Zewa Şikan’ın bombalanması ve Şengal

28 Nisan 2017 Cuma

MERAL ÇİÇEK


Adını Kuran’ın sekizinci suresinden alan Enfal’ın sekizinci ve son saldırı dalgasının hedefi KDP ve Behdinan halkı oldu. 28 Ağustos-6 Eylül 1988 arasında süren bu soykırımcı operasyon için Saddam başkanlığındaki Irak Baas rejimi 200 bin asker görevlendirdi. Irak rejimi bir yıl öncesinde bölgede yaklaşık 50 köyü yıkmıştı. Bu kez ise Kürtleri soykırımdan geçirmeyi amaçlıyordu. 

İlk hedef KDP’nin Zewa Şikan’daki anakarargahıydı. Irak savaş uçakları önce burayı vurdu. KDP peşmergeleri burada en az 10 kayıp verdi. Karargah vurulduktan sonra bu kez sivil halka yöneldi sömürgeci devlet güçleri. Ardındaki günlerde sabahın erken saatlerinde Gare dağlarında ve sınır hattında Kürt köylerini bombaladılar. Birkaç gün içinde Behdinan bölgesinde tam 49 köye yönelik hava saldırısı düzenlendi. Sadece bombalar değil, aynı zamanda kimyasal silahlar kullanıldı. 

Ardından ise karadan operasyon başlatıldı. Irak askerleri cahşların yardımıyla birkaç gün içinde neredeyse bütün Behdinan bölgesini işgal ettiler. 400 köyü yıktılar. Yaklaşık 80 bin insan dağlardan kuzeye doğru kaçmaya çalışırken, birçoğu dağlarda yakalandı ya da havadan bombalandı. Büyük kısmı pêşmerge 3 bini aşkın erkek Irak ordusunun eline geçti, çoğundan bir daha hiç haber alınamadı. Zaten Baas rejiminin savunma bakanı el-Mecid 15 ila 60 yaş arasındaki bütün erkekleri katletme talimatı vermişti. Onun dışında resmi rakamlara göre sadece Behdinan’da, 7 bini çocuk olmak üzere 13 bin 395 insan rejim tarafından esir alındı. 

KDP’nin karargahına yönelik ilk saldırı değildi Enfal’ın sekizinci aşaması. Bir yıl önce de, 15 Nisan 1987’de Saddam’ın güçleri Zewa Şikan’ı havadan bombalamıştı, KDP karargahındaki çok sayıda pêşmergeyi zehirli gazlarla katletmişti. 

Baas rejimi döneminde bunun gibi sayısız hava saldırısı düzenlendi Başur’da. Zewa Şikan’ın bombalanması sadece bir örnektir. Karargahın düşürülmesinden sonra pêşmergeyi destekleyen bütün halka yöneldi sömürgeciler. Halkı katliamdan, hatta soykırımdan geçirdiler. Yüzlerce köy yıkıldı, insanlar göç yollarında infaz edildi. 

Şimdi bütün bunlardan KDP sorumlu tutulabilir mi? Hiç denilebilir mi KDP’nin Behdinan’daki varlığından ötürü halk bombalandı? Böylesi bir argümantasyon ile Baas rejiminin soykırımcı saldırıları haklı gösterilebilir mi hiç? Gösterilemez. Hiçbir şekilde Irak rejiminin soykırımcı saldırıları, yaptığı katliamlar gerekçelendirilemez. Baas rejiminin soykırımcı karakteri, sömürgeci gerçeği gölgelenemez. Suçlu sadece ve sadece soykırımcı rejimdir. Direnmekse hak olduğu gibi zorunluluktur, meşrudur. 

Şimdi hal bu iken sömürgeci TC’nin savaş uçaklarının Şengal’e yönelik hava saldırısını PKK’nin oradaki varlığıyla meşrulaştırmak, PKK’yi sorumlu tutmak bırak ahlakı, hangi mantığa sığar? Kendi karargahları defalarca Baas rejimince bombalanan, kitle tabanı katliamdan geçirilen KDP şimdi nasıl kalkıp da “Saldırıya PKK sebeptir, Türkiye’yi bölgeye çeken PKK’dir” diyebilir? 

Bu mantığa göre Enfal saldırısına da KDP sebeptir, Baas rejimini Behdinan’a çeken KDP’dir! Böyle bir şey olabilir mi? Ama açık ki asıl mesele bu değil. “Sorumlu PKK’dir, Şengal’deki varlığı istikrarsızlığı derinleştiriyor” söylemi esasen kendi sorumluluğunu gizlemeyi amaçlıyor. Ki bahsedilen “istikrarsızlık” esasen sömürgeci Türkiye devleti ile ilişkileri kastediyor. Yani tercüme edersek “PKK’nin Şengal’deki varlığı bizim Türk devleti ile ilişkilerimizi zedeliyor.”

Bunun da ötesinde eğer sorumluluktan ve suçtan bahsedilecekse KDP’nin önceden AKP tarafından bilgilendirilmesine, haberdar olmasına ne demeli? Ki o kadar güvenmişler, o kadar inanmışlar ki soykırımcı ve sömürgeci Türk devletinin ‘dostluğuna’, kendi istihbarat elemanlarının hava saldırısında hedef alınması ‘sürpriz’ olmuş kendilerine! Beklememişler! Oysa ortada bir yanlışlık yok. TC devleti bir kez daha Kürde karşı soykırımcı, sömürgeci zihniyetini bütün çıplaklığıyla ortaya koymuş oldu. 

Türk devletinin sadece PKK’ye düşman olduğuna inanmak sadece gaflet değil ahmaklıktır. Soykırımcı Türk rejimi bir Kürdü kabul ediyorsa eğer, sadece diğer Kürde karşı kullanmak içindir. İşi bittiğinde onu da yok etmek için elinden geleni yapacaktır. Bunu üstelik açıktan da söylüyor. Yoksa “Rojava’da ikinci bir Kuzey Irak’a izin vermeyeceğiz” ya da “Kerkük bir Türk şehridir” söylemlerinin anlamı nedir? 

Bu gerçeğin artık Başur’da iyi görülmesi gerekiyor. 



1779
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: