Sınırlar değişecek mi?

suatbozkus@gmail.com | 07 Ekim 2017 Cumartesi

SUAT BOZKUŞ

Erdoğan şefliğindeki Yeni Osmanlıcı siyasi İslamcılar sınırları değiştirmeye çok niyetliydi. Erdoğan her konuşmasında Lozan’ın adeta ihanet olduğunu iddia ediyordu. Bu nedenle püsküllü tarihçi taslağını da saraya getirtip kendisine başdanışman yapmıştı. Lozan’da „kaybedilen“ adaları, Kerkük, Musul, Halep ve Şam gibi yerleri geri alacaklardı. Hatta her zamanki gibi kulağı geçen boynuzlar yani medyadaki yalakalar Halep’e, Şam’a plaka bile hazırlamışlardı. „Bayram namazını Şam’da Emevi Camii’nde kılacağız“ diyen Erdoğan’a yabancılık çektirmek istemiyorlardı. Ama nasip değilmiş, kaç bayram geçti, abdestleri-namazları kaçtı, kazaya kaldı.

Şimdi Erdoğan panik içinde dört dönüyor. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma korkusuna kapıldı. Baş destekçisi Perinçek „Diyarbakır gidiyor“ diye korkuya kapılmış. Ortalığı telaşa veriyor.

Erdoğan’ın yedek lastiği olan Bahçeli ise bozkurtlarını hazırlamış, Kerkük ve Musul’a yeni plaka takmaya hevesleniyor.

CHP’liler bile bu sefere çok hevesli gibi.

Erdoğan etrafında birleşmiş olan ırkçı-sömürgeci takımı Güney Kürdistan’da yapılan bağımsızlık referandumundan ve çıkan ezici çoğunlukla EVET sonucundan hiç memnun olmamışlar. Zaten onlara göre bu referandumun yapılması bile en büyük suç, yani bu hakları bile yok. Şimdi Erdoğan İran ve Irak hükümetiyle anlaşıp Güney Kürdistan bölgesel yönetimini boğmak derdinde. Dolaylı olarak Suriye hükümetini de anlaşmaya çekmeye çalışıyorlar. Kürtlere karşı tüm sömürgecilerin klasik ortak saldırısı gündemde.

Erdoğan ve avanesinin tehditleri, şantajları ve hakaretleri medyada her gün, her saat havada uçuşuyor. Sömürgeci „Müslüman“ devletler, din kardeşimiz dediği Kürtleri bir daha ambargoyla, işgalle, açlıkla ve katliamla tehdit ediyor.

Myanmar’daki din kardeşlerine yardım ama Mardin’deki, Kerkük’teki din kardeşlerine bomba!

Çünkü Kürtler emperyalistlerle ve Yahudilerle anlaşıp Müslüman devletlerin sınırlarını değiştirecekmiş.

Diyelim ki öyle. Ama bu sınırları çizen kim? Hz. Muhammed mi? Bunlar değişmez kutsal-ilahi sınırlar mı?

Bu sınırları buralarda yaşayan halka hiç sormadan, hatta halkların haberi bile olmadan Lozan’da, emperyalistlerle anlaşıp çizen kim? Kürdistan’ı bölüp parçalayıp yağmalayan, ona buna dağıtan kim?

Bu konuda cahil olanlara Kemal Sunal’ın „Propaganda“ filmini eğitim olarak her sabah ve akşam izletmek gerek, belki anlarlar.

1990’lı yıllarda, bir Türk gazetecisi Sayın Öcalan’a Türkiye’yi bölüp bölmeyeceklerini sorunca, Öcalan:

- Şunu anlayın artık, bizim savaşımız coğrafi sınırlara karşı değil, sosyal ve siyasal sınırlara karşıdır, demişti. Bütün halklarla, ortak vatanda eşit-özgür bir yaşam önermişti.

Aradan geçen yıllarda kahramanca mücadeleler sonucu sosyal ve siyasal sınırlar da, devletlerin coğrafi sınırları da fiilen alt üst oldu.

Ama sömürgeci devletler hala bundan ders almamış görünüyor.

Kürtlerin başındaki en büyük bela sınırlar falan değil, sömürgeci devletlerin kireçlenmiş beyni ve kanlı saltanatlarıdır.

Erdoğan’ın İran ziyaretinden sonra İranlı eski diplomat Hürrem’e göre „Yine de Kürt politikası konusunda Ankara ve Tahran arasında yaklaşım farkları var, İran Kürtleri „hakiki İranlılar“ olarak kabul ediyor“muş.

Türkler hakiki Türk kabul eder. İran hakiki İranlı kabul eder. Araplar da hakiki Arap...

Kimse de çıkıp Kürtleri hakiki Kürt kabul edip kimliğini tanımaz. Eşit-özgür ortak yaşamı kabul etmez.

Sonra da elbirliğiyle yok etmeye çalışırlar...

Buna da din kardeşliği diyorlar.

İşte bütün sorun da budur. Coğrafi sınırlar ne olursa olsun, Kürtler bu ırkçı-sömürgeci kafaya boyun eğmediler, eğmeyecekler. Bu nedenle direniyorlar ve bu direnişe hiç bir sınır kar etmez. Akan suya kilit vurulamaz.

Yeter ki tüm özgürlük isteyenler tek cephede birleşsin.



1124
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: