Yok ettiğiniz şehirlerde yenildiniz biraz daha yok edin de görelim

20 Nisan 2017 Perşembe

VEYSİ SARISÖZEN

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, 1946 seçimlerini saymazsak, hiç bir seçimde bugün yaşanan sahtekarlık yapılmamıştı. Bugüne kadar hiçbir seçimde, muhalefet partilerinin seçimlere itirazı, bugün olduğu gibi ne ikna gücüne sahip olmuştu, ne de böylesine kesin, itirazı mümkün olmayan bir kanıta dayanmıştı.

Kanıt ne?

Kanıt şu: Seçim kanununda 2010 yılında yapılan bir değişiklikle, seçim kurulunun mührü  bulunmayan oyların geçersiz sayılacağı kesin bir dille hükme bağlandı. Kanun “geçersiz” diyor, YSK “geçerli” diyor.

Sonuç: 2.5 milyon mühürsüz oy pusulasında “evet” çıkmış bulunuyor.

Bunların da çoğunluğu Kürdistan’da kullanılmış. Şu yöntemle:

Kürt halkı örgütlü ve siyasi bakımdan olgun bir halk. Ama bu halkın bütününün örgütlü ve bilinçli olduğu anlamına gelmiyor. AKP devletinin “hedef kitlesi” de örgütlü olmayan ve bilinçsiz bu kesim. Onları devletin korkutarak satın aldığı “muhtarlar”, “muhbirler”, “itirafçılar” ve elbette her mahalleyi gözetleyen MİT ve polis isim isim biliyor.

İşte bu kesimle ilgili referandum öncesinde çok “sofistike” bir karar alındı. Devlet, bu kesimin bile sandığa gittiğinde “hayır” oyu vereceğini elbette biliyordu. Ama bu kesimi korkutup, şantajla “evet” dedirtmenin yolunu da biliyordu. Neydi bu yol:

Bilinçsiz ve örgütsüz kitleyi korkutarak, bunların “açık oy” kullanmalarını sağlamak.

Bildiğiniz gibi, bu yöntemi AKP, kendi vekillerine karşı da uyguladı. TBMM’de “gizli yapılması kanun hükmü” olan oylamada, vekillerini “açık oy kullanmaya mecbur” etti. Çünkü bu vekillerin içinde “gizli oy” hükmü uygulansa “hayır” oyu verecek en az 80 vekil bulunuyordu.

Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin: Kendi vekillerini “açık oy” kullanmaya mecbur eden bu AKP ve Saray, Kürt seçmene neler yapmaz? Yaptıkları şöyleydi:

HDP’nin denetleyemediği yerlerde, asker ve polis ile muhtar ve korucular seçmenin oylarını kendileri kullandılar. HDP Grup toplantısında Osman Baydemir açıkladı. Örneğin yaklaşık 30 seçim sandığında, seçmenlerin yüzde yüzü oy kullanmış gibi gözüküyordu. Ve bu yüzde yüzü sandığa giden seçmenin de yüzde yüzü “evet” demişti. Yöntemin biri ve “kaba” olanı buydu.

“Sofistike” olanı da şuydu: Örgütsüz ve ürkütülmüş seçmenin evinin kapısı çalınıyor. Polis, asker, kontra, muhtar…Evde diyelim “beş” seçmen var. Aile büyük. Muhtar “beş adet mühürsüz pusulayı zarf içinde” bu seçmenlere dağıtıyor. Dağıtılan oy pusulalarında “evet” kısmında yine “evet” mührü basılı. Ancak bu referandumda “evet mührü” yok, “tercih mührü” var. Demek ki, oradaki AKP’lilerin eline “tercih” yazılı mühür geçmemiş. Seçimlerde kullanılan eski “evet” mühürlerini kullanmak zorunda kalmışlar. YSK da zaten „tercih“ yerine „evet“ yazılı mühürleri onayladı. Ardından da seçim kurulu mührü olmayan pusulaları... Aileye diyorlar ki, “sandığa bu mühürsüz oyları atacaksınız.”

Aile ne diyor? Ne diyecek, içlerinden “sen bunu külahıma anlat” diyorlarken, resmi görüş olarak “emrin olur ağam, evet diye” diye mırıldanıyorlar. Onlar sanıyor ki, sandığa gittiklerinde bu “mühürsüz” oyları atmak yerine, gerçek pusulaya “hayır” damgasını basabilirler. Öyle değil. Muhtar onlara diyor ki, “bunları sandığa atacaksınız, sandık kurulunun verdiği mühürlü pusulayı da bana getirip vereceksiniz.”

İşte böyle. Korkutulmuş, örgütsüz ve bilinçsiz, ama yine de yurtsever zavallı seçmen ailesinin bu “kurt kapanından” çıkması artık mümkün değil.

Saray övünüyor ya, övündüğü Kürt oyları işte böyle gasp edildi…

Ama Saray asıl olarak yakılıp yıkılan şehirlerdeki seçmenlerin “PKK’ye ve HDP’ye tepki” olarak “evet” oyu vereceğini iddia ediyordu. Asıl referandum savaşı işte bu yakılıp yıkılan yerlerde verildi. Ve orada yüzde yetmiş ve yüzde seksen “hayır” oyu ile referandumu “direnenler”, “Mehmet Tunçlar, Asya Yükseller”, Sur’un Kutoları, Ayşoları, Qırıkları kazandı. Direnenler kazanır….

İşte bütün bu gerçeklerden hareket eden yüzbinler şimdi Türkiye’nin her yerinde “kirli evet’e de hayır” diyerek sokakları dolduruyor. Bir oylama sonucuna böylesine bir “sokak itirazı” daha önce görülmedi.

Ve dünya devletleri de hem sokağa, hem de Referandum hileleri ile ilgili AGİT raporlarına dikkatle bakıyorlar. Bu da Türkiye tarihinde bir ilktir.

Sandık da, sokak da ve dünya da bu referandum “geçersiz” diyor.



1537
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: