Cennet de mümkün cehennem de!

14 Temmuz 2017 Cuma

CAFER TAR

Almanya’nın Hamburg kentinde 12’ncisi düzenlenen G20 liderler zirvesi daha çok toplantıya katılan liderler ve onlara yönelik kamuoyu tepkileri ile öne çıktı; halbuki toplantının sonunda açıklanan sonuç bildirisi yaşlı dünyamızda bundan sonra olabilecek felaketlerin habercisi gibiydi.

Bildiri bir tür itirafname gibiydi, G20’ye katılan liderler: „Terörizm, yerinden olma, yoksulluk, açlık ve sağlık tehditleri, istihdam oluşturma, iklim değişikliği, enerji güvenliği ve eşitliğin dahil olduğu küresel toplumun temel zorluklarını” ele almaya karar verdiklerini ilan ettiler. 

Terörizm vurgusuyla; aslında dünya üzerinde sürüp giden savaşalardaki kendi sorumluluklarını, yerinden olma vurgusuyla; başta Suriyeliler olmak üzere dünyanın başka yerlerinden göçe zorlanan insanların yaşadıkları dramlarında kendilerine düşen payı, yoksulluk, açlık, sağlık tehditleri ve işsizliğin altını çizerek de aslında bütün bunlara kendilerinin sürdürdüğü sadece karı gözeten ekonomi/politiğin neden olduğunu itiraf etmiş oldular.

G20 zirvesi için Hamburg’a gelen liderler; iklim değişikliği ve enerji güvenliği konusunu öne çıkarırken; dışarıda protesto edenler; içerde toplantı yapan liderlerin sürdürdüğü siyasetin neden olduğu felaketlere vurgu yapmak için Avrupa’nın her yerinden Hamburg’a gelmişlerdi. 

Her toplantı sonrasında kamuoyunu tatmin edecek; onların gönlünü hoş tutacak sonuç bildirgeleri hazırlanmaya çalışılır; ancak Hamburg’da toplanan liderlerin gerçek gündemi; ne işsizlik, ne yoksulluktu. Katılımcı ülkelerin temel gündemi muhtemelen; enerji güvenliği ve sürdürülen enerji siyasetinin sebep olduğu iklim değişikliğinin artık herkesi tehdit eder bir boyuta gelmesiydi. 

Kapitalist modernite dünyamızı öyle yer haline getirdi ki; kazandıklarını zannedenler bile büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldıklarını anlamaya başldılar. Üzerinde yaşadığımız dünyayı tüketerek kendini çoğaltabileceğini zannedenler nasıl bir yıkıma sebep olduklarını görmek zorunda kalıyorlar.

Çok genel bir hoşnutsuzluğun hayaleti geziyor yaşlı gezegenimizin üzerinde; neredeyse dünyanın hiç bir yerinde insanlar kendilerini güvencede hissedemiyorlar. 

Yer yüzünün en yoksul ülkelerinin insanlarından en zenginlerine kadar her herde insanlar farklı nedenler ve farklı şiddette de olsa tedirginler; kendilerinin ve ailelerinin geleceğinden ciddi kaygı duyuyorlar. 

Hatta işler öylesine bir hal aldı ki; kontrolsüz sadece kar hırsı ile yapılan üretim ve bunun güdülediği tüketim alışkanlıkları bizzatî üzerinde yaşadığımız dünyayı tehdit ediyor. Çevre sorunu eskiden kimi çevreler için sadece sohbet konusuydu; halbuki şimdi herkesin mutlaka gündemine alması gereken en acil konulardan biri haline geldi.

Bilim insanları 20.000 yıl önceki son buzul çağından günümüze kadar sıcaklığın sadece yaklaşık olarak beş derecelik bir artış gösterdiğini, halbuki günümüzde zararlı emisyonlardaki artış eğilimi dikkate alındığında önümüzdeki 100 yıl içinde beş derecelik bir artışın daha olacağını beklenmektedirler. 

Bu orandaki bir sıcaklık artışı iklim kuşakları üzerinde kökten bir değişiklik yapabililir. Zararlı emisyonlar ve bunun sonucunda ortaya çıkan küresel ısınma hepimizin hayatını doğrudan etkileyecek; kuraklık ve doğal felaketlere neden olabilir. 

Bütün bu kuraklık, doğal felaketlerin sonuçları sadece ortaya çıktıkları yerlerde yaşayan insanları etkilemekle sınırlı kalamaz; verili dünya sisteminde paylaşım ilişkilerini daha da kanlı hale gelir. 

Bölgesel eşitsizlikler bütünüyle artar, gerek tek tek ülkelerin kendi içinde, gerekse de bütün dünyada sosyal problemler çığrından çıkma sürecine girer.

Ne kötü! Dünyanın hiç bir yerinde insanlar Cahit Sıtkı Tarancı’nın ünlü „Memleket İsterim“ şiirindeki gibi bir hayat sürdüremiyorlar. Halbuki ne kadar da yaklaşmıştık öyle memleketler kurmaya; oralarda yaşamaya, yaşlanmaya.

Yine derin bir ikileme doğru hızla sürükleniyoruz; ya hepimiz tercihimizi radikal demokrasinden yana kullanacağız, ya da üzerinde yaşadığımız dünya ile birlikte kendimizi de tüketeceğiz. 

Araftadayız, cennette mümkün cehenneme de!



567
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: