CHP TBMM’de ne yapabilir? Künefeden sonra turşu yer!

10 Ağustos 2017 Perşembe

VEYSİ SARISÖZEN


Geçenlerde Özgürlükçü Demokrasi gazetesinde yazdığım yazının başlığında, Adalet Yürüyüşü’nden sonra Adalet Kurultayı yapmanın“ „künefeden sonra turşu yemeye benzediğini“ yazmıştım. Kılıçdaroğlu dün şöyle konuştu:

„Adalet Yürüyüşü’nde sadece yürüdük. Toplumun her kesimini davet ederek, bizim gibi düşünmeyenlerin düşüncelerine de değer ve önem vererek, onları da Çanakkale’de toplanacak Adalet Kurultayı’na davet edeceğiz. Bu memlekete huzuru, adaleti getireceğiz. Bunun başka çaresi yok. Adaletli bir düzenin fikri alt yapısı orada oluşacak.“

Eğer Kılıçdaroğlu, „Adalet Yürüyüşünden“ önce, „Çanakkale’de Adalet Kurultayı toplayacağız, Toplumun her kesiminden insanlar gelecek. Kurultay’da Adaletli bir düzenin fikri alt yapısı ortaya çıkacak“ ve sonra „artık bu fikri alt yapıyı TBMM’ye götürmek beş para etmeyeceği, hiç bir işe yaramayacağı için, sokağa çıkacağız ve Çanakkale’den Ankara’ya yürüyeceğiz, sonrası Allah kerim“ deseydi hepimiz Kılıçdaroğlu’nu alkışlardık.

„Sokağa“ çıktıktan sonra dönüp yeniden „Kurultay salonuna kapanmak“, „adaletli düzenin fikri alt yapısını kurultayda oluşturmak“ ciddi bir siyasi karar olamaz. Burada ya „ne yapacağını bilmeme“ durumu var ya da bilerek „halkı kurultaylarla, alt yapılarla filan oyalama“ niyeti var.

Türkiye’nin meselesi, Magna Carta’dan beri insanlığın çoktan yarattığı „adaletli düzenin alt yapısını“ yeniden „keşfetmek“ değil, Saray’ın faşist rejimine son vermek değil mi?

 CHP yönetimi „künefeden sonra turşu yiye yiye“ 2019 seçimlerine rahvan adımlarla yürümeyi, sonunda finişe yakın tırısa kalkıp, ardından dört nala Cumhurbaşkanlığı ipini göğüslemeyi düşünüyorsa ben buna „hayal“ bile demem, düpedüz „halkı kandırmak“ derim.

Önce Erdoğan’ın „2019 seçimleriyle ilgili taktiğini“ hatırlayalım. Abdülkadir Selvi şöyle yazdı:

„Referandumdan sonra yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında yerel seçimlerde AK Parti’nin oyunun düşük olduğu hatırlatılarak üç seçimin aynı tarihte yapılması teklif edildiğinde Erdoğan karşı çıkmıştı. Mart ayında yapılacak yerel seçimlerde durumumuzu görür. Kasım ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçiminde tedbirimizi alırız demişti.“

Nasıl bir „tedbir“ alacak? Bunu Referandum’da gördük: Önce HDP Eşbaşkanlarını, Belediye seçilmişlerini tutuklamış, en sonunda da Kılıçdaroğlu’nun „çete“ dediği Yüksek Seçim Kurulu’nu devreye sokup, işin içinden çıkmıştı.

Akit yazarı Mehtap Yılmaz, Kılıçdaroğlu’nun Focus Dergisinde „Türkiye’ye gelmeyin“ dediğini iddia ederek şöyle yazdı:

„Madem turizm sektörünü sırtından hançerliyor. Madem dünyayı Türkiye’ye karşı kin ve düşmanlığa tahrik ediyor.

Kulağından tuttuğunuz gibi atın içeri bu herifi olsun bitsin!“

Siz „ne çıkar zavallının biri“ diyebilirsiniz.

Bu „zavallının“ yazısından hemen sonra Devletin ve AKP’nin başı, yine aynı konuda şöyle konuştu:

„Şayet terör örgütleri ile bir aradalarsa bunun hesabını verecekler. Şeytanla bile iş birliği yapsalar bunun cezasını ödeyecekler. Ne zaman ki ‘Ne münasebet Türkiye’de herkes (turistler) devletin güvenliği altındadır’ derse hak ettiği saygıyı görecek“.

Demezse ne olacak? „hesap verecek, dememenin cezasını ödeyecek...“

Deli Dumrul durmaz. Yarın da „Ne münasebet Türkiye’de faşizm yok demokrasi var“ dersen „saygı görürsün, demezsen kodesi boylarsın“ diyecek.

 Şimdi başa dönelim

Söz konusu şartlarda Kılıçdaroğlu „Bu memlekete huzuru, adaleti getireceğiz“ diyebiliyor. Nasıl getireceksin? „Künefeden sonra turşu yiyerek mi?“

Benim önerim şöyle: Eğer toplanacaksa Adalet Kurultayı’nda, „Adaletli düzenin alt yapısıyla“ filan uğraşmak yerine, şöyle bir karar alınmalı:

„Faşist rejim TBMM’yi fiilen ıskat ve tasfiye etti; CHP grubunun buna rağmen TBMM’de oyalanması Saray rejimine meşruiyet kazandırıyor; Türkiye’de ‘adaletli bir düzenin kurulması’ için OHAL kaldırılana, KHK’ler iptal edilene, politik tutuklular salıverilene ve her türlü askeri operasyonlar sona erdirilene kadar CHP grubu TBMM’den çekilecektir.“

Bu karar alındığı zaman, şimdi CHP çekilmediği için TBMM’de direnmek zorunda kalan HDP de bu karara eminim ki katılacaktır.

Sonra ne olacaktır?

Sonra ne olacağını, artık Erdoğan düşünmelidir.



1033
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: