KAYIPLAR

20 Mayıs 2017 Cumartesi

ZİYA ULUSOY

Kaybederek öldürmek faşizmin korku salma yöntemlerinin başında gelir. 

Faşist çağdaşları arasında Atjantin cuntası kaybederek korku salma silahına en çok başvuran olmuştu. Öldürdüğü devrimcilerin bir bölümünü helikopterle okyanusa atıyordu. 

Türkiye’de 12 Eylül faşist cuntası da, korku salarak devrimcileri yıldırmak amacıyla kaybederek öldürmeye başvurdu. 

Burjuvaziler ve devletleri, tarihteki zalim monarklardan öğrendikleri gibi biribirinden çok daha hızlı öğrenirler. 

Özellikle yarım yüzyılı aşan süreçte emperyalist dünyaya hakim olan ABD, emperyalist seleflerinden öğrendiği zor yöntemlerini dünya çapında işbirlikçisi burjuva devletlerin öğrenmesi ve uygulaması için her türden karşıdevrimci deney alışverişini yaygınlaştırdı.

Faşizm, 1990’lı yıllarda Kürdistan ve Türkiye’de, devrimcileri kaybederek öldürmeyi başlıca bir silah olarak kullandı. 

Kayıplara karşı mücadele başlıca devrimci görevlerden oldu. Gazi başkaldırısı liderlerinden Hasan Ocak yoldaşın kaçırılmasına karşı mücadele sonuç alıcı oldu ve katiller Hasan’ı kaybederek gömdükleri yerden vermek zorunda kaldılar. Hasan Ocak yoldaşın bulunduğu günün şahsında yüzlerce kayıp devrimcinin anısına 17-31 Mayıs Kayıplar Haftası olarak belirlendi. ICAD bu mücadelenin ürünü olarak doğdu. Cumartesi Anneleri direnişi de bu mücadele içinde doğdu. 

Selefleri çok teşhir olunca iktidara gelen AKP, kayıpları en aza indirmek zorunda kaldı. Fakat yine de Kürdistan’da başvurdu. 

İktidarda yerini sağlamlaştıran Erdoğan ve AKP, adım adım katliamlara başvurmaktan geri durmadı. 

Amed Koşu Parkında çocukların katledilmesinden Roboskî’ye, Suruç ve 10 ekim Ankara katliamına, Cizre-Sur bodrum vahşetlerine uzanan Erdoğan faşizminin katliamları, geçmişteki kayıpları da aşan soykırımcı ve tasfiyeci saldırılar oldu.

Erdoğan, Bahçeli ve Ergenekoncularla ittifak içinde soykırımcı saldırılarını gerçekleştiriyor. CHP’yi de halkın direnişini engelleyen koltuk değneği olarak kullanıyor.

Şimdi kaybettiğimiz yoldaşların anısına mücadeleyi Erdoğan faşizmine karşı yükseltmemiz gerekir. 

Halklarımız, Cumartesi Anneleri, tüm demokratik güçler; bodrum vahşetlerinde, Roboskî’de yitirdiklerimizin, Erdoğan’ın MİT vasıtasıyla görev verip IŞİD militanlarına vahşice katlettirdiği gençlerimizin, kaybettiğimiz canların hesabını mutlaka Erdoğan faşizminden sormalıdırlar.

Unutmayalım ülkücü faşistlerin 1980 öncesi TİT, ETKO imzasıyla tehdit sloganı olarak kullandıkları sözü, “bir gece ansızın gelebiliriz” sloganını şimdi Erdoğan kullanıyor. Bunu Şengal ve Rojava’daki savaş saldırısı için kullanıyor olsa da, sloganın asıl sembolize ettiği kaybederek öldürme saldırısıdır. Erdoğan’ın önümüzdeki süreçte kaybederek öldürme cinayetlerine başvurmaya niyetli olduğunu gösteriyor. 

Gerek Erdoğan’ın idamı yeniden korku silahı olarak kullanmak istemesi gibi kaybederek öldürme silahını kullanmasını önlemek, gerekse antifaşist mücadeleyi kitleselleştirmek için Kayıplar Haftası mücadelesine değer vermek güncel devrimci görevdir. 

Yitirdiklerimizin anısına en güzel armağan elbette Erdoğan faşizmini yıkacak mücadeleyi kararlılıkla yükseltmektir. Ama her diktatör ve tetikçisi, döktüğü kanın hesabının kendisinden mutlaka sorulacağını anlamalı ve hissetmeli, cevabını almalıdır. 

Şimdi Kayıplar Haftası vesilesiyle kitleler arasındaki çalışma, antifaşist bilincin ve tutumun gelişmesine hizmet edecek. Antifaşist kitlesel büyüme, Erdoğan faşizmi ve suç ortaklarının iktidarını yıkmaya hizmet edecek, onlardan hesap sormanın gücünü oluşturacaktır. 



500
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: