15 Temmuz ve ‘darbe girişimi’ yalanı

g.yoleri@gmail.com | 14 Temmuz 2017 Cuma

GÜLSEREN YOLERİ


Uçaklardan, helikopterlerden atılan bombalar, devlet binalarına yapılan baskınlar, tanklar, silahlar ve insanların gözyaşlarını izliyoruz günlerdir. Hafızalarda sadece 15 Temmuz canlandırması yapılmıyor, çünkü dil o günkünden çok daha sert, gazilik, şehitlik söylemlerinin ve gözyaşlarının arkasına saklanmış ama çok daha nefret dolu, çok daha ayrılıkçı, çok daha çatışmacı, ötekileştirici. HDP’yi geçtik CHP’nin bile söz hakkı elinden alındı iktidar tarafından organize edilen 15 Temmuz etkinliklerinde. 

Televizyonlarda akan görüntüleri izlerken her şeye rağmen biz de üzülüyoruz. Ölüm de, insanın kolunu bacağını kaybetmesi de kolay sindirilebilir şeyler değil çünkü. Ama bu tabloda bir şey eksik, önemli bir şey; sorgusuz sualsiz kafası kesilerek öldürülen, linç edilen, tutuklanan üç günlük erler yok, öğretmenler yok, onların yakınları yok. Tabloya akseden insan hikayeleri de zaten sadece iktidarın mağduriyetini anlatmak için birer araç olarak kullanılmış. Her zaman olduğu gibi yine en büyük mağdur iktidar yani. 

Ama bu kez sadece mağdur değil aynı zamanda mağrur. Çünkü sonrasında ilan ettiği OHAL ve çıkardığı KHK’ler ile Anayasayı, yasaları lağvetti. Sadece kişi güvenliğini ve özgürlüğünü ortadan kaldırmakla kalmadı tüm demokratik hakları ve özgürlükleri, tüm demokratik sivil oluşumları hatta var olan demokrasi kırıntılarını bile ortadan kaldırdı. Zaten yetersiz olduğu için eleştirilen kuvvetler ayrılığı ve parlamenter sistemi tamamen etkisizleştirdi. Yerine otokratik bir rejimin temellerini attı, şimdi binanın çatısını çakıyor.

Toplumsal eğilimleri kalıcı olarak kontrol altına alabilmek için eğitim sistemine müdahale etme yolunu seçti mesela. Neden işten atılanların çoğunluğu öğretmen, hiç düşündünüz mü? Ağaç yaşken eğecek bükecek. Kız çocuklarının kafasını daha 4 yaşında anaokuluna başlarken kapatacak, erkek çocuklarla ayrı sınıflara koyacak, kuran ve din derslerini bilim derslerinden önde tutacak. Sadece müfredat değişikliği ile yetinilmeyip, ders kitaplarının da yeniden yazılmasının böyle bir anlamı var. Yıllar önce yararlandığım bir İngilizce gramer kitabından hatırlıyorum. Bütün örnekler İslami inanç ve gelenekler üzerindendi. Ms ve Mr Smith gitmiş, yerine köyün imamı, başörtüsü, Kuran gelmişti. 

Yine mesela; ülkedeki hakim ve savcıların dörtte birinin işten atılması ve tutuklanmasının yargı bağımsızlığı taleplerini bastırmak, anayasa ve yasaların lağvedilmesine karşı direnci kırmak gibi bir işlevi planlanmış olabilir mi? 

İşten atılanlar yüzbinlerce, gözaltına alınan ve tutuklananlar yüzbinlerce ama CHP’nin son adalet yürüyüşünü ayırırsanız, ortada tepki niyetine yine sol sendika ve siyasi örgütlerin tutuklanmayı göze alarak sürdürdükleri kısıtlı eylemler. Neden sokağa çıkmaz Fetö? Yol bilmediğinden demek ne kadar inandırıcı, mağdur da edilse işine geliyor olabilir mi bu yaşananlar? Çok soru var cevaplanması gereken. 

Diyor ki iktidar; "15 Temmuz ihanet ve diriliş günü”. İhanetçi kim ben hala anlayamadım. Dünkü dostları sonraki gün düşman, nereye koyacaksınız? Yerine gelen dostun da akıbeti aynı. Bakın polis teşkilatında ve yargıda kerelerce ve her keresinde bir öncekini hapishanelere tıkan uygulamalara. 

Ama "diriliş” öyle değil, bir anlamı var. AKP ve Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz’dan kazandığı meşruiyetten güç alıp OHAL ile bir diriliş gerçekleştiriyor. Buna rağmen, şimdi herkes aynı ezberle "darbelere karşıyız, 15 Temmuz darbesine de karşıyız ve darbeye karşı mücadelesinde iktidarın yanındayız” diyecek. İktidar da bu yaklaşımdan aldığı güçle, rahat rahat OHAL ne kadar gerekirse o kadar uzatılacak diyecek. 

Gariplikler de, soru da çok: 15 Temmuz kontrollü müydü, girişim miydi vs. vs. hadi tartışalım biraz daha. Ama derler ki; pek çok sorunun cevabı gözümüzün önündedir çoğu kez. Ve yine derler ki; Bir olayı failini bulmak için önce kimin işine yaradığına bakın.



1153
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: