Yeni bir çağ doğuyor

18 Temmuz 2017 Salı

SİNAN CUDİ

PKK’nin öncü kadroları Mehmet Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek’in 14 Temmuz 1982 tarihinde başlattıkları tarihi ölüm orucu direnişi 12 Eylül faşist diktasına karşı gerçekleştirilen en büyük direniş oldu. Her dört direnişçi ve bu eylem içinde yer alan diğer direnişçiler şüphesiz bu eylemle PKK’nin amacı olan bağımsız, birleşik, demokratik Kürdistan’ı elde etmeyi beklemiyorlardı. 

Eylemlerinin açıklandığı 14 Temmuz’dan 193 yıl önce ve oldukça uzak bir coğrafyada, fakat aynı amaçlar uğruna mücadele yürüten devrimcilerin öncülüğünde ayaklanan halkın talepleriydi talep ettikleri. 14 Temmuz 1789’da Bastille hapishanesi baskınıyla başlayan ve 28 Ağustos’ta ilan edilen Fransa İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’yle tüm dünyaya yayılan Fransız Devrimi’nin ezilenden, yok sayılandan, dışlanandan yana taleplerini istiyorlarda adı ve kimliği yok sayılan bir halk için. 

Hakkını tanrıdan aldığı iddia edilen mutlak krallıkların yıkılabileceği düşüncesini kısa sürede tüm dünyaya aşılayan Fransız Devrimi yeni bir çağın başlangıcı sayıldı. Egemenliğin halka dayalı olduğu, eşitlik, özgürlük ve adalet ilkelerine dayalı demokrasiyle yönetilen bir ülkede yaşama istemini kamçıladığından çok uluslu imparatorlukların/devletlerin parçalanmasını da kendisiyle birlikte getirdi. 

14 Temmuz direnişçilerinin Kürdistan açısından taşıdığı önemi de buna benzetmek gayet mümkün. Dört duvar arasında sıkıştırılmış, insanlık dışı işkence ve uygulamalara maruz bırakılmış sarsılmaz irade ve güçlü kararlılığın yarattığı bir devrim oldu 14 Temmuz. Belki o gün Diyarbakır zindanına yürümedi Kürt halkı ama o günden sonraki her günde zindan, utanç ve gururunun nişanesi olarak tüm Kürtlerin beynine kazındı. 

Ardı sıra gelişen direniş yıllarında 12 Eylül cuntasına karşı direnişin bayrağı Kürdistan dağlarına taşındı ve günümüze dek uzanan görkemli Kürt Özgürlük Hareketi pratiği ivme kazandı. Kürdistan’ı kendi aralarında bölüştüren sömürgeci devletlerin ve destekleyicilerinin tüm saldırı ve çabalarına rağmen 14 Temmuz ruhu halen Kürdistan’ın dört bir yanında ve Kürdistanlıların bulunduğu her yerde yaşamaya devam ediyor. 

193 yıl önce ilan edilen bildirgede kabul edilen; insanların eşit doğduğunu ve eşit yaşamaları gerektiğini, insanların zulme karşı direnme hakkı olduğunu, her türlü egemenlik esasının millete dayalı olduğunu ve mutlak egemenliğin bir kişi ya da grubun elinde bulunamayacağını; devleti idare edenlerin esas olarak millete karşı sorumlu olduğunu, hiç kimsenin dini ve sosyal inançları yüzünden kınanamayacağı ilkeleri günümüzde halen Kürtler için yok sayılıyor ne yazık ki...

Ama Kürtler yine bir Temmuz gününde, 193 yıl önceki devrimin üzerinde yükselen Fransız devletinin hamiliğini üslendiği BAAS rejimini kovarak kendi geleceklerini ellerine aldıklarını ilan ettiler. 19 Temmuz günü, 193 yıl önce ilan edilen o temel hak ve özgürlükler bildirgesinde yazılı olanların gerçek hakkını verebilmek için ayaklandılar. Adı sadece zenginlerin pazarlık listesinde yer alan, kimliksiz kılınarak yabancı statüsüne indirgenen Kürtler, yaşadıkları coğrafyayı, Rojava’yı tüm dünyanın demokrasi öncüsü haline getirdiler. 

İçten ve dıştan 19 Temmuz devrimini küçük gösteren, dışlayan, yok sayan tüm yaklaşım ve politikalara rağmen devrim beşinci yılını geride bırakıyor. Ve bu, dostlarına gurur ve onur bahşettiği gibi düşmanlarına büyük acı veriyor. 

BAAS rejimiyle, Özgür Suriye Ordusu adı verilen çete gruplarıyla, DAİŞ ile ve nihayet Ortadoğu’daki tüm kötülüklerin kaynağı konumundaki TC ile savaşan Kürtler tam da devrimin yıldönümünde karanlığın başkentini almak için "Büyük Cenk" ismini verdikleri savaşı yürütüyorlar. 

193 yıl önce ilan edilen eşitlik, özgürlük ve adalet ilkelerini faşizmin zindanlarında canları pahasına koruyan ve yücelten, yaşamı uğruna ölecek kadar seven halklar bugün bayrağı zirveye taşıyor. İnsanlığa yeni bir çağı müjdeliyor.



1244
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: