Basın özgürlüğünün son bedeli: Qereçox

03 Mayıs 2017 Çarşamba

SİNAN CUDİ

3 Mayıs “Dünya Basın Özgürlüğü Günü”, basın özgürlüğünü topluma hatırlatmak, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle saldırıya uğrayan, bu uğurda hayatını kaybeden gazetecileri ve basın çalışanlarını anmak amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilan edilen bir gün. Bilgi özgürlüğü ve bilgi hakkı önündeki engelleri, bu özgürlüğü yaymaya çalışan emekçilerin yaşadığı zorlanmaları, karşı karşıya bulunduğu risk ve tehditleri hatırlatması amacıyla önemli bir gün şüphesiz. 

Fakat hepimizin de bildiği ve yakından takip ettiği üzere ne BM gibi uluslararası, ne bölgesel ne de yerel herhangi bir kurum veya kuruluşun yaşanan hak ihlallerini sağlıklı izleme koşulları olmadığı gibi, ortaya çıkan veriler ışığında bir yaptırım gücü olması da mümkün değil. Bunda şüphesiz devletlerin ve şirketlerin bilgi özgürlüğü ve hakkı üzerindeki tekeli büyük rol oynuyor. Fakat özgür basının büyük bedelleri göze alarak bilgiyi ulaştırmaya çalıştığı toplumun bilginin anlam ve değeri karşısındaki ilgisizliği kanımca daha büyük bir etkide bulunuyor. 

Çağımızda herkesin internetle bilgiye bir “tık” uzakta olduğu yanılsaması, bilgiye ulaşana dek katedilen yolun zorluğunu göz ardı ettirebiliyor. Herkesin haber, herkesin haber kaynağı ve aktaranı olduğu bir çağda bilginin kaynağına inebilmek, bilgiyi yaşatmaya çalışanların yaşamlarıyla temas kurabilmek çok zor. Ama imkansız değil...

Çok değil, birkaç gün önce tüm imkansızlık ve kuşatmaya rağmen bilgiyi dünyaya ulaştırmak, yaşananları olduğu gibi aktarabilmek, hiçbir yorum ve manipülasyonla kirletilmemiş saf bilgiyi milyonlarla paylaşmak amacını tüm hücrelerinde hisseden 3 gencimizi yitirdik. TC devletinin Kürt düşmanlığını şiddetli bir hava saldırısıyla bir kez daha gördüğümüz Qereçox’ta YPG Basın Merkezi ve devrimin ilk ve en büyük radyosu, Radyo Rojava hedef alındı. 

Her iki kurum da Rojava’da çağımızın en karanlık ve karmaşık terörist yapılanması olan DAİŞ karşısında yürütülen mücadelenin sesi olarak öne çıkmış, birçok gazetecinin göze alamadığı riskleri göğüsleyerek, kurdukları bilgi ağıyla tüm dünyaya doğru, objektif ve hızlı bilgi ulaştırma görevini yerine getiriyordu. DAİŞ ile kurduğu ilişkisi deşifre olan TC devletinin bu anlamıyla her iki kurumu da bilinçli bir şekilde hedef aldığı oldukça açık.

Rojava’da DAİŞ’e karşı düzenlenen hamlelerin tümünde aktif yer alan biri olarak hem YPG basın merkezi, hem de Radyo Rojava’nın emekçileriyle tanışma, birlikte çalışma imkanı yakaladığım için büyük onur duyuyorum. Bu nedenle hiç çekinmeden bu gençler için özgür basın geleneğinin kahramanları tanımını yapmakta beis görmüyorum. Hiçbir basın okulunda okumamalarına, sistemli gazetecilik eğitimi görmemelerine rağmen altına imza attıkları çalışmaların görkemi hepimiz açısından büyük dersler çıkarmamız gereken bir okul görevi görüyor. 

Yazılarında oldukça yazım ve dil hatası olsa da, fotoğraflarında çerçeve ve kompozisyona çok dikkat etme gereği duymasalar da, dublajlarında tez canlı, dilde peltek olsalar da, montajlarında ses-görüntü uyumu konusunda istikrarlı eksikliklerine devam etseler de basıncılığın ve gazeteciliğin, yani bilgiyi topluma ulaştırma görevinin tekniki yeterlilikle sınırlı bir şey olmadığını gösterdiler hepimize.

Evet, basın ve gazetecilik okulunun ilk yılındaki bir öğrenci kadar değildi bilgi birikimleri, bir gazeteci demek için çok zamana ihtiyaç vardı belki ama en profesyonel gazetecinin dahi ulaşamayacağı, yakınından dahi geçemeyeceği çok daha değerli özellikleri vardı. 

Emektar özgür basın çalışanı Abdurrahman’ın bir röportajında söylediği gibi 5N ve 1K’nın yanında yer alması gereken vicdanı tümüyle temsil ediyorlardı. Hepimizden daha cesur, fedakar ve özveriliydiler. Hiçbirimiz gibi isim veya şan peşinde olmadılar. Gazeteciliğin ve basın meslek ilkelerini ezbere bilmeseler de onları iliklerine dek yaşayan ve her şart altında bu etiğin gereklerini yerine getirebilenlerdi. Kavramlara kutsallık derecesinde anlam yükleyen ulu gönüllü gençlerdi. Petrol mühendisi Rêwan, bilgisayar mühendisi Haqî ve gencecik, narin ve basın dünyasına yeni adım atan Şîlan böyle gençlerdi. Hepsinin öğretmeni Xerib Welat’la birlikte silinmemecesine belleklerimizde yer ettiler.

Yürüdükleri yolda, ilişkide bulundukları herkeste büyük etkide bulunabilen 3 güzel yürek, bilgi aşığı, basıncı aramızda yok artık. Bilgi özgürlüğü ve hakkı mücadelesinde artık daha zayıf olduğumuzu düşünebilir çoğu kimse. Fakat eğer bu gençleri ve yarattıkları etkileri birazcık tanıdığımı iddia edebiliyorsam rahatlıkla söyleyebilirim ki bundan sonra Rojava basını ve gazeteciliği daha da güçlenecektir. Ektikleri ve kanlarıyla suladıkları tohumlar Rojava ve tüm Kürdistan’da basın ve gazetecilik kültürümüzde yeni bir aşama yaratacaktır. Bunun verdiği güven ve bilinçle tüm emektar basıncı ve gazeteci arkadaşlarımın dünya basın özgürlüğü gününü kutluyor, daha güçlü mücadele sözümü yineliyorum...



898
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: