Adalet talebi, CHP ve Kürtler…

05 Temmuz 2017 Çarşamba

AVA NEŞE KALP

Bir kez daha CHP’nin Türkiye’nin tüm muhalefetinin “temsilcisi” olmanın Show bussinesini izliyoruz. Meclise, AKP ve nasyonal solcuların, Ergenekoncuların ittifakıyla neşter atılırken elini kaldıran CHP’nin, zaman içinde buna yönelik kendi tabanındaki baskıları, en son bir milletvekilini kaptırması ile ‘bir şey yapmalı’ tadında harekete geçtiği anlaşılmaktadır. CHP’nin hareketlenmesinin, Türkiye’de insanların daralan şiddet çemberi ile yaşanan sıkışmışlığın ürettiği enerji birikiminin riskli boyutlara vardığı ve bu enerjinin Kürt muhalefeti ile birleşme potansiyelinin de gittikçe arttığı bir döneme denk gelmesi anlamlıdır. 

Enis Berberoğlu’nun hapse atılması, üretilen yapay suçların HDP’ye yönelik yapılanlarla ilgili ciddi bir empati potansiyelini ortaya çıkarması, CHP içinde paradigmaya uymayan bir kesimin varlığı, bütün bunların tabana anlatılma problemi gibi bir dizi dinamik bu hareketlenmede rol oynamaktadır. Dolayısıyla bu yürüyüş, koalisyon için yapılan gizli anlaşmaya aykırı bir durum yaratıyor gibi görünse de mevcut toplumsal dinamiğin ürettiği enerjinin sistem tarafından kontrol altına alınacak şekilde boşaltılması anlamında da okunmalıdır. Bunun en önemli göstergesi Kürt hareketini bu yürüyüşe destek vermediğine yönelik eleştirilerinden sonra HDP’den destek açıklamasının arkasında yaşananlardır. 

HDP’nin yürüyüşe destek verme beyanının hemen arkasında bilmem kaç metrelik uzunlukta Türk bayrağının yürüyüşe yetiştirilmesi en önemli göstergedir. Bilindiği üzere bu bayrak sürekli olarak Kürtleri ve diğer farklılıkları dışlamak için en önemli sembol olarak kullanılmaktadır. Bayrağın anlam kurgusu, ‘diğer tüm aidiyetlerinden vaz geçip Türk ve Müslüman ol’mayı talep ettiğini, Türkiye’de varlığını sürdüren herkesten çok kendi icatları olduğu için en iyi Kemalist milliyetçiler bilir. Yıllarca solcu olarak yutturulan Kemalizm, Sosyalist Enternasyonalde dahi PYD’yi tam üyeliğe almamayı başarmakla övünecek kadar ırkçı karakterine rağmen, ‘sol’ olduğunu yutturmaya devam etmektedir. Bununla aslında HDP’ye “gel ama geleceksen başta Kürt kimliği olmak üzere tüm temsil ettiğin kimliklerden vazgeçerek gel ve bana teslim ol” denilmektedir. Çakma solcuların her zamanki alışkanlığı olan bel altından vurma manevrası yani. 

Eğer HDP katılım yönünde bir tavır almasaydı, nasyonal sosyalist ve Kemalist troller hemen devreye girecek ve HDP’ye saldırı kampanyasını geliştireceklerdi. Tabi yine “AKP ile iş birliği” olarak. Hatırlayın seçim öncesini ‘HDP, AKP ile ittifak yapacak’ furyasını. Arkasından AKP devletin tüm olanaklarını kullanıp HDP ve Kürtlere saldırırken, yaptıkları tek şey, parlamentoda ellerini kaldırıp bu saldırıları onaylamak oldu. Aynı oyun tekrar oynanıyor. HDP’nin bu iblisçe oyunu görüp destek kararı almasıyla, dev Türk bayrağının açılmasının senkronizasyonu, bu konudaki sahtekarlıklarını çok net açıklamaktadır. Ancak CHP’ye rağmen yükselen bir muhalefeti de es geçmemek gerekir. 

Yükselen bu muhalefeti CHP’nin sahtekâr manevralarını engelleyecek bir dalganın, Türkiye’yi bu ırkçı ve sorunlarını kangrene dönüştüren yapısını değiştirecek bir karaktere evrilmesi de olasıdır. Umalım ki bu olsun aksi halde Erdoğan gitse dahi bu yapı, başka bir Erdoğan bulup yoluna devam edecektir. Perinçek burada olmaya devam edecektir mesela… Bu sürekli suç damarının ortadan kaldırılmasında ısrarcı olmak gerekir. Aksi takdirde aynı oyunu daha çok seyrederiz.



986
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: