Kürt sorunu bir demokrasi ve özgürlük sorunudur

04 Ekim 2017 Çarşamba

ZILAR STÊRK

Kürt sorunu, devlet ve iktidar olma sorunu değildir. Bir demokrasi ve özgürlük sorunudur. Özgür bir ulus olmak, illa da bir devlet iktidarına dönüşmeyi şart kılmaz. Uluslar, devlet iktidarına dönüşmeden de kendi özgür ve demokratik toplumsal sistemlerini, demokratik otoritelerini geliştirebilirler. Devlet ve iktidar olmak, demokrasi ve özgürlük sorununu çözmüyor. Gerçek bir halk demokrasisi ve özgürlüğe yol açmıyor. Tam tersine, bu güne kadar gerçekleşmiş devlet ve iktidar örnekleri, istisnasız demokrasi karşıtlığına, özgürlük karşıtlığına yol açmıştır. 

Yakın çağ tarihi, halk demokrasilerini katleden merkezi ulus devlet iktidarlarıyla doludur. Günümüz dünyasına hükmeden, demokrasi ve özgürlüğün gücü değil, merkezi devlet ve iktidarların gücüdür. Dolayısıyla genelde dünya, özelde Ortadoğu halklarının bu gün içinde olduğu kriz halinin sorumlusu, merkezi devlet iktidarlarıdır. O yüzden halkların yaşadığı krizlerin çözümünü, yeni devlet iktidarlarını oluşturmakta değil, halkların demokrasisini ve özgürlüğünü geliştirmede görmek lazım. Gerçekçi bir çözümün yolu; merkezi devlet iktidarlarını küçültüp, azaltıp, halkların doğrudan demokrasilerini geliştirmekten geçer. 

Bu doğrultuda gelişen bir doğrudan demokrasi örneği olarak, şu anda Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu kapsamında kurumlaşmaya başlayan, Demokratik Konfederalist sistemi gözlemlemek mümkündür. Nüfus sayımı yapıldı, seçim yasası çıkarıldı ve resmileşen yüksek seçim kurulu denetiminde, 22 Eylül’de Komün seçimleri yapıldı. Yakında bölge seçimlerini ve sonra da federal meclis seçimlerini yapacakları basına yansıdı. Doğrudan demokrasinin günümüzdeki tek örneği olarak gelişme aşamasına girdi. Kimlik ve kişilik kazanması yönünde şans tanımak gerekir. İlk deneme olmasından kaynaklı olarak, kendini oluşturma sürecinde bazı ufak tefek sıkıntıları olasıdır. Ancak demokratik ve özgür bir toplum yönünde, büyük gelişmelere yol açacağı kesindir.     

Kürtlerin ve Kürdistan’ın parçalanmışlık tarihi o kadar derin ve trajiktir ki, sorunun çözümü konusunda tek tek her bir parçadaki Kürtlerin kendi başına çözmeye kalkması, sorunu çözümsüz bırakıyor. Çünkü Kürt sorunu, bütünlüklü bir sorundur. Bir ulusun sorunudur. Parçalanmış bir halkın, her parçasının ayrı ayrı sorunu değildir. Ayrı ayrı çözüm girişimleri, Kürt siyasi iradesini zayıflatıyor. Sömürgeci devlet siyasetini güçlendiriyor, cesaretlendiriyor. Güney Kürdistan’daki son referandum örneğinde bunu bir kez daha gördük. Referandum ardından gelişen baskı ve ambargo uygulamaları bununla ilgilidir. Çünkü referandum kararı, tüm Kürtlerin ortak kararı olarak gelişmedi. Bu konuda Güney Kürdistan’daki siyasi yapıların bile ortak bir kararı değildi. KDP’nin dayatması ile kararlaştı. Son ana kadar da tartışmadaydı. Nitekim bu durum, en çok Kürtlere düşmanlık edenlerin işine yaradı. Bağdat, Ankara, Tahran yakınlaşması, gerçekleşen referandumun ortaya çıkardığı bir sonuçtur. Kürdistan Bölgesel Yönetimi hükümetinin içine girdiği hata, Güney Kürdistan’ı referandum öncesinin daha gerisine düşürmüştür. Tüm Kürtlerin de aleyhine işleyen bir süreci başlatmıştır. Hem ekonomik olarak, hem siyasi ve askeri olarak ve hem de toplumsal olarak daha derin bir krizin içine sürüklemiştir.   

İçinden geçtiğimiz süreç; Kürtlerin ulusal bir çatı altında bir araya gelip, sorunlarına birlikte, ortak ulusal iradeyle çözüm oluşturmasını dayatan bir süreçtir. Bunu hep söyledik. Güney Kürdistan’daki referandumun yol açtığı sonuçlar, bu gerçeği bir kez daha herkese göstermiştir. Bundan doğru sonuçlar çıkarıp, hızla birlik zeminine gelmek, Kürtler olarak sorunlarımızı çözmek bakımından tek yoldur.



645
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: