Êfrîn operasyonu Kuzey Suriye işgali olur

07 Temmuz 2017 Cuma

ZILAR STÊRK


Suriye muhalefetinin örgütlendirilmesinde ve rejime karşı geliştirilen müdahalede, Erdoğan ve AKP Hükümetinin oynadığı rol bilinmektedir. Yakından denetleyebileceği, askeri üsler kurabileceği ve büyük yatırımlar yapabileceği, daha bağımlı bir komşu Suriye hayalini kuruyordu. Bu sürece, Ortadoğu’da belirleyici bir konum elde etme süreci olarak bakıyordu. Tabi buradaki Kürtlerin bu süreçten kazançlı çıkmasını engellemek ve hatta yapabilirse kendi himayesindeki bir bölge haline getirmek için de, türlü tedbirler almış ve epey de hazırlık yapmıştı. Kürtleri kuzeyde ateşkes pozisyonunda tutarak, Rojava’da ise insanlık dışı faşist savaşın içinde yenilgiye uğratmayı hedeflemekteydi. 

Erdoğan ve AKP yönetimi, El Nusra ve DAİŞ gibi faşist çeteleri bu temelde besleyip büyüterek, Rojava’da direnen Kürtler’in üzerine salmaktaydı. Kürtleri, esasta Kobanê’de yenilgiye uğratmayı planlamıştı. „Kobanê düştü düşecek” söylemi bunun ifadesiydi. DAİŞ çetelerini bizzat kendi denetimlerindeki sınır hatlarından Kobanê’ye nasıl soktuklarını, o dönem herkes İMC Tv kamaralarından canlı izlemişti. Bunun karşısında tüm Kürtler, Kobanê etrafında büyük bir birlik ve seferberlik ruhu geliştirdi. Yakalanan bu birlik ve seferberlik ruhunun yol açtığı Kobanê zaferi, bu yönlü hesapları yerle bir etti. Ancak Erdoğan emrindeki AKP Hükümeti, adeta yenilgiye doymayan pehlivan misali bu konudaki ısrarını hep sürdürdü. 

Egemen bir devlet olmanın hem uluslararası imkanlarını hem de finansal kaynaklarını sürekli Kürtleri yenilgiye uğratma uğruna seferber eden siyasetini hala sürdürüyor. Rusya ve ABD’nin izni dahilinde faşist DAİŞ çeteleriyle anlaşarak bir gecede Cerablus’u devralması, daha sonra yaptığı anlaşmaların sınırlarını da zorlayarak Bab’ı işgal etmesi, Minbic’e girmeyi sürekli demoklesin kılıcı gibi kullanması ve şimdi de Efrîn’e girmeyi gündeme koyması, Kürtler’e dönük süreklileşen soykırım ve işgal siyasetinden şüphe edenlerin şüphelerini gidermiş olmalı. Efrîn’e düzenlemeyi planladığı operasyon, normal bir operasyon olmayacaktır. Kuzey Suriye’yi işgal harekatı olacaktır. Bizzat kendi çete gücü ile girecek ve bir daha çıkmayacaktır. Bu konuda tüm dünyanın tanıdığı Kıbrıs işgal pratiği, Güney Kürdistan’ı işgal pratiği, türk devletinin fırsatlar oluştuğunda izlediği işgalci stratejinin nesnel örnekleri olmaktadır. 

Ulusal, uluslararası olanakları ve finansal kaynakları sağlayarak Rojava’yı işgal stratejisini imkanlı hale getirmek, şu anda Erdoğan yönetimindeki Türk devletinin temel hedefidir. Bir taraftan işgal etmek ama bir taraftan da QSD güçlerinin şu anda DAİŞ’in başkenti olan Rakka’daki ilerleyişini durdurmak ve DAİŞ çetelerine nefes aldırmaktır. Tabi Rojava’yı işgal stratejisini ve Rakka operasyonunu durdurma hedefini olanaklı kılabilecek mi, ya da olanaklı kılsa bile gelişecek topyekün direniş karşısında başarılı olabilecek mi, bunlar tartışma gerektiren hususlardır. Ancak kesin olan bir tek şey var. O da 21. yüzyıl Kürtlerinin artık kendilerine reva görülen „işgal edilmiş sömürge” kaderini kabul etmedikleridir. Ortaya çıkmış olan Kürt Özgürlük İradesi artık bastırılamayacak kadar güçlenmiştir. 

Dikkat edilirse gelişen saldırılar, Kürtleri zayıflatmaya yetmemektedir. Tersine güçlendirmekte, tecrübeli ve birikimli kılmaktadır. AKP desteğindeki faşist DAİŞ saldırıları Kobanê’de ilk geliştiğinde, herkes „acaba“ demişti. Ancak şimdi Efrîn’e gelişecek bir saldırı karşısında, Kobanê deneyiminden sağlanmış önemli bir tecrübe ve birikim var. Efrîn halkı, Efrîn gençliği bunun bir işgal harekatı olduğunu biliyor ve bu bilinçle sonuna kadar direneceğini söylüyor. Ayrıca bu savaş sadece Kürtlerin savaşı olmayacaktır. Kuzey Suriye’de ortaya çıkmış olan ortak özgürlükçü halklar iradesinin savaşı ve direnişi olacaktır. Bunu yenilgiye uğratmaya ise kimsenin gücü yetmeyecektir. Çünkü Kürtler, artık Kobanê sürecinden daha güçlü ve öncü bir pozisyona kavuşmuştur. 



1342
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: