Barış elçisi ama savaş malzemesi satışında üstüne yok

10 Ekim 2017 Salı

SERKAN DEMİREL

Katalonya Özerk Yönetimi tarafından düzenlenen bağımsızlık referandumuna yönelik İspanya’nın ortaya koyduğu saldırgan tutumunun yankıları birçok yerde olduğu gibi İsviçre’de kendini hissettirdi. 

İspanya hükümetinin ortaya koyduğu tutumu eleştirmekten kaçınan İsviçre, olayların yatışması ile birlikte her zaman olduğu gibi bir kez yine barış elçiliği rolüne soyundu. Hem İspanya hükümeti hem de Katalan yetkililer ile görüşen İsviçre Dışişleri Bakanlığı, taraflar arasında kurulacak diyalog sürecinde rol almaya hazır olduğunu dile getirdi. Dünyanın birçok yerinde yaşanan çatışmalı süreçlerde tarafları diyaloğa davet ederek, çözüm süreçlerinde aldığı rolle kendisini bir anlamda barış elçisi rolüne bürüyen İsviçre, diğer taraftan kimsenin çokta üzerinde durmadığı bir konuya yani dünyanın birçok merkezine silah satışına devam ediyor.  

Yine, tarihi boyunca savaşlardan kaçınan veya birçok soruna tarafsız kalması ile bilinen bir geçmişe sahip olsa da aslında hiçte gözüktüğü gibi bir konumda değil. Birçok yerde barış elçiliğine soyunurken diğer taraftan birçok ülkeye silah satışı noktasında ortaya koyduğu ısrarının yanı sıra kendi ordusuna ayırdığı bütçeyi de artırmaktan geri durmuyor. Uzun yıllardır kendi ordusuna yıllık olarak 4.4 milyar Frank gibi büyük bir bütçe ayıran İsviçre, son dönemde Ordu Gelişim Projesi (DEVA) adı altında bu miktarı yıllık 5 milyar Franka yükseltme kararı almıştı. 

Öte yandan Devlet Ekonomi Sekretaryası’nın (SECO) altı aylık dönemlerle düzenli olarak yayınladığı silah ve silah malzemesi ihracat oranlarına baktığımızda, aslında İsviçre’nin çok da göründüğü gibi barış elçisi veya yaşanan çatışmalara tarafsız bir konumda olmadığını bizlere gösteriyor. Uluslararası hukuk gereği iç savaşın yaşandığı yerlere silah satışı yapmaktan kaçınsa da savaşın doğrudan veya dolaylı bir parçası olan ülkelere yaptığı silah satış oranlarıyla önemli bir konumda duruyor. Örneğin, 2016 yılında toplam 70 ülkeye yaklaşık olarak 412 milyon Frank değerinde savaş malzemesi satışı gerçekleştirildi. 2016 yılında en çok satış yapılan ülkeler arasında 93 milyon 453 bin Fankla Almanya ilk sırayı, 51 milyon 308 bin ile Güney Afrika ikinci, 34 milyon 588 binle Hindistan üçüncü, 32 milyon 035 binle ABD dördüncü, 25 milyon 025 binle Pakistan beşinci sıraya girdi. Bunların yanı sıra yine en çok satış yapılan ülkeler arasında Ortadoğu’daki savaşta cihatçı örgütleri destek konumunda duran başta Suudi Arabistan gibi birçok Arap ülkesinin yanı sıra Kürdistan’da savaş suçu işlemeye devam Türkiye’ye de silah satışı yapılıyor. 

Yukarıda verilerle ortaya koyduğumuz savaş malzemesi satışı ülkeye sağladığı ekonomik katkıyla hükümeti sevindirse de ülkede bu duruma karşı olan büyük bir kesimde sesini yükseltmekte kararlı. Son dönemlerde birçok sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti savaş malzemesinin satışının durdurulması ve orduya ayrılan bütçenin kısıtlanmasını programlarına almış durumda. Bu kesimler içerisindeki en önemli çalışmayı da Ordusuz bir İsviçre için Grup (GSSA) adındaki sivil toplum kuruluşu yürütüyor. Silah satışının durdurulması ve orduya ayrılan bütçenin kısıtlanması inisiyatifi adı altında imza kampanyası başlatan GSSA, Ekim 2018 kadar 100 bin imza toplarsa konuyu İsviçre genelinde referanduma götürmeyi hak kazanacak. 

GSSA’nın başlattığı bu kampanya, başta parlamentoda en çok sandalyeye sahip olan SVP gibi sağ partileri rahatsız etmeye başlamış olsa da diğer taraftan yeterli olmasa da bir kesimde bu konuyu gündemde tutmaya devam edeceğe benziyor. 

Zor olsa da eğer GSSA bu kampanyayı başarıya ulaştırıp referandumda geçirirse bu durum İsviçre’nin dünyada sergilemek istediği barış elçiliği rolüne bir anlam kazandırabilir. Diğer türlü ne kadar demokrasi, insan hakları, barış elçiliği gibi önemli kavramlardan bahseden bir ülke konumunda olsa da bir gün birisi çıkıp şu soruyu sorar: Yoksa biz senin silahınla mı katledildik?



785
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: