Yine uzlaşma yok

ozlemgalip@hotmail.co.uk | 04 Eylül 2017 Pazartesi

DR. ÖZLEM BELÇİM GALİP

İngiltere Gündemi


Avrupa Birliği ile İngiltere arasında anlaşma gerektiren ve oldukça zor geçmesi beklenen İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasına (Brexit) pazarlıklarının üçüncü turu Brüksel’de sona erdi. Müzakerelerinde yine uzlaşma sağlanamadı. Sorun şu. İngiltere Avrupa Birliğinin bir parçası olmadan kontrolü elinde bulundurmak istiyor. Ortak Pazar dışında bulunup kendi yasal düzenini kurup kendi kurallarını uygulamak istiyor. İngiltere’ye verilen iki senelik sürenin bir yılı öylece geçti gitti. Kaldı bir yıl. Ortada hala bir B planı yok. AB ülkeleri İngiltere’nin taleplerini kabul etmemeleri durumunda hükümetin nasıl bir yol izleyeceği belirsiz. 

İngiltere Başbakanı Theresa May’in B planı olarak düşündüğü Avrupa dışındaki ülkeler ile olan ilişkileri geliştirmek. Avrupa ile ilişkileri zayıfladığı için dünya genelinde yeni ticari partnerler arayışına bir süredir girmişti. Hatta Erdoğan ve Trump’a rağmen Türkiye ve Amerika’ya yaklaşması kamuoyu ve medya tarafından büyük eleştiri almıştı. Bu aralar da Japonya’ya yanaşmaya çalışıyor. Müzakereler yürüttürülürken Brüksel’de olması gerekirsen Tokyo’da olması da bir hayli garip o da ayrı bir mesele. 

May’in istifası isteniyor. Bu yeni bir haber değil. İstifa taleplerine her defasında kulak tıkıyor ve her defasında istifa etmeye niyetinin olmadığını dillendiriyor. May’in istifası kendi partisi içerisinde de tartışılıyor. Ekim ayında olacak yıllık olağan parti kongresinde May’in liderliği tartışmaya sunulacak. May’e karşı yarışacak olası adaylar konuşulmaya başlandı bile. Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Maliye Bakanı Philip Hammond ve Brexit Bakanı David Davis öne çıkan üç isim. Elbette al birini vur ötekine. Üçünün de May’in politikalarına karşı çıkacak bir öngörüleri yok. Üçü de her manada oldukça muhafazakar, oldukça AB karşıtı. May’i koltuktan inip bu üç kişiden birinin Başbakanlık koltuğuna oturması AB ile kötü giden müzakereleri hiç bir şekilde olumlu bir şekilde etkilemeyecek. Amaç tabanı etkilemek ve kaybedilen desteği geri kazanmak. Şu an İngiliz meclisi tatilde ve 5 Eylül’de açılacak. Açılınca Ekim’de olacak kongrenin detaylarına dair medyaya sızıntılar olacaktır. Eğer partisinin yüzde 15’i bile May’i lider olarak görmek istemezse yeni liderlik için yeni bir yarış başlayacak. May giderse muhtemelen yerine eski Londra belediye başkanı ve Dışişleri Bakanı Boris Johnson gelecektir. Johnson göçmen ve AB karşıtı söylemleriyle biliniyor. May ise bir sonraki seçimlerin olacağı 2022’ye kadar kalmak istiyor. Bu da partisi Muhafazakar Parti’yi ikiye bölmüş durumda. Son bir iki senedir İşçi Partisinde gördüğümüz kırılmaları son altı aydır Muhafazakarlarda görmeye başladık. AB yanlısı Muhafazakar vekiller isyan ediyor artık. Bu isyan da İşçi Partisi Jeremy Cornyn’in işine yarıyor. Corbyn’e sempati artıyor.

İngiltere AB ile 44 yıldır bir evlilik gibi anlaşma içerisindeydi. Şimdi anlaşmalı olarak boşanmak istiyor. Ama anlaşma dediği ise hem nafaka ödemeden ceketini alıp gitmek hem de ortak malların hepsinde hakka sahip olabilmek. İngiltere şayet bu taleplerinden geri adım atmazsa bu boşanma davası bir yıl daha sürecek ve İngiltere sadece ceketini alıp çıkmak zorunda kalacak.



595
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: