığının çıplaklığıdır o fotoğraf.

Ve sosyal medyaya sızdırdığı kendi çıplaklığıdır.

Herkes gördü… Gerçeğin hiçbir yalana benzemediğini en “çıplak” haliyle gördü. 

Gerizi laf ü güzaf… 

Gerisi makara kakara…



411
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: