Yeni savaş alanı Germiyan ve DAİŞ’in ‘Dağ Devleti’

07 Ağustos 2017 Pazartesi

HALİT ERMİŞ

Musul operasyonu tamamlandı. Şimdi gözler Tel Afer’e çevrilmiş durumda. Birkaç gün önce yapılan resmi açıklamada Haşdi Şaabi’nin öncülük ettiği Tel Afer’i kurtarma operasyonunun başladığı bildirildi. Eğer burası da kurtarılırsa, DAİŞ Irak’ta bitme noktasına gelmiş olacak. En azından 2013-14 yıllarında ele geçirdiği şehirlerin büyük bölümü geri alınmış olacak. 

Musul’un kurtarılması önemliydi. Çünkü DAİŞ bu Musul’u almakla hem büyük bir silah-cephane ele geçirmişti hem büyük ekonomik kaynaklara sahip olmuştu. Ama en önemli şey ise Irak ordusu karşısında sağladığını büyük psikolojik üstünlüktü. Musul’un geri alınmış olması tüm bu hususlarda Irak’ın yeniden nefes almasını, özgüven tazelemesini sağladı. Şimdi Tel Afer’de kurtarılırsa geriye birkaç küçük ilçe, belde dışında DAİŞ’in elinde önemli bir yer kalmayacaktır.

Bu durumda “Irak’ta DAİŞ bitti” diyebilecek miyiz? En önemli soru bu kanımca. Zira siyasal, ekonomik toplumsal etkinliğini kaybetmiş DAİŞ’in geriye kalan çetelerinin buradan çekip gitmelerini beklemek çok da akıllıca bir şey değil. DAİŞ bir projenin ürünüydü, aracıydı ve arkasındaki güçlerle ancak DAİŞ oluyordu. Bu durumda DAİŞ’in ya da en azından, DAİŞ üzerinden hakim duruma getirilmek istenen siyaset ve sistem bir anda vazgeçilmeyeceğini görmek, bilmek gerekir. Onun için ne Musul’un geri alınmış olması, ne de Rakka’nın alınacak olması DAİŞ’in bittiği anlamına gelmeyecektir. 

Aynı şekilde Irak’ta ya da Suriye’de DAİŞ’in bitirilmesi, sıcak savaşın da bittiği, biteceği anlamına gelmeyecektir. DAİŞ’e karşı gerçek manada savaş yürüten güçlerin bundan kaynaklı olası bir rehavete kapılmaları kendileri açısından büyük bir gaflet olacaktır. 

Bu genel manada DAİŞ ve bu zihniyetin arkasındaki güçlere karşı yürütülen mücadelede tehlikenin boyutlarını görme ve sürekli olarak buna karşı mücadele halinde olmak açısından zorunluluktur. Buradan tekrar Irak içine, özellikle de Güney Kürdistan-Irak ve İran’ı birbirine bağlayan Germiyan olarak tabir edilen Kerkük’ten İran sınırındaki Kelar-Xaneqîn’e kadar uzanan hatta yaşananlara bakarsak durumun vahametini daha iyi görmüş oluruz. 

Son birkaç haftadır ve özellikle Musul’un kurtarılmasından sonra bu alanda neredeyse her gün bir saldırı haberi geliyor. Her gün ‘DAİŞ şurada saldırdı, şurada şunu öldürdü, şunu kaçırdı, DAİŞ şuraya şu kadar güç yığdı, şuraya dönük saldırı yapma hazırlığında’ vs. haberler eksik olmuyor. 

Bir tesadüf mü, peki bu dönemde, bu alandan, bu haberlerin gelmesi? Elbette Ortadoğu savaşında işlerin tesadüflere bırakıldığını düşünmek en büyük gaflet olur. Germiyan hattı Kürt, Arap, Türkmen, Şii-Sünni, Kakailerin iç içe yaşadığı bir alan. DAİŞ 2014-15’te bu alanda da birkaç yeri ele geçirmiş, daha sonra gerilla ve peşmergenin ortak operasyonları sonucu alandan çıkarılmıştı. Şimdi yeniden bu alanda eylemlere başlaması dikkat çekici. Hatta sadece eylemlerle de sınırlı değil varlığı, Diyala sınırındaki Hemrin dağına yüzlerce savaşçısını yerleştirdiği ve yakın bir dönemde “Dewlet Cebel” (Dağ Devleti)’ni ilana hazırlandığı söyleniyor. 

Diğer yandan tüm gözler Musul ve Rakka’ya dönmüşken DAİŞ’in Germiyan’da böylesi bir alt yapı hazırlığına girişmesi de dikkat çekici. Peki bu alandaki saldırılara, DAİŞ’in burada konuşlanarak yeniden toparlanmaya çalıştığına, hatta “dağ devleti” ilan etmeye hazırlandığı bilgilerine rağmen neden karşıt bir hamle gelişmiyor? Aslında işin püf noktası tam da burası. 

Germiyan alanı, Irak anayasasındaki tartışmalı yerleri içeren 140’ncı madde kapsamında. Yani statüsü belirsiz yerleri kapsıyor. Demografik olarak karmaşık olduğu kadar, inanç farklılıklarıyla dikkat çeken bir yer. İran-Irak ve güney Kürdistan sınır hattının kesiştiği bir alan. Irak askerlerinin yanı sıra peşmerge güçleri ve Şii Haşdi Şabi güçlerinin de bulunduğu ve herkesin kendi cephesinden etkinlik kurmaya çalıştığı bir saha. Bu karmaşıklık işi oldukça hassaslaştırıyor. Aynı zamanda ciddi bir otorite boşluğu da yaratıyor. Kimin bölgesinde nelerin döndüğünü ne bir diğeri biliyor ne de karışabiliyor. Alan Irak ile Güney Kürdistan arasında tartışmalı bir yer olsa da, bölgede Türk ve İran istihbaratının cirit attığı sır değil. Kaldı ki İran Haşdi Şabi üzerinden büyük bir hakimiyet alanı da sağlarken, Türk devleti alandaki Türkmenler üzerinden varlık göstermeye çalışıyor. 

Bu, bölge güçlerinin alandaki hakimiyet savaşı açısından böyle. Bir de ABD’nin İran’a dönük ‘içe sıkıştırma’ planı ve Germiyan hattının bu sıkıştırmada son derece stratejik bir alan olduğu düşünüldüğünde iş daha ciddi bir hal alıyor. Tabi bölgedeki bu karmaşık yapıya DAİŞ’i de eklediğimizde durum kaçınılmaz olarak daha hassas ve kırılgan bir şekle bürünüyor. 

Özcesi Germiyan hattında şu anda bilinmezlerle dolu olsa da yakın zamanda Güney Kürdistan, İran ve Irak’ı içine alma potansiyeli son derece güçlü olan bir savaşın emareleri görülüyor. Burada dikkat çekici husus şu; savaş bundan sonra Germiyan alanına mı kayıyor? DAİŞ “Dewlet Cebel” dağ devleti ilan ederek şehirlerden dağlara mı çekiliyor?  



1223
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: