Özne olarak siyaset yapmak

29 Haziran 2017 Perşembe

METİN YEĞİN

Devam ediyoruz o zaman, yoksa ‘hep beraber özne olalım’ diye bitirebilirdik oysa. Bu 1970’lerin naif de olsa kesinlikle daha güzel günlerindeki ‘Hayat bayram olsa’ şarkısı gibi olacaktı. Güzel bir temenni ile hiç kimsenin kalbini de kırmadan söyler giderdik ama bir şeyleri yıkmaya çalışmak hoşuma gidiyor galiba. 

‘Özne’nin ancak kelimelerden kendini kurtardığı zaman bir manası, daha doğrusu kendisi var. Yoksa sol toplantılarda, çok sık olarak rastladığımız, peş peşe sıralandığı zaman, güzel, etkili kelimelerin şiirselliğine takılıp, bir başka toplantıya kadar, günlük hayatın gerçekliği içerisinde sürünüp, tekrar kelimelere sığınıp yaşayıp giderdik. Bu yüzden siyaset dediğiniz şey de eğer gerçeklik ile sadece kelimeler üzerinden bir ilişki kuruyorsa ya da teğet geçiyor diyebileceğimiz kadar bile bir teması olmuyorsa, ne manası var? 

Biraz daha açık konuşmak gerekiyorsa, mesela bir Rus uçağı düştüğünde –harıl harıl hep beraber, canı gönülden– Ortadoğu politikasının nasıl değişeceğini konuşmanın, bunun üstüne, ABD’nin ne yapacağını, İran’ın tavrının ne olacağını ve bütün bunların, devlet başkanlarının anlamaya çalıştığımız edasıyla mesela şimdi Trump şunu yapacaktır’a dönüştürmenin manası nedir? Yani başka bir örnekle anlatmaya çalışırsam, Messi’nin ortasına filancanın kafa vuruşuyla gol atacak olmasını tahmin etsek bile bu tuttuğunuz takımın maçtan yenik ayrılmasını engelleyebilecek midir? Yani bu duruma karşı ne yapabiliriz? Örneği abartırsak, hemen garajımızdaki iki uçağı havalandırıp, bir ABD uçağını kanadından vurursak, bir Yeni Zelanda havaalanı bombalarsak oyunun kaderini değiştirebilir miyiz? Tabii ki bunun etkilerinin nihayetinde mağduruyuzdur –her şey birbirine bağlıdır!– ve dış politika yazılarını birileri yazmalıdır, ama her düzeyde siyaset yapmanın buna hasredilmiş olması, bütün olanların karşısında, sadece ve sadece seyircisi olmamızdan başka ne getirir bize? O zaman, kısaca ve doğrudan söylersem, bana pratikten, kendi ellerimizle yapabildiklerimizden bahsedin… Gerisi hikaye…

Bu yüzden ancak günlük hayatı değiştirdiğimizde, ‘İmkansızı isteyip gerçekçi olmak’ ile, yani cüretin yaratıcı enerjisi ile dünyayı değiştirirken özne olabilir insan. Anlatmaya çalıştığım, basitçe ve klişe tanımlamalarla ‘Devrim hedefinden vazgeçmek’, ‘Sınıf mücadelesini reddetmek’, ‘Varoluşçu’ ya da ‘Ahlaki bir anarşizm’ önerisi filan değildir ve bu ne haddimedir! Kast ettiğim, mesela sol-devrimci-özgürlükçü bir hareketin işinin, sadece sürekli ve düzenli bir yayın çıkarmak ve önemli günlerde bildiri dağıtmaktan ibaret ‘eylem’ini mahkum etmek, her şeyi ‘Devrim’ meselesi olarak görüp, ‘Devrim’ sonrasına süpürülmesinin anlamsızlığına dikkat çekmektir ve bu meselenin ‘özne’ ile alakası ise, bunun kendi çemberleri içinde küçüklü büyüklü ve boylarına göre iktidarlar üreten bataklıklar halini almasıdır.  İşte tam bu yüzden garajlarımızdaki (!) kağıttan uçaklarımızla üstlerine pratikler yağdırmalıyız…

Ve iki-üç, daha fazla Özyönetim…



753
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: