Utanmanın olmadığı satılık distopia

19 Nisan 2017 Çarşamba

AVA NEŞE KALP


Bir ülke düşünün ki; tüm kaynakları bir kişinin suçlarını örtbas etmek, onun ve çevresindeki suçlu grubunu kurtarmak için çar çur edilsin, beri tarafta asgari ücretle çalışanların işyerlerinde ölümü ‘fıtrat’ olsun.

Bir ülke düşünün ki; vergileriyle kendisine saray yaptırdığı halkın yarısını, kendisini desteklemediği için düşman ilan etsin ve hala diğer yarıdan destek görsün.

Bir ülke düşünün ki; kardeş olduğunu iddia ettiği bir halka zulüm edeni desteklesin, kardeşliğini ‘kız alıp kız verdik’ türünden sadece kadın ticaretine varan bir tanımlama  üzerinden tariflesin.

Bir ülke düşünün ki; bütün kaynakların ayağına serildiği devasa bir Diyanet ordusuna rağmen ‘Müslümanlar zulme uğruyor’ edebiyatı yapılsın, beri tarafta tüm inancı fiili olarak yasaklanan Aleviler ve Êzîdîler için parmağını oynatmasın.

Bir ülke düşünün ki; bir partinin tüm yöneticileri içeri alınsın, taraftarı terörize edilsin ve hala ‘terörle arana mesafe koy’ çağrılarının muhatabı olacak kadar rezil bir tiyatronun sahnesi olsun.

Bir ülke düşünün ki; çocukların tecavüze uğradığı bir vakfa tüm kamu kaynakları pervasızca, utanmazca, rezilce seferber edilsin, beri taraftan tecavüze uğrayan çocuklar tecavüzcülerden köşe bucak kaçacak yer arasın.

Bir ülke düşünün ki; devletin tüm ihaleleri ‘milletin anasına …..’ diyen birinin şirketlerine verilsin ve bu anasına sövülen milletin yarısından tek kelime çıkmasın.

Bir ülke düşünün ki; bin odalı, altın varaklı tahtlar inşa edip altın klozetlere eden diktatörlere sahip çıksın, çöpten ekmek kazanmaya çalışanları engelleyenlere tek laf etmesin.

Bir ülke düşünün ki; bir tek emirle tüm dekanları istifa etsin, barış talep eden akademisyenleri işten atsın ve hala bilim ürettiğini iddia etsin.

Bir ülke düşünün ki; onlarca ilçe ve bir il tamamen haritadan silinsin, bodrumlarında canlı canlı insan yakılsın ve o ülkede tek bir ses çıkmasın.

Bir ülke düşünün ki; ‘bölücülük’ diye bir kavram, sakız gibi çiğnensin, bir bölgenin savaş alanına çevrilmesine tek laf etmesin. 

Bir ülke düşünün ki; 'ana muhalefet' parti yönetimi bir tiyatronun oyuncusu olsun ama değilmiş gibi yapsın.

Bir ülke düşünün ki; hakimler ve savcılar bir kişiden emir alsın ve ‘bizde yargı bağımsızdır’ diye utanmadan konuşulabilinsin.

Bir ülke düşünün ki; kazanmak için 2.5 milyon sahte oyu sandıklara boca etsin ve ‘biz kazandık’ diye balkon konuşması yapsın ve bundan hiç utanmasın.

Var böyle bir ülke… 

Foucoult’nun distopia tanımına uygun…

Her türlü suçun itina ile yapılacağı…

Son sahibinden satılık…




566
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: