Londra’da polis şiddeti

ozlemgalip@hotmail.co.uk | 31 Temmuz 2017 Pazartesi

DR. ÖZLEM BELÇİM GALİP

İngiltere Gündemi


Londra’da polis şiddeti sonucu hayatını kaybettiğine inanılan 20 yaşındaki Rashan Charles’in ardından Londra’da polis şiddetine karşı protestolar, bir haftadır tırmanarak devam ediyor. 

İngiliz polisi, 22 Temmuz Cumartesi sabahı erken saatlerde ekiplerin durdurmak istedikleri bir araçtan inen Charles'ın, polisin çağrısına uymayarak, Kingsland Caddesi üzerindeki bir dükkana girdiğini, bu sırada ağzına bir obje atarak bunu yutmaya çalıştığının görüldüğünü bildirmişti. Polis, siyahi gencin ağzına attığı maddeyi çıkarmaya çalıştığını ancak gencin fenalaşarak hastaneye kaldırıldığını bir saat sonra da hastanede hayatını kaybettiğini söylerken görgü tanıkları ve kamera kayıtları durumun farklı olduğunu gösteriyor. Kamera kayıtlarına göre polis gencin belini kırarak gence ağır darbelerde bulunuyor.  

Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu'nun (IPCC) olayla ilgili soruşturma başlatırken halk sokaklarda, çünkü daha geçen ay çok benzer bir olay yaşanmıştı. 21 Haziran günü de 25 yaşındaki Edir Frederico Da Costa, Londra'nın doğusunda aracının içinde gözaltına alınmış ve polisin gözaltı sırasında güç ve gaz kullandığı tespit edilmişti. Ardından da Costa hayatını kaybetmişti. Costa'nın ölümünü protesto eden bir grup, düzenledikleri gösteride polisle karşı karşıya gelmişti. Ancak geçen haftaki gencin ölümünün ardından özellikle siyah ve göçmen kesimin içinden dışarı çıkan öfkesi bir türlü dinmiyor. 

Her iki olay da Doğu Londra'ya bağlı semtlerde cereyan ederken bu semtlerin ağırlıklı olarak Türkiyeli ve Afrika kökenli insanların yaşadığı semtler olduğunu ifade etmek gerekir. Polis tarafından her birinin potansiyel suçlu olarak görüldüğü bilinen bir gerçektir. Afrika kökenli vatandaşlarının büyük bir çoğunluğunun da İngiltere’nin eski sömürgesi altındaki ülkelerden olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Vatandaşı olarak kabul ederken aslında hiçbir zaman kendinden görmüyor ve gettolara mahkum bırakıyor. Londra’da birbirlerinden kopuk gettolar elbette ki tamamen devleti yönetenlerin eseri. 

Kendinden olmayanları aşağı görme veya cezalandırma durumu getto kavramı ile ortaya çıkıyor. Eğitimden istihdama hayatın her alanında ayrımcılık kendini mutlaka gösteriyor. Irkçı şiddetin hedeflediği etnik gruplar da ülkeden ülkeye farklılıklar gösteriyor. Bazı ülkelerde eski sömürgelerden gelen azınlıklar hedefleniyor. Örneğinde Fransa’da Cezayirli Belçika’da Faslılar gibi. İngiltere ve Amerika’da da genellikle siyahiler. 

UNESCO’nun 1967’de Paris’te düzenlediği ‘Irkçılığın Tanımlanması Konferansı’ndan çıkan sonuca göre ırkçılık; işgalleri, köleliği ve sömürgeciliği haklı çıkartmak adına ortaya atılmış bir kuramdır. Hayatın her alanına sirayet etmiş ırkçılığa artık yeter demenin dışavurumu oldu bu eylemler. Polisin her ülkede olduğu gibi İngiltere’de de sistemin muhafızları olduğunu gösterdi bu eylemler. 

Her daim mükemmele yakın diye lanse edilen gelişmiş Batı ülkelerinin bastıramadıkları ırkçılık hezeyanlarını ve Kraliçe Elizabeth madalyonun acı acı sırıtan öteki yüzünü gösterdi bu eylemler. Eylemler devam edecek hiç kuşkusuz. 

Sömürgeci ırkçılık, sömürgeleştirilenlerde varsayılan farklılıkların kesin olduğunu ileri sürerek ve kesin olması için hareket ederek bunları mutlaklaştırmayı hedefler. Polis eliyle işlenen bu cinayetler de ırkçılığı mutlaklaştırmanın en somut örneği.



587
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: