Talabani’nin tarihi ayrılışı

Selimferat@web.de | 10 Ekim 2017 Salı

SELİM FERAT

Kürdistan’ın uzun nefesli hareketlerinden biri olan YNK’nin ebedi lideri Talabani, Kürdistan için yaşamsal sayılabilecek tarihi bir kavşakta, vefat etti.

O gitmeden önce, Kürdistan’ın güneyinde ve Rojava’da referandum yapıldı.

Güney’deki Bağımsızlık referandumundan sonra, Kürdistan’da Barzani yönetiminin geçmişi ve geleceğiyle ilgili ciddi tartışmalar gündemdeydi.

Ortaya çıkan tabloda, KDP eksenli basın, AKP’yi tehdit ederek, bu partinin, referandumdan sonraki sert tavrında ısrar etmesi halinde, Kuzey Kürdistan’daki oylarını kaybedebileceğine işaret etti.

Barzani yönetiminin Güney Kürdistan’da Türk askeri üslerine izin vermesine;

Kürdistan’da kaybeden Erdoğan’a, Barzani’nin Diyarbekir’de Erdoğan‘la sahne almasından sonra bir Kürt kitlesi nezdinde vize vermesine;

Kendisine ikinci ve üçüncü derecede akraba olanları, Kürdistan’daki kilit görevlere atamasına;

Güney Kürdistan’da halka dayalı tarım ekonomisini geliştirmeyerek, beslenme alanında halkın günlük yaşam ihtiyaçlarını büyük oranda Türk ekonomisine mecbur kılmasına;

Erdoğan projesine dayalı, Rojava ile Güney Kürdistan sınırına hendek döşemesine vs. rağmen:

Bağımsızlık referandumu Kürdistan’ın bir parçasında yapılmasına rağmen, dayandığı zemin Kürdistan‘dı.

Bu ise eğer ilan edilecekse bağımsızlık, gelecekte Kürdistan’da proje sahibi olacak tüm güçler için tarihi bir başlangıç olacağına işaret etmektedir.

Böylece, Barzani’nin şimdiye dek varolan politikasında temel değişiklikler yaparak, Türkiye’ye bağımlı politikasından vazgeçmesini amaçlayan eleştiriler önemli.

Unutulmamalı: Bağımsızlık referandumu, kısa tarihte, Güney Kürdistan’daki mücadelelerin toplamı ve son otuz yıldır devam edegelen Kuzey Kürdistan menşeli Gerilla Mücadelesi ve Rojava’daki mücadelesinin etkisiyle dünya kamuoyunun gündemine oturdu.

Ondan dolayı da Rojava, referandumdan sonra özellikle Türkiye, İran ve Irak üçgeninde gerçekleşen saldırılara karşı, Güney Kürdistan’ın yanında olduklarını açıkladılar.

Doğu Kürdistan’da, özellikle de Mahabad’daki genel grev çağrısı ve birçok kentteki hareketlilik, bağımsızlık referandumunun hemen öncesi ve akabine denk düştü.

Böylesi tarihi bir kavşakta, Talabani’yi kaybetmek, Kürdistan gündemini yeniden hareketlendirdi.

Barzani yönetimi, YNK ile geçmişte varolan tüm olumsuzlukları bir yana bırakarak, „Mam Celal’in anısına“, Güney Kürdistan’da yas ilan edildi.

Türkiye, Talabani’nin cenaze törenine temsilci göndermeyerek, Barzani yönetimine tehditlerini devam ettirdi.

PKK olağanüstü bir itinayla „Mam Celal“in özemlerinin gerçekleştirilmesi için elinden geleni yapacağını kamuoyuna duyurdu.

KCK, „Mam Celal, Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi ile dostluğu“nun altını çizdi.

Kısacası; Kürdistan’daki yazılı ve sosyal medyanın manşeti „Mam Celal“ oldu.

Tüm yaşamını Kürdistan davasına adayan bir Lider’in gidişi, Kürdistan’daki tüm hareketlerin sembol bileşkeniydi.

Bu tablonun ortaya çıkardığı yaşamsal talebi, Kürdistan’da ulusal birliğin ertelenemez gerçekleştirilmesi olarak, okudum.

Tarihi gelişmeler, tüm eleştirilere ve ayrılıklara rağmen, Güney’in kaderini Rojava’ya, Rojava’nınkini de Güneye bağlayan tarihi bir koridorun sonuna gelindiğine işaret ediyor.

Ve Talabani’nin bu tarihi kavşaktaki ayrılışı:

Yarım yüzyıldır Güney, son otuz yıldır Kuzey Kürdistan’daki mücadelelerin üzerinde yükseldikleri zemini sembolize etti.



698
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: