AKP’yi erken seçime zorlamak

18 Nisan 2017 Salı

AHMET NESİN


Siyaset bilimcilerin içinden çıkamayacağı, belki de doktora öğrencilerinin tez konusu yapacağı bir seçim yaşadık. Esasında biz bu saçmalığı, pardon seçimi ilk kez yaşamıyoruz. Daha önce de, bilhassa belediye başkanlığı seçimlerinde iktidarın son dakika gollerini neredeyse ezberledik.

Önceki gece CNN’in seçim programında gazeteci Murat Yetkin 2 konuya parmak bastı. Yetkin daha önceki deneyimlerine dayanarak “Nedense bu tip seçimlerde hile oy sayımının sonuna doğru yapılıyor…” dedi. Dün gece de aynen Murat Yetkin’in dediği oldu ve tüm oyların yüzde 96.4’ü sayıldıktan sonra tıkandı kaldı. Hepimizin izlediği gibi yaklaşık 2 saat toplam oylarda hiçbir değişiklik olmadı.

Esasında bu bizim alışık olduğumuz bir sistem. Bilhassa trafolara giren kediler ve son Ankara belediye başkanlığından bu tür olaylara aşinayız. Oyların yüzde 96.4’ü sayıldığında evet oyları yüzde 51.4’tü. 2 saatten fazla sürede yüzde 100’e gelindi ama yüzde 51.4 değişmedi. İşte burada tekrar Murat Yetkin devreye girdi ve bir matematik sorusu sordu: “2 saattir Ankara, İzmir ve İstanbul oyları değişiyor. Bilhassa Ankara ve İstanbul’da HAYIR oyları gerideydi ve öne geçti ama genel toplamda değişen bişey yok. Bana bunu biriniz matematiksel olarak açıklayabilir mi?” Bugüne değin bu kadar duayen gazetecinin kem-küm ettiği, yanıtını veremediği bir durumla karşılaşmadım. Murat Yetkin sorusunu 2-3 kez yineleyip “Ben çok basit bir soru soruyorum, siz bana başka şeyler söylüyorsunuz…” deyince Hürriyet Gazetesi’nin Ankara temsilcisi Hande Fırat zorla da olsa “Murat Yetkin’in sorduğu konu çok teknik, o yüzden ben yanıtlayamayacağım…” diyerek 15 yıldır alıştığımız bilimsel açıklamalardan birini yaptı.

Sabah program için ARTI TV’ye geldim ve CHP’den Bülent Tezcan’ın seçim hileleriyle ilgili açıklamalarını dinledim. Tezcan mühürsüz oyları ve diğer baskı ve hileleri çok net ve güzel bir şekilde anlattı. Esasında dinlerken umutlandım ama sonunda şöyle bişey çıktı karşıma. Hani çocuklar mahallede arkadaşlarıyla oynarlar ve kavga ederler ya, işte öyle bir durum. Kavga sonucunda dayak yiyen çocuk annesine gider ve “Anne Ali beni dövdü…” der ve annesi de çoğunlukla “Oğlum siz arkadaşsınız, olur böyle şeyler, yarın barışır, yine beraber oynarsınız…” der ya, işte Tezcan da aynı hava içindeydi.

Esasında bu konuşmaya bakmadan önce seçim sonrası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı açıklamaya bakmak gerekiyor. Önceki gece Kılıçdaroğlu o kadar mahcup bir havada basın toplantısı yaptı ki, neredeyse sonunda “Çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz…” diyecekti.

Bunu neden söylüyorum, Türkiye’nin kaderini değiştirecek ve geleceğini belirleyecek bir anayasa oylamasından sonra basının sorularını istemeyen bir ana muhalefet başkanı ancak yaptığı çalışmalardan dolayı özür diler de ondan.

Seçim gecesi ARTI TV’de yaptığım analizde neredeyse nüfusu en kalabalık büyük şehirlerde seçimi kaybeden bir partinin seçim kazanmasının olanak dışı olduğunu söyledim. Oysa sabah haberlere baktığımda fikir değiştirdim. İstanbul’un Fatih, Üsküdar ve Eyüp ilçelerinde seçimi kaybeden bir parti ya da görüş Türkiye genelinde seçim kazanamaz.

İşte erken seçime de bu yüzden geldim, İstanbul’un bu 3 ilçesinde seçim kaybeden bir sağ parti Türkiye genelinde seçim kazanamaz, hükümet kuramaz. Burada bildiğimiz bişey daha var, o da YSK’nın aldığı kararı Anayasa Mahkemesi iptal edemiyor. CHP’nin yapması gereken tek şey var, meclisten çekilmek, arkasından HDP’yi de meclis dışına çekmek ve Türkiye’yi erken seçime zorlamak.

Dün sandıktan HAYIR oyları çıkmamış görünse de biz sonucun ne olduğunu gayet iyi biliyoruz: Türkiye halkları artık demokratik bir Türkiye istiyor… Demokrasiye adım atmanın başlangıç tarihidir 17 Nisan 2017, kendisine demokrat diyenler bu tarihi günü iyi değerlendirmek zorundadır.



1504
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: