Kadınların ekseninden

02 Ekim 2017 Pazartesi

RUMET HEVAL

Merhaba değerli okurlar,

Yeni yayın döneminin yeniliklerinden biri olarak sizinle birlikte bazı konuları değerlendirmek, paylaşmak ve ulaştığım sonuçları analiz etmek heyecan verici. 

Gündemlerimizi sürekli dolduran konuları ele almak daha da sonuç alıcı olur kanaatindeyim. Genelde kadın eksenli yaşam tarzı, kadın bakış açısı, kadınca yaşam, olay olgulara bilimsel yaklaşım, kadının duygu düşünce dünyası, ekolojik yaşamı ve benzeri konularda yazı ve değerlendirmeler öne çıkıyor. Tabii ki yerinde ve yapılması gereken değerlendirmelerdir. Fakat anlaşılıyor mu gerçekten? İstenilen sonuçlar alınabiliyor mu? Ben biraz bu konuları sorgulayarak ve kendi çapımda daha da derinleştirerek bakmak istiyorum. 

Önce kadının ne olduğuna, neyi ifade ettiğine bakma ihtiyacı duyuyorum. Kadının ontolojisini, varlık olarak yaşamdaki yerini belirlemeden güncel olaylarla bazı sorunları ele almanın yetersiz olduğu düşüncesindeyim. Geçmiş ve günceli birlikte yorumlamanın adı olan kadın tarihini biraz irdelemek gerektiğini düşünüyorum. Kadın ve tarih analizlerinin ortaklaştığı, kadına doğru bir arkeolojik kazı gerekiyor. Kadının tarihsel arkeolojisi güncel birçok anlam ve kurama ışık tutabilir. 

Yazılarımda özellikle hedeflemek istediğim bir konu da özgürlükçü, eşit, demokratik, sosyal yaşam olacaktır. Bu kuramdan ne anlaşılması gerektiği çok derin bir inceleme konusudur. Özgürlükçü, komünal, barışçıl yaşamın diğer adı; özgür eşyaşam dır. Özgür eşyaşamın eşleri olarak biz kadınların ne düşündüğü, ne istediği çok önemlidir. Bu anlamda kadın ve yaşamın optimal-simbiyotik bağlarına, kadının kendine dönük akışkanlığına  bakmak önemli olacaktır.  Jin-jiyan’ın kendi içerisinde neyi barındırdığını ve hangi anlamlar yüklendiğini şimdiye kadar birçok kişi dile getirdi ama ben de katkılarımı sunmak isterim. Sonuçta benim de yaptığım bir düşünce platformunun parçasıdır. 

Bu değerlendirmelerimizi kökleri üzerinde oturtmaya çalışırken aynı zamanda dile çok fazla ağırlık vermek istiyorum. Bazı sırlı, gizemli kelimeler kullanılıyor. Bu kelimelerin farklı dillerdeki anlam karşılığını da incelemek konularımızı tamamlayabilir. Dolayısıyla etimolojik bir yaklaşım da geliştireceğim. Doğrularımızı doğru kelimelerle kökleri üzerinde oturtmak daha iddialı bir yaklaşım olacaktır. 

Kadın eksenli bir yaşam tarzından söz ediliyor. Eksenin Kürtçesi olan ‘tevere’ bütünün bir parçası olarak birbirini tamamlamak ve aynı anda birlikte hareket etmek gibi değerlendirilebilir. Birçok düşünce eğilimi ve akımı birlikte düşünce sistemini ve hareket etme söylemini yaşama geçirdi ve geçirmeye devam ediyor. Güncel pratik te devletçi modellere kadar tek tipli bireylere kadar ulaştı. Ama bizim komünal bakış açımızda aynı eksenden bakmak ve aynı eksende hareket etmek mevcut eksenleri aşan bir düzeydedir. İşte kadın eksenini derinliğine irdelemek önemli olacaktır. Aslında eksen kavramı genelde şöyle kullanılmaktadır:

Matematik de koordinat çizgileriymiş.

Atomların düzenli yerleşimi tanımlamakta kullanılan terimmiş.

Ayrıca rap şarkıcıları ve canlı yayın yapan stüdyo firmalarıymış. 

Şimdi bu eksen kavramından ne anlaşılacak? 

Toplumsal dokuya, toplumsal sistemlere ve çözüm amaçlı paradigmasal doğrulara göre bu kavramı yorumlamak, başlangıç açısından önemlidir. Bir de günümüzün parçalanmış kadın varlığının durumuna göre bu eksen kavramını kullanmak nasıl bir algı oluşturacaktır? Buna da değinmek önemlidir. Dolayısıyla bilgi birikimine ve bilinç formlarına bakmak, analiz etmek bizi biraz rahatlatabilir. Her bilginin kendi kökü üzerinde yeşerdiğinin bilincinde olursak bazı doğru ve yanlışları birbirinden ayırabiliriz. Bilginin toplum için yararlı olması bilgimizin doğruluk payını ortaya çıkaracaktır. Bu nedenle bilgi bilimini; yani epistemolojiyi  gözden geçirmek önemli olacaktır. Bir cehalet göstergesi olarak her söylenen ve yazılanı doğru kabul etmek günümüz algısının ifadesi olmaktadır. Algı operasyonları ile her an daha fazla parçalanma durumu da vardır. Bilgi ve bilinci, algı ve doğruyu, doğru ve yanlışı birbirinden ayrıştırıp daha sade algıya, daha rahat ve ekolojik yaşam tarzına, daha bilinçli tercihlere ihtiyaç olduğu düşüncesindeyim. Bu anlamda olaylara bilimsel bakmak ve çözümlerini de bilimsel olarak ortaya koymak sonuç verebilir. Ama günümüz bilim anlayışı ve kavram kuramlarına da çok ciddi şüpheler beslenmekte hatta günümüzde çok ciddi bir bilimsizlik durumu yaşanmaktadır. Ezberlenmiş, kalıp ve aşırı kurallara, sembollere boğulmuş bir toplumsa yapı ve yaşam tarzına bilimsel yaşam tarzı demek çok gerçekçi olmamaktadır. 

Mademki kadına dair tüm yaşam alanlarının analizini önümüze serip ele alacağımızı belirtiyoruz o zaman kadın-toplum-yaşam biliminin merkezinden; jineolojiden bakmak analizlerimizi güçlendirecektir. Bilimsel bakış açısı kavramı yerine biz kendi konularımızı jineolojik bakış açısıya değerlendireceğiz. 

Gelecek hafta buluşmak umuduyla.. 




550
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: