Türkiye toplumu teslim alınmak isteniyor

30 Ağustos 2017 Çarşamba

ZILAR STÊRK


Kürt halkı demokratik kurumlaşması son derece gelişkin bir halktır. Demokratik siyaset kurumlaşmasıyla, özgür kadın hareketinin gelişmişlik düzeyiyle, yine özgür basın ve medyasıyla kendi demokrasisini geliştirmek kadar, Türkiye demokrasisine de ivme kazandıran bir role sahip. Faşist saray rejiminin Kürt demokrasisini, kurmak istediği hilafet karşısında engel olarak gördüğü açık. 

Kürt demokrasisi öncülüğünde Türkiye demokratik güçlerinin ve değerlerinin de cesaretlendiğini görünce, tam bir demokrasi katliamı ve soykırımı uygulamaya başladı. Bu süreç, Dolmabahçe mutabakat açıklamasına yaptığı müdahaleyle başladı. İlk pratik uygulaması, İmralı ile heyet görüşmelerinin kesilmesi oldu. 7 Haziran seçimlerinin Demokratik Türkiye lehine ortaya çıkardığı sonuç karşısında adeta çıldırdı ve 1 Kasım seçim darbesiyle müdahale etti. Devamında ise; Kürdistan’da gelişme aşamasına giren Demokratik Özyönetim alanlarına DAİŞ vari bir tarzda saldırarak; onurlu direngen insanlarımızı çocuk, yaşlı, kadın-erkek demeden, diri diri yakarak katletti. Kürdistan’da halkın oylarıyla göreve gelen belediye yönetimlerine el koydu, soykırımcı KAYYUM’lar atadı. Belediye eşbaşkanları ve seçilmişleri zindanlara atıldı. Parlamentodaki HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılarak kelepçelendiler. Halkın demokratik kurum ve derneklerine el konarak, hepsi mühürlendi. 

Kürt Kadın Hareketi yönetici ve aktivistleri yoğun gözaltı ve işkenceler sonucunda tutuklandı. ZAROK TV de içinde olmak üzere, Özgür basın ve medya kurumlarının tümü kapatıldı. Ardından faşist uygulamalar Türkiye sahasına da yayıldı. Demokrasiyi savunan aydın ve akademisyenler de cezalandırıldı. Kısaca toplumun; demokratik örgütlenme, demokratik siyaset yapma, aydınlanma ve özgür haber alma hakkı ve olanağı tamamen elinden alındı. 

Faşist Saray rejimi; Kürt toplumunu demokratik özgür yaşam talebinden dolayı çok özel olarak cezalandırıyor. Ancak; en küçük demokratik bir kımıldamayı bile anında yutan faşist uygulamalarına rağmen, Kürt halkı kendi demokratik direnişçi duruşunu korumakta ve Tüm Türkiye’yi de etkilemeyi sürdürmektedir. Faşist rejime teslim olmamaktadır. Kürt halkı demokratik tavrını, geçirdiğimiz 8 Mart ve Newroz kutlamalarında bir kez daha ortaya koydu. 

Kürt toplumu; faşizmin bu günlük özel zulmünden dolayı, eskisi gibi her gün sokaklarda olmasa bile, Önderliğine ve mücadele değerlerine bağlıdır. Bu konuda tavrı nettir. Faşist saray rejimi bu konuda kendisini kandırmamalıdır. Ne öldürüp katlederek, ne işkence gözaltı ve zindanlara alarak, ne de yasaklayıp kapatarak, korkutup sindirerek Kürt halkını teslim alamaz. Bunların tümü denenmiş sınanmış, sonuçsuz kalmış yöntemlerdir. Bunların artık çoktan aşılması ve Türkiye’nin geleceği açısından gerçek bir çözüm arayışının gelişmesi gerekirdi. Ancak faşist rejimler baş aşağı gittiklerini görseler bile; hatalarını kabul etme, geçmişten ders çıkarma ve kendilerini düzeltme yeteneğine sahip değildirler. Bu yüzden, aşılmak dışında bir şansları yoktur. Kendini aşma yeteneğini gösteremeyen faşist yönetimler, eni sonu demokratik toplumun gürleyen sesiyle aşılmaya mahkumdurlar.   

Faşist saray rejimi bu diyalektiği bildiği için, OHAL gerekçesiyle günlük olarak çıkardığı KHK’larla, soykırım siyasetini resmileştirip toplumun boyun eğmesini sağlamaya çalışıyor. Baskı ve şiddet yöntemleriyle korku salarak, toplumu-demokrasiyi ezerek sindirmeye ve bu duruma alıştırmaya çalışıyor. Faşizmi normalleştirmeyi, faşizmle yaşamayı, faşizme alışmayı dayatıyor. Toplumsal refleksleri öldürerek, yok ederek, toplumu teslim almak istiyor. Bunun için en küçük bir muhalif sese bile yaşam şansı tanımıyor. Ana muhalefeti bile dizayn etmeye çalışıyor. Baskı altına alarak, rolünü oynamaktan alıkoyuyor. Uyguladığı sınırsız faşizm karşısında kendi parti içinden bile gelişebilecek en küçük aykırı bir ses olasılığını ortadan kaldırmanın tedbirlerini geliştiriyor. “Metal yorgunluğu” adı altında teorize ederek saf dışı bırakmaya çalışıyor. Deyim yerindeyse açılan her yeni deliğe bir tıpa takıyor. Ancak dipte yoğunlaşan demokratik basıncın artık dayanma gücü kalmamıştır. CHP başta olmak üzere nötralize eden unsurların aradan çekilmesi hayırlı olacaktır.   



557
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: