Almanya seçimlerinin mihenk taşı NRW

esonzamanci@gmail.com | 18 Mayıs 2017 Perşembe

ELİF SONZAMANCI

Almanya Gündemi


2017 Almanya’da “seçim yılı” mottosuyla başladı. Çünkü hem cumhurbaşkanlığı, hem 3 eyalet, hem de genel seçimler bu yılın içerisinde gerçekleşiyordu. Fakat özellikle eyalet seçimleri, genel seçimlere giderken partiler açısından önemli bir kıstas olarak değerlendiriliyor. Nitekim 26 Mart’ta Saarland, 7 Mayıs’ta Schleswig-Holstein, ardından geçtiğimiz hafta sonu, 14 Mayıs’ta, Almanya’nın en büyük nüfusuna sahip Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyaleti’nde seçimler yapıldı. NRW’de yapılan seçimler genel seçimlerin aynası olması itibarı ile de merakla bekleniyordu. Nitekim diğer iki eyalette olduğu gibi NRW’de de CDU önemli oranda oy alarak birinci parti oldu. CDU oylarını 6.7 oranında artırarak yüzde 33.0, SPD ise yüzde 7.9 kayıpla 31.2 oranında oy aldı. (Saarland’da CDU yüzde 40.7 oy alırken, SPD yüzde 29.6 oy aldı. Schleswig-Holstein’da CDU yüzde 32, SPD ise yüzde 27.2 oranında oy aldı.) 

24 Eylül’de yapılacak genel seçimlere doğru hızla giderken, NRW’de yapılan seçimlerin sonuçları, CDU Başkanı Merkel ve SPD Başkanı Schulz arasındaki yarışın sonuçları açısından da oldukça önemli bir yerde duruyor. NRW 18 milyondan fazla nüfusu ile Almanya’nın en kalabalık eyaleti. Bunun yanında 2005-2010 yılları haricinde 50 yıldır iktidar SPD’deydi. Haftasonunda yapılan seçimlerde bu gelenek değişmiş oldu. Önemli oranda oy kaybeden SPD, zaferi Merkel’in partisi CDU’ya kaptırdı. 

Hem SPD, hem de CDU Almanya siyasetindeki çıkmazlar, mülteci politikaları, aşırı sağcıların yükselmesi gibi birçok nedenden dolayı kan kaybediyordu. Merkel 4. defa başbakanlık için adaylığını açıkladığında bu nedenle hala tedirginlikler yaşıyordu. SPD ise bu havayı değiştirmek amacıyla Avrupa Parlamentosu eski başkanı Martin Schulz’u Almanya’da siyaset arenasına çağırmıştı. Eski Başkan Gabriel’in kurtarıcı olarak tanıttığı Schulz için seçimlerde daha fazla şansı olduğunu belirtmişti. Nitekim Schulz SPD kongresinde oyların yüzde 100’ünü alarak önemli bir başarı gösterdi. Fakat değişen dengeler ile birlikte SPD beklenilen yükselme eğrisini çizemedi. Birçok yerde kan kaybetti. Aslında SPD’nin Schulz seçimi, gerilere doğru kayan SPD’yi bir yerde sabitlemek hedefi de güdüyordu. Zira vizyon açısından hala Merkel güçlü durumdaydı, NRW seçim sonuçları da kısmen bunu doğruladı. Almanya’da dış siyasetin iç siyasetin önüne geçmesi, sosyal düzenlemelerde yapılan kısıtlamalar, mülteci sorununun kaotik hale gelmesi, inanç çatışmalarının derinleşmesi, akabinde yükselen ırkçılık ve aşırı sağ gibi birçok neden partiler arasındaki dengeleri değiştiriyor. 

Schulz’a duyulan büyük sempati ve daha sonra anketlerde gerilemesinin birçok nedeni var. Özelde SPD açısından; Gerhard Schröder (1999-2004 SPD Genel Başkanı) döneminde 2003 yılında yapılan (2010 Ajandası) düzenlemelerle sosyal refah düzeyinin yükseltilmesi hedefleniyordu. Fakat zaman ilerledikçe, sosyal alanda iyileştirme adına iş verenden değil de iş yapandan tedarik edilmek istenen iyileştirme, SPD’nin eğrisini etkileyen önemli bir etken oldu. 

İşsizlik maaşına yönelik düzenlemeler, asgari emekli maaşı uygulaması geçişi, eğitimin tamamen ücretsiz olacağı vaadi, herkesin süresiz iş sözleşmesi sahibi olmalarını sağlama, Schulz’un önemli seçim vaatleriydi. SPD’nin başına geldiği ilk dönemde anketleri zorlayarak Merkel’e karşı ciddi bir rakip görüntüsü veren Schulz, 3 eyaletteki seçimlerde de Merkel karşısında hüsrana uğradı. Sosyal adalet mottosu ile seçim arenasına çıkan Schulz’un vaadleri, Merkel’in güvenliği öne çıkaran söylemlerinin gerisinde kaldı. Schulz beklenen somut önerileri de sunmadı. Merkel, seçim vaadi olarak öne sürdüğü eğitimin iyileştirilmesi, iç ve dış güvenlik meselesi, bütçe politikaları, istihdam yaratma gibi vaatlerine Schulz’un temel argümanı olan sosyal adaleti de dahil ederek bir adım öne geçti.

Burada bir hatırlatma yapalım: NRW seçimlerinde beklenen başka bir zaferde aşırı sağcı parti AfD’nin oldu. AfD yüzde 7,5 oranında oy alarak (seçim barajı yüzde 5) ilk kez eyalet parlamentosuna girmeyi başardı. Genel seçimler içinde belirleyici olan bu sonuçtan, Afd’nin yöneticileri de hayli memnun.

Seçimlere daha zaman var, fakat tablo giderek belirgin hale geliyor. Schulz’un Merkel’in önüne geçmesi olasılıklar arasında pek görünmüyor. Merkel politikaları devam edecek olasılığı çok daha yüksek. Fakat Schulz farklı argümanlarla bir çıkış yaptığında partisinin aşağıya kayan eğrisini sabitlemeyi belki başarabilir. 



764
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: