Tayyip Erdoğan ve Barzani’nin ABD ziyareti

15 Mayıs 2017 Pazartesi

FERDA ÇETİN


12 Eylül darbesinin diktatörü Kenan Evren, meşruiyet sorunu nedeniyle Batı’ya, Avrupa’ya çıkamıyordu. Bu sorunu, Pakistan diktatörü Ziya ül Hak’ı ziyaret ederek ve onu davet ederek gidermeye çalışıyordu.

Tayyip Erdoğan da aynı durumda ve 16 Nisan’daki referandumla birlikte ciddi bir meşruiyet sorunu yaşamaktadır. Mevcut konumuyla, Avrupa’da kendi konsolosluklarını ziyaret edemeyen, hala hiçbir ülkede konferans ve salon toplantısı yapamayan bir yönetimin başıdır. 

Batı’nın başlattığı bu sorgulamayı, Doğu ülkelerini ziyaretlerle ve oralardan gelenleri kabul ederek aşmaya çalışıyorlar. Geçen hafta Sierra Leone Devlet Başkanı Ernest Bai Koroma’nın, Erdoğan’ın resmi davetlisi olarak Ankara’ya gelmesi; Erdoğan’ın Kuveyt’i ziyareti ve havuz medyasının bu ziyaretleri allayıp pullaması meşruiyet inşasının bir parçasıdır.

Erdoğan ve Mevlüt Çavuşoğlu adeta, “ne kadar çok kabul ve ne kadar çok ziyaret gerçekleşebilirse kârdır” mantığı ile hareket etmektedir. Bu bakımdan Avrupa’ya çıkamayan Erdoğan’ın ABD’ye kabulü, kendisi bakımından başarı sayılacaktır.

Tayyip Erdoğan ve ekibinin, bu ziyaretten beklentilerinin gerçekleşmeyeceği ziyaret öncesinden bellidir. Havuz medyası ile personel akademisyenler, şimdiden kamuoyunu hazırlamaktadır. Nitekim beklenti çıtası en alt düzeye indirilmiş, muhtemel hayal kırıklıkları için de “anestezi” uygulaması başlatılmıştır.

Tayyip Erdoğan ve ekibinin ABD ziyaretindeki birinci önceliği, Kürt halkının Rojava’daki kazanımlarını karalamak, PYD’nin meşruiyetini tartıştırmak; YPG ve YPJ’nin yükselen prestijini lekelemek ve Demokratik Suriye Güçleri içindeki rolünü değersizleştirmek olacaktır. İnandırıcılık ve “iyiniyet ifadesi” olarak, KDP ve ENKS’ye Rojava’da alan açma çabası da bu ziyaretin bir amacı olacaktır.

Siyaset ve basın dünyasının tecrübeli ismi Veysi Sarısözen’in sıklıkla sorduğu; “Türkiye ile Suriye’nin 900 kilometrelik sınırında ABD ve Rusya devriyelerinin gezmesi mi daha iyidir yoksa YPG/YPJ devriyelerinin gezmesi mi? Rojava sınırında DAİŞ, El Nusra, El Kaide çetelerinin dolaşması mı sakıncalıdır yoksa YPG/YPJ askerlerinin mi?” sorusunun muhatapları ahlak, akıl ve izan sahibi olsaydı eğer, yanıt da çok kolay olurdu.

Erdoğan’la aynı tarihte ABD’yi ziyaret edecek olan Mesud Barzani’nin oğlu Mesrur Barzani de Veysi Sarısözen’in sorusuna müsbet bir yanıt veremez. Güney Kürdistan Güvenlik Sorumlusu Mesrur Barzani, ABD yönetimi ile görüşürken her halde; “Türk devletinin, Rojava ve Şengal’e yönelik saldırı ve tehditlerini engelleyin. Kuzey Kürdistan’daki TC devlet terörüne sessiz kalmayın" demek için gitmiyor.  

Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye ihraç etmeye çalıştığı Kürt düşmanlığı, bireysel bir politika değil, Türk devletinin politikasıdır. Devlet Bahçeli gibi Erdoğan diktatörlüğünü açıktan destekleyen odaklar dışında; Türk ordusu (TSK) ve CHP de bu konuda Erdoğan’la hemfikirdir. Kürt cephesinde de KDP/Barzani, HÜDA PAR/Hizbul-Kontra, hiçbir tartışmaya yer vermeyecek alenilikle, Erdoğan ile bire bir aynı görüşte ve aynı cephededir.

Bu ittifak, Türkiye-Suriye “sınır”ında Kürt devriyeleri dolaşacağına, El Kaide, El Nusra ve DAİŞ devriyelerinin dolaşmasını canı gönülden isteyen gizli ve kirli bir ittifaktır. 

Yerel seçimlerde, genel seçimlerde, referandum oylamasında HDP’ye karşı, açıktan Erdoğan ve AKP’yi destekleyen KDP ve Barzani, PYD’ye ve Rojava Kürtlerine karşı, TC devletini ve Türk ordusunu desteklemek üzere ABD’dir. 

Barzani’nin Rojava Kürtlerine ve Rojava yönetimine, oradaki kazanımlara yaklaşımı Erdoğan’la aynıdır. Dolayısıyla “itibarlı bir Kürt” olarak, itibarını ve meşruiyetini yitirmiş Erdoğan’a meşruiyet kazandırmak ve onun söylediklerini onaylamak dışında bir amacı ve rolü olmayacaktır.



4082
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: