Erdoğan rejimi-Rusya dansı daha ne kadar sürecek

26 Temmuz 2017 Çarşamba

AYKAN SEVER

Bu başından beri biraz zoraki bir danstı. Elbette sadece bu yakınlaşma Batı’ya nispet olsun diye başlamamıştı. Ama “mükemmel çift”imiz “kazaen” deseler de bir sürü kere bir birinin ayağına başmış, bu dans işinde pek uyumlu olmadıklarını göstermişlerdi.

Bu haftadan itibaren Rusya ile Erdoğan rejimi birçok alanda daha açık bir biçimde karşı karşıya gelecek. Burada tabii ana manivela elbette Suriye. Astana sürecinde ve Afrin üzerinde Rusya ile Erdoğan rejiminin geliştirmeye çalıştığı politika yürümedi. Erdoğan rejiminin arka çıktığı Ahrar el Şam geçen hafta bir kez daha yenilirken, İdlib’ten çekiliyor haberi basına yansıyor. Türkiye ise bir zamanlar desteklediği El Nusra’ya karşı kendi sınırını korumak zorunda kaldı. Erdoğan rejiminin son umudu haline gelen çeteler giderek eriyor. Dolayısıyla Suriye savaşı sürecindeki rolü de önemsizleşmeye doğru gidiyor. Bu konuda Rusya ve ABD arasında geçici de olsa gündeme gelen uzlaşmanın da belirleyici bir önemi var.

Erdoğan rejimi ile Rusya’nın bir diğer karşı karşıya kalacağı yer ise Ukrayna. Erdoğan geçtiğimiz günlerde Kırım Tatarlarının lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile görüştü. “Soydaşlarımızın sorunlarını” konuştuk diyen Erdoğan’la Kırımoğlu’nun ana gündeminin Kırım’daki Rusya hakimiyeti olduğu aşikar. Geçtiğimiz hafta ise 2016 yılından beri yasak olan Kırım Tatar Meclisi’nin Başkan Yardımcısı Neriman Celalova Meclis’e yönelik yasağın kaldırılması için Kırım Yüksek Mahkemesi’ne başvurdu. Meclis savcılık tarafından ‘radikal örgüt’ sayılarak kapatılmıştı. Rusya kaynaklı yapılan değerlendirmelere bakıldığında bu gelişmeler pek de hoş karşılanmıyor.

Daha da önemlisi 19 Temmuz’da Türkiye-Ukrayna arasında yürürlüğe giren askeri iş birliği anlaşması. Anlaşma geçtiğimiz sonbaharda imzalanmıştı. Bu anlaşmaya göre Ankara, Kiev’e 2021’e kadar 15 milyon dolar mali yardım sağlama sözü verdi. Ayrıca Türkiye, Ukrayna’ya silah satacak ve Ukrayna askerleri Türkiye’de eğitim görecek. Türkiye de, Ukrayna’dan SSCB döneminden miras kalan askeri teknolojileri alacak.

Bu anlaşmadan Erdoğan rejimi-Ukrayna ne bekliyor türünden değerlendirmeleri şimdilik bir kenara bırakalım. Bu meselenin doğuracağı en açık gerçek, Rusya ile Erdoğan rejimi bu cephede de karşı karşıya gelecek oluşudur. Rusya için Ukrayna resmi olarak ifade edilmese de sıcak bir çatışma alanı. Karşı tarafa verilecek destekleri elbette Rusya’nın göz önünde bulunduracağı yine Rusya mahreçli değerlendirmelerde kendine yer buluyor.

Bu durumda başından beri NATO’ya dönük şantaj siyasetinin bir parçası gibi gözüken, S-400 alımı-satımı etrafından yürütülen spekülasyonların bir sonunun gelmesi kaçınılmaz. Daha da önemlisi henüz ne düzeyde olduğu ile ilgili açık bilgilere sahip olmadığımız, Türk Akımı adı altında tasarlanan yeni gaz boru hattının geleceği. Son haberlere bakarsak ABD Rusya’ya karşı yeni yaptırımlara hazırlanıyor ve bu projeyi tehlikeye sokabilirmiş. Gazprom’un yüklenici firması olan İsviçre’nin Swiss Allseas şirketi ise şimdiye kadar Karadeniz’in altından yaklaşık 15 mil boru hattı döşemiş. ABD’nin yaptırımlarını da eklersek, Erdoğan’ın hali hazırda TANAP ortaklığı Rusya’nın başını ağrıtırken, Türk Akımı da buhar olursa şaşırmayalım. 

Yine de Erdoğan rejimi-Rusya dansının önemli bir “ama”sı var. Özetle bu flört-dans bir çok konuda “alacaklı” olan Rusya ne zaman isterse o zaman biter. Şimdilik Putin yönetimi bu oyunu sürdürmek istiyor. Baksanıza “domates” için 18 Ağustos’a randevu vermişler bile.



1004
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: