Referandum sonucu ne olursa olsun Kürtler kazanmıştır

17 Nisan 2017 Pazartesi

HALİT ERMİŞ

Türkiye dün geleceğini tayin etmek için sandık başına gitti. Oyların kullanılmasıyla birlikte özellikle kuzey Kürdistan’dan AKP hilelerinin haberleri de gelmeye başladı. Amed’de bir baba ve oğlu diktatörlük uğruna öldürülürken

 Birçok yerde sandıkların yerleri değiştirildi, mükerrer oylar kullanıldı, oylar çalındı. 

Bu yazıyı yazdığım saatlerde oy kullanma işlemleri devam ediyordu. Ancak sonuç ne çıkarsa çıksın tüm faşist uygulamalara rağmen faşizme karşı ortaya çıkan tablo AKP ve Erdoğan hükümetinin kaybettiğini ilan etmiştir. 

OHAL şartlarında demokratik bir referandumun olamayacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yoktur. Kaldı ki, OHAL’in olmadığı seçim zamanlarında dahi Erdoğan kendi iktidarını seçimlere dayandırmak için her türlü anti demokratik uygulamayı geliştirirken OHAL koşullarında bırakalım oy çalma, mükerrer oy kullanmayı, özellikle Kürdistan’da silahların gölgesinde insanların kendi özgür iradelerini sandığa yansıtamayacakları zaten bilinen bir gerçek. 

Bu gerçeğe rağmen Kürdistan’da ortaya çıkacak hayır oylarının oranları ne olursa olsun Erdoğan ve AKP Kürdistan’da kaybetmiştir. 

Ancak bu referandum süreci Erdoğan’ın Kürtler nezdinde gerçek yüzünü ortaya koyması kadar, kimi kendine Kürt diyenlerin gerçek yüzlerinin görülmesi açısında da önemliydi. 

On yıllarca köyleri, evleri, şehirleri devlet tarafından yakılan, yıkılan, çocukları bu faşist ve Kürt inkarı üzerinden şekillenmiş sistem güçleri tarafından her türlü işkence, zulüm ve katliama maruz bırakılan Kürtlerin korkusuzca ve onurluca hayır dediği tarih tarafından not edildi. Fakat bunun kadar tarihe not olarak düşen bir başka gerçek ise; kendi bireysel menfaatleri için faşist sisteme entegre olmuş, Kürt ulusal değerlerini kendilerine paravan yaparken aslında tamamen bunu değerleri fütursuzca kullanan kesimlerdir. 

Bu referandum elbette tüm sorunların çözülmesi, anti demokratik sistemin tümüyle son bulması, Kürtlerin kendi kaderlerini tayinini getirmeyecektir. Ama yine de kimin nerede durduğu, kiminle kader birliği ettiğini göstermesi, ret ve kabul ilkelerinin ne olduğunu ifşa etmesi açısından da önemliydi. 

O halde sorun sadece referandumdan evet ya da hayır’ın çıkması değildir. Sorun kimlik ve karakterimizin, amaç ve ideolojik duruşumuzun resmimizin herkesçe görülmesidir, ortaya çıkmasıdır. 

Erdoğan ve Türk devletinin tüm Kürdistan parçalarında kürde karşı soykırım ve işgaline karşı duranlar referandumda da, “senin tekçi faşist zihniyetine hayır” derken, bu soykırım ve faşist işgalci uygulamalarında kendisine payanda olup destek verenler, Erdoğan’ın tekçi ve soykırımcı siyasetinin devamı için, üzerlerine vazife değilken, özellikle Kürtlerin evet demesi, olmazsa da boykotu tercih etmeleri için var gücüyle çalıştılar. 

Bu durumdan vazife çıkaranlar KDP ve kuzey Kürdistan’daki uzantılarıydı. Bölgeden aldığımız duyumlara göre günler önceden Kürtler arasında çok uğursuz faaliyet yürütmeye başladılar. Her yerde Erdoğan’ın emrine koşarak, “ağam, paşam” diyerek kapı kapı dolaşarak onun için Kürtlerden oy istediler. Bu yetmezmiş gibi, kuzey Kürdistan ve Türkiye’de Kürt basını ağır baskı ve anti demokratik uygulamalarla susturulup, Kürtlerin sesini birbirlerine ve dünyaya duyurmaları engellenirken, Rudaw televizyonu günler öncesinden kuzey Kürdistan’a adeta kamp kurarak ısrarla gerçekleri ters yüz edip, sanki Kürtler kitlesel halde evet ya da boykotu tercih edeceklermişin psikolojik algısını yaratmaya, yaymaya çalıştı. 

O açıdan bu yazıyı okuduğunuz bu saatlerde referandum sonucu ne çıkmış olursa olsun, Kürtler faşizme hayır dediklerini, bu zulüm ve insanlık dışı sisteme, kirli çıkar işbirliklerine teslim olmayacaklarını göstermiş olduğunu hep birlikte görmüş olacağız. O açıdan sonuç ne çıkmış olursa olsun, Kürdistan’da kaybeden faşist sömürgecilik ve onların yerli işbirlikçileri olurken, kazanan soykırım ve işbirlikçiliğe hayır diyen onurlu Kürdün mücadelesi olmuştur. Bu gece ve gündüz kadar rengi net olan iki çizgidir ve tercihler de bir o kadar nettir. Anti demokratik koşullarda, namluların gölgesi altında gerçekleşen referandumun gerçeği göstermesi ise mümkün değildir. Kürtler referandumlarını 2017 Newrozunda yapmış ve tercihlerini ortaya koymuşlardı. 

NOT: Bu yazı referandum öncesi yazıldı.



719
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: