Arap, Türk, Fars devletli ya Kürt? Öcalan bu bilmeceyi nasıl çözüyor?

13 Eylül 2017 Çarşamba

VEYSİ SARISÖZEN


‘Devletçi ve iktidarcı” çözüm, Kürt Özgürlük Hareketine uzak bir çözüm.

Öyle ama, pek çok insan bize soruyor: “Kürdün devleti ve iktidar gücü olmayacaksa, İran’ın, Türkiye’nin, Irak’ın, Suriye’nin devlet ve iktidar güçleri karşısında kendimizi nasıl koruyacağız?”

Bu haklı bir sorudur. Kaskatı bir dünya ve Ortadoğu gerçekliği karşısında, “devletsiz ve iktidarsız var olma” ütopyası insanlara inandırıcı gelmeyebilir.

Gerçekten de bu bir “ütopya” ya da “hayal” midir?

Değildir.

Çünkü burada sözü edilen “devletsizlik ve iktidarsızlık”, “örgütsüzlük ve özsavunmasızlık” değildir.

PKK Önderi Öcalan’ın Devlet teorisinden benim anladığım, “anarşist bir anti otoriter” ütopya değil.

Öcalan’ın devlet teorisini ben şu paradigmalar temelinde anlıyorum: Birinci olarak “bütün etnisitelerin, dinlerin, mezheplerin ve kültürlerin çeşitlilik içindeki birliğine dayanan demokratik ulus”, ikinci olarak, kendi kendini yönetmek isteyen bütün öznelerin ‘demokratik özerk bölgelerinin’ toplamından oluşan Demokratik Cumhuriyet, üçüncüsü, bölgedeki bütün demokratik cumhuriyetlerin toplamından oluşan konfederal Ortadoğu Ortak Evi…”

Bu sistem bir “ulus devletten” çok farklı “devlet olmayan devlet” yapısına yol açar.

Burada “ortak, yani demokratik ulusun bütün bileşenlerinden, demokratik cumhuriyetlerin ve onların içindeki demokratik özerk bölgelerin temsilcilerinden oluşan merkezi devlet aygıtı”, demokratik cumhuriyetleri ve her demokratik cumhuriyet içindeki demokratik özerk bölgeleri koordine eder, hepsinin ortak işlerini örgütler ve elbette dış düşmana karşı, “ortak komuta”ya sahip ve bütün özerk bölgelerin denetimindeki güçlerden oluşan bir orduya da sahip olur.

Üstelik bu Konfederal Ortak Ev’in kapısı, bu evde yer almak isteyen herkese açık olacağından, Türkiye, İran, Irak ve Suriye dışındaki halklar için de çekim merkezi olacaktır. Her özne, kendi “demokratik özerk” yapısıyla, her devlet kendi “demokratik cumhuriyeti” ile, kendine bu Ortak Ev’de “özel” bir oda bulacaktır. Demokratik uluslaşma süreci sürekli büyüyecek, Konfederal Ortak Evi’n odaları sürekli artacaktır.

Bugün “üçüncü dünya savaşının” sürdüğü Ortadoğu “kaosundan”, Konfederal bir “Kosmos” doğacaktır.

Düşünün “bütün özerk öznelerin özsavunma gücü” ve “yargısı” olunca, “devlet” ne olmuş olur? “Baskı cihazı” olmaktan yani “devlet” olmaktan çıkar. “Eşgüdümcü hizmetçi devlet” olur.

 Öcalancı devlet teorisi benim açımdan böyle tanımlanabilir.

Eğer Barzani yönetimi, bu perspektifi benimseyen ve Demokratik Ulusal Birlik Kongresi’nin oybirliğine dayanan bir referandum kararı alsaydı, kurulacak Kürdistan devletinin gelecekte Ortadoğu Ortak Evi’nin inşası için çalışacağını ve orada tüm diğer parçalardaki Kürdistan halklarıyla ve onların yaşadığı ülkelerin halklarıyla birlikte yer alacağını, ülkeler arasındaki sınırların silikleşeceğini ve bölgenin bütün zenginliklerinin ortaklaşa paylaşılmasıyla halklara refah ve barış geleceğini açıklasaydı, bu referandumun sonucunda kurulacak Kürdistan Devleti, yalnız Kürtlerin değil, bütün devrimci Ortadoğu halklarının desteğini alacaktı.

Kürt Özgürlük Hareketinin “referandum Kürtlerin hakkıdır” tezine ve “Kürdistan devletine karşı olmama” görüşüne ben işte yukarıdaki görüşler ışığında yaklaşıyor ve destekliyorum.

Ancak gelişmeler, referandum sonrasında zorlu bir “devletleşme” sürecinin yaşanacağını gösteriyor.

Irak merkezi devleti, Türkiye ve İran Federal Kürdistan bölgesini, kendi bölgesinde bile “ulusal birliği” kuramamış olan Barzani’ye sorunsuz ve bedelsiz “hediye” edecek midir? Kerkük’te bin bir provokasyon karşısında güçlü bir “evet” elde edilebilecek midir? Irak’tan “ayrılmış” Güney, Türk ve İran’lı kurtlar tarafından “kolay lokma” haline gelmeyecek midir?

Bu sorular ve daha niceleri hakiki sorulardır.

Ama ne olursa olsun, eğer referandum sonucunda bir Kürt devleti değil de, Barzani’nin ifadesiyle bir Kürdistan devleti kurulursa, bir Türkiyeli sosyalist olarak ben, bu devleti küresel ve bölgesel güçlerin saldırıları karşısında savunacağım.

Yeter ki bu devlet, kendini korumak için Kuzey’e ve Rojava’ya saldırma gafletinde bulunmasın…

O halde somut öneri ne olabilir? Barzani hemen şimdi, kurulacak olan Kürdistan Devleti’nin Kuzey halkının devrimci mücadelesiyle, PKK’yle ve Rojava devrimiyle tam bir dayanışma içinde olduğunu ve Kuzey Suriye Federasyonunu resmen tanıyacağını açıklamalıdır. 



1607
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: