Kürdistan Tribünali

Selimferat@web.de | 18 Temmuz 2017 Salı

SELİM FERAT

Miloseviç, 1999’dan sonra Lahey’de yargılandı.

Erdoğan’dan kötü değildi.

Hatta Noam Chomsky, Miloseviç’in yakalanması için baş suç sayılan ve verilere göre 800 kişinin katledilmesiyle sonuçlanan Srebrenica katliamının gerçekleştirilmediğini iddia etmişti.

Yargılandı ve 11 Mart 2006’da Lahey’de hücresinde öldü.

Erdoğan yargılanmıyor (!)…, yargılanamıyor mu?

Son tabloda ortaya çıkan, Kürdistan’da işlenen insanlık suçlarıyla ilgili Erdoğan’ın Lehey’de yargılanması için düğmeye basacak güçler; Almanya, ABD, Fransa, İngiltere, Rusya vb güçlerin adım atmayacağı.

Roboskî, Cizre ve sonrasında yapılan katliamlardan sorumlu olan Erdoğan ve Hükümetiyle ilgili Birleşmiş Milletler nezdinde suç duyurusu bulunmasına rağmen, Erdoğan ve Hükümeti, yeni savaş suçları işleme planları yapıyor (Efrîn’e saldırı vb.).

Böyle olması, bir „Kürdistan Tribünali“ni kaçınılmaz kılıyor.

Biliniyor: Vietnam Tribünali, resmi olmayan ilk Uluslararası Mahkeme (1966), ABD, Avusturalya, Yeni Zelanda ve Güney Kore Hükümetleri’nin işledikleri savaş suçlarıyla ilgili, resmi olmayan yargı yolu açmıştı.

 „Vietnam Savaş Suçları Tribünali“ veya „Russel Tribünali“ olarak tarihe geçen bu Tribünal’in Onur Başkanı Lord Russel Bertran’dı.“ Yönetici Başkanlığını Jean Paul Sartre yapmıştı.

Tribünal’ın Başkanı ve Duruşmaları idare edeni ise Yugoslav yazar ve Yugoslav BM Temsilcisi Vladimir Dedjer’di. 

Türkiye’den İşçi Partisi Başkanı Mehmet Ali Aybar da Tribünal’in üyeleri arasındaydı.

Melba Hernandez, Küba’dan, Vietnam’la Dayanışma Komitesini temsilen katılmıştı.

Lawerce Daly, İngiliz sendikacı üyeydi; Ünlü tarihçi Isaac Deutscher Tribünal‘in üyeleri arasındaydı.

Amerikan İnsan Hakları Savunucusu Floryd McKissick; Japon Avukat Kinju Morikawa gibi şahsiyetlerin Tribünal’in üyeleri olması, böylesi bir Tribünal’in üzerinde yükseldiği zemine işaret etmek için yeterli.

Tribünal’in isnat ettiği ve ispatlanması için „İddianame“ye koyduğu maddeleri, eğer gerçekleştirilebilirse, Kürdistan Tribünali’ne uyarlayarak öneriyorum:

1. Türk Hükümeti, Devletlerarası Hukuka aykırı suçlar işlediler mi?

2. Türk Hükümeti, Savaş Hukuku’na göre suç sayılan silahlar kullandı mı?

3. Türk Hükümeti, baraj, okul, hastahanelere karşı bombalama gerçekleştirdi mi?

4. Türk Hükümeti, tutsaklar/rehinelere karşı, devletlerarası savaş kurallarına aykırı bir biçimde uygulamalarda bulundular; özellikle işkence ve sakatlama uygulamaları gerçekleştirdiler mi?

5.  Türk Hükümetleri, halkı sürgün etme, halkı yoketme, yani hukuksal olarak jenosidi uyguladılar mı?

Chomsky’den başlayarak, Türkiye’den ve Kürdistan’dan da birçok yazar, bilimci, hukukçu ve özellikle de Lahey Mahkemesi’nin eski üyelerinden oluşacak Kürdistan Tribünali, Kürdistan’da dekolizasyonun, devletlerarası hukuk açısından ilk adımlarından biri olabilir.

Türkiye, militarist alanda Kürdistan’da kazanamadı.

Şimdilerde kaybetmiş bir devlet ve hükümet politikası, Türkiye’deki krizi derinleştirecek.

„Kürdistan Tribünali“ Erdoğan ve Türkiye’yi diplomatik açıdan hızlı bir çöküşe götürebilir.

Böylesi bir adım, Bağımsız Kürdistan’ı desteklediklerini açıklayan İsrail ve ona destek veren ABD’den daha meşru bir zemin hazırlayabilir.

KÜRDİSTAN TRİBÜNALİ; Halkın kendi kaderini belirleme hakkının uluslararası alana yansımasının yeni adresi olabilir, olmalıdır.



894
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: