Ekoloji, Papa, Kürtler

14 Eylül 2017 Perşembe

METİN YEĞİN


İrma kasırgası Karayipleri ve Florida’yı vurdu ve hala da geçmedi. Fırtına terminolojisiyle, ‘Kasırgadan bir tropik fırtına’ düzeyine indi. Yani hala ağaçları arada bir kökünden söküp bir evin çatısına atabilir durumda. Biraz daha anlaşılabilsin diye söylemeliyim ki mesela İstanbul’u beş dakikada suya boğan fırtınacıklar bunun yanında çocuk oyuncağı yani. Peki bu kasırgalar, fırtınalar, cüce de olsa İstanbul’un yağmurları son günlerin kahredici deyimiyle insansız mı? 

Ekoloji hala sayfa kenarı süslemesi sanılıyor. Hala orta sınıf endişesi, duyarlı insan hissiyatı, konferans salonu münazara konusu ya da suya sabuna dokunmayan yüksek lisans tezi. Sanki ölümlerden ölüm beğendiklerimiz sıralamasında henüz arka sıralardaymış gibi. Halbuki kesinlikle ‘insansız uçaklar’ gibi bu son yıkıcı kasırgalar-fırtınalar ve cüce İstanbul yağmurları hiç de insansız değil. Kasırgalar ile iklim değişikliği arasında ki bağa ilişkin, Harvey kasırgasının ertesinde Matt McGrath BBC’de yazıyordu; 

„Kasırgaların etkilerinin kötüleşmesini iklim değişikliğine bilimsel olarak bağlamak ise az görülür olaylar olması ve fazla tarihi verinin olmaması dolayısıyla zor.“

Ancak emin olarak söyleyebileceğimiz bazı şeyler var.

Fiziksel bir kanun olan Clausius-Clapeyron denklemine göre, sıcak hava daha çok nemi tutuyor.

Her 1 santigrat derece fazla ısınma için atmosfer yüzde 7 daha fazla su tutuyor.

Bu da yağışların her seferinde daha aşırı ve farklı özelliklerle görülmesine neden oluyor.

Diğer bir etmen de denizlerin sıcaklığı.

İklim Değişikliği Grantham Enstitüsü’nden Brian Hoskins, BBC Radio 4’e yaptığı açıklamada, „Meksika Körfezi’nin suları 1980-2010 yılları arasında olduğundan 1,5 derece daha sıcak. Bu daha güçlü bir fırtına potansiyeli yarattığı için çok önemli, aynı zamanda Körfez’deki suların da ısınmasına sebebiyet veriyor, o yüzden bir katkısının olduğunu söylememek imkansız“ dedi.

Araştırmacılar yağış miktarının artmasında iklim değişikliğinin rol oynadığına emin.

Oxford Üniversitesi’nden Friederike Otto, Houston’a düşen yağış miktarında iklim değişikliğinin etkisinin olduğunu söylüyor.

Yine BBC’nin haberine göre, -özellikle bizim için, düz dünyayı yeni keşfedenlerin dolu olduğu bir coğrafyada ironik olacak- Papa kendisine sorulan soruyu şöyle yanıtlıyor; „Bunu reddedenler gidip bilim insanlarına sormalı. Bilim insanları bu konuda çok net konuşuyor... Geçenlerde bir üniversiteden bir haber geldi: Geri dönmek için 3 yılımız var, aksi halde sonuçları feci olacak. Bu 3 yıllık süre doğru mu değil mi bilmiyorum ama eğer geri dönmezsek aşağı düşeceğiz, bu doğru. İklim değişikliklerinin etkileri gözle görülüyor, bilim insanları izlenmesi gereken yolları açıkça söylüyor. Hepimizin sorumluluğu var, hepimizin. Politikacıların da sorumluluğu var... Şüphesi olanlar varsa bilim insanlarına sorsun. Sonra da kararını versin. Bu kararları tarih yargılayacak.“

İşte tam burada Kürt siyasal hareketinin 10 yıldan daha fazla bir süredir ‘Ekolojik Demokrasi’ dediğini vurgulamak gerekiyor. Ayrıca ‘Ekolojik Demokrasi’ bazılarının sandığı gibi politik çizginin yumuşak görünen vizyonu ya da ekran koruyucusu değil, yaşamın, doğrudan ihtiyaçlar üzerinden örgütlenmesinin parçası ve bunu şimdi kasırgalar, fırtınalar yüzümüze vuruyor. 

Aynı zamanda ‘Ekolojik Demokrasi’ bir politik strateji olarak, ‘öte yakadakiler’ ile kurulabilecek bir köprü, yani insansız uçakları anlatabilmek, insansız kasırgaları anlatabilmekten başlıyor aslında…

Ve bu toz dumanını silip süpürecek bir kasırganın anahtarı ‘Ekolojik Demokrasi’ değil mi?



480
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: