Direniş özgürleştirir

18 Nisan 2017 Salı

SİNAN CUDİ


Tüm dünyanın yakından izlediği haksız, adaletsiz ve hukuksuz bir kampanya ardından yapılan referandumda Erdoğan rejimi aradığı rakamsal sonucu elde etti. Mevcut devletler hukuku ve delik deşik olmuş ülke hukukuna göre elde edilen bu sonuçla pek tabii sistem değişikliği başarıldı denilebilir. 

Çıkan sonuçlara itiraz edileceği açıklansa da ciddi bir değişiklik yaratabilmesi de beklenmiyor. En azında genel olarak yorumlar bu yönlü. Zaten herhangi bir itiraz mercii de bulunmuyor. İhlalleri kontrol etmek zorunda olan kurumun kendisi zaten AKP istek ve ihtiyaçları doğrultusunda hareket ettiğinden bu konuda da çok umutlu olunmaması anlaşılır bir durum. 

Tabii sistem değişikliğini onaylayan ve karşı çıkanlar arasındaki farkın azlığı birçok yeni değerlendirme ve tartışmayı da getirecek gibi. 

Referandum kampanyasında Hayır cephesinin öncülüğünü yürüten HDP, bu kampanyayla demokratik mücadele zeminini daha da güçlendirmek istediklerini belirtti ve geçen süreç içinde de bunda ne denli haklı olunduğu görüldü. Tüm baskı, yasaklama, tutuklama, karalama kampanyasına, tüm devlet olanaklarının kullanılmasına, çeşitli sandık hilelerine rağmen Hayır cephesinin aldığı oy başarı olarak sayılabilir pek tabii. Fakat “bu kadar oluyormuş demek” deyip bir kenara çekilmek ve bu başarının üzerine yatmak sürecin kaldıramayacağı bir duruş ve anlayış olacaktır. Nitekim esas hamleler ve mücadele bugünden itibaren daha da karmaşık bir hal alacak ve Hayır cephesinin buna karşı daha hazırlıklı olma gibi bir sorumluluğu var.

Referandumun kazananı hiç şüphe yok ki Kürt halkı ve onun siyasi temsilcileri oldu. Onlarca milletvekili, yönetici ve üyesini tutuklu olduğu halde, sınırlı ve kısıtlı imkanlarla yürütülen çalışmanın sonucu alındı. Kürt halkı Erdoğan faşist diktasına karşı kendi siyasi temsilinin arkasında durdu ve açık desteğini ortaya koydu. 8 Mart’la başlayıp 4 Nisan’a kadar uzanan süreç içinde zaten bu ortaya konulmuştu fakat oy oranı itibarıyla ortaya çıkmış olması herkese açık mesaj anlamı taşıyor. Özerk yönetim direnişinin merkezi konumunda bulunan Cizre, Sur ve Nusaybin başta olmak üzere sömürgeci-işgalci Erdoğan faşizmine karşı direnişi esas alan bölgelerdeki tavır ise güçlü bir tokat olarak yüzlerinde patladı. 

Kürtlerin Türkiye’deki esas muhalefeti temsil ettiği bu referandumla da bir kez daha görülmüş oldu. Demokratik ve barışçıl yöntemlere dayalı demokratik ulus çözümünü dayatan, bunun için her türlü bedeli göze almaktan çekinmeyen halkımızın bu onurlu duruşu şüphesiz tüm bölge ve dünya güçleri tarafından da görülmektedir. Özgür ve onurlu Kürt duruşunun dört parça Kürdistan’daki varlığı bölgenin demokratikleşmesi yönündeki umutları diri tutması açısından da oldukça önemli. 

Pek tabii olası gelişmelere karşı çeşitli ihtimalleri gözeten çok yönlü bir yol haritasına ihtiyaç duyulduğu ortada. AKP diktasının bu rejim değişikliğiyle daha da pervasızlaşacağı, en ufak muhalif unsura fiziksel saldırı da dahil her türlü baskılama metoduyla yaklaşacağı kesin. Bundan sonra “astığı astık, kestiği kestik” bir yönetimle karşı karşıya kalınacağından doğru mücadele yöntemleri belirlemek oldukça hayati. 

Büyük bir ustalık ve yaratıcılıkla, öz savunmaya dayalı, bölgesel ve uluslararası güçlerin desteğini alabilecek bir siyaset ve diplomasiyle; daha çok da ittifaklar politikalarını ve bunun ilkelerini belirleyerek yürütülecek mücadele çok önemli gelişmelere neden olacaktır. 

Elli hatta yüz yıla yayılabilecek bir çatışma, savaş riskine karşı doğru mücadele yol ve yöntemlerini belirlemek kazandıracağı gibi direkt karşıtlaştırarak cepheden saldıran ya da mevcut durumu kabullenerek faşist diktaya katılan duruşların da ciddi ve büyük kaybettireceğini görmek gerekiyor. 

Tüm bunlara rağmen, her ne olursa olsun, sonunun direnenler açısından büyük kazanımlara gebe olduğu bir sürecin içine girmiş bulunuyoruz. Tek dayanağımız da direnişin özgürleştirici etkisine inanmış ve başarmış tutkunların bu yolda tek bir an dahi tereddüt etmeyecekleri gerçeği. 

Herkesin bunun farkında olması dileğiyle...



326
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: