Hayırlı olsun

suatbozkus@gmail.com | 15 Nisan 2017 Cumartesi

SUAT BOZKUŞ


Yarın referandum yapılacak ve akşama doğru sonuçlar belli olacak. Anket kuruluşlarının kesin anketini de halk yapacak. Erdoğan ve çetesinin yaptığı bütün hile, saldırı, operasyon, katliam, tehdit, hakaret ve şantajlara karşı halkın cevabını göreceğiz. Ciddi anketçilerin çoğunun tahmini aradaki farkın çok fazla olmayacağı, bir başka deyimle kıl payı olacağıdır. Fakat sonuç ne olursa olsun, bu referandum Erdoğan diktasının çöküşünün göstergesi ve başlangıcıdır.

Çünkü:

Erdoğan akşam sabah „TEK TEK TEK TEK“ dese de artık bu ihtimal kalmamıştır. Daha şimdiden Türkiye’yi birbiriyle çatışan iki ana parçaya bölmüştür.

İşin başında „HAYIR’cıların kanlarıyla banyo yapacağız“ diyen mafya bozuntusu çeteleri piyasaya sürmüştü. Şimdi de „EVET kazanınca HAYIR’cıların karıları kızları bize helal“ diyen alçaklar türemiştir. Böyle imama, böyle cemaat!

Erdoğan iktidara gelirken toplumun her kesimine barış ve demokrasi vaat ediyordu.

Şimdi tek adam diktası, her yerde savaş ve zulüm „müjdesi“ veriyor. „Bakın kan durdu, cenazeler gelmiyor“ diye övünüyordu. Şimdi ölenleri saymak ve cenazeleri bulmak-almak bile mümkün değil. Eski mezarlıkları bile bombalayıp yok ediyor.

O zaman 12 Eylül döneminde yapılan idamları diline dolayıp ağlıyor ve karşı çıkıyordu. Şimdi idam cezası vaat ederek oy toplamaya çalışıyor.

Referanduma giderken zindanlardaki açlık grevi direnişleri 60. gününe geldi. Berfin nineye çocuğunun cenazesini verecekti. Şimdi 80 yaşındaki anneler-nineler gözlerinin önünde eriyip giden çocuklarına sahip çıkmak için ölümü göze alarak direniyor. Erdoğan zulmü karşısında zindan duvarları bile ağlıyor.

Erdoğan tek devlet dedi ama paralel devlet olduğunu kendisi söylüyor. Şimdi devlet içinde kaç devlet var belli değil.

Tek millet dedi ama daha şimdiden millet en az iki parçaya bölünmüş durumda. Gün geçtikçe de ufalanıyor.

Tek parti iktidarı olursa huzur olur dedi ama memleket darbeler sürecine girdi.

Şimdi de, tek adam sistemi olmazsa Türkiye bölünür diyerek halka korku veriyor. Oysa tek adam diktası Türkiye’yi bölmenin, parçalamanın en kısa ve garantili yoludur.

Erdoğan TEK-TEK-TEK-TEK diyor, biz ise ÇOK-ÇOK-ÇOK-ÇOK diyoruz.

Barış içinde, birlikte yaşamanın yolu her türlü diktaya karşı demokratik, çoğulcu, halkın özgürlüğüne ve özyönetimine dayanan bir toplumdur.

Erdoğan temelleri çürüyen 100 yıllık statükoya karşı çıkar görünürken, yeni Osmanlı diyerek 100 sene öncesine dönmek istiyor. Yeni Osmanlı’nın Abdülhamit’i ve halifesi olmak istiyor. „Derinlikli strateji, yeni Osmanlı gibi söylemler, hilafet ve şeriat hayalleri“ bunun ifadesidir.

Bunlar tatlı bir rüya olmakla kalsa bizi ilgilendirmez ama kanlı bir macera olmaktan öte gidemez. Çünkü bölgenin ve dünyanın tarihine, yapısına ve gidişatına tamamen ters projelerdir.

Avrupa ortaçağın ümmetçi kilise+feodal krallıklar diktasını devrimlerle yıkıp demokratikleşirken, Abdülhamit ümmetçiliğe dayalı imparatorluğu ayakta tutmaya çalıştı. Onu deviren Enver liderliğindeki İttihatçılar ümmetçiliği de kullanarak, Turancı-ırkçı bir diktatörlük kurdular. Bu hayallerle savaşa girdiler. Ermeni Soykırımı dahil her türlü savaş suçuna bulaştılar. Ama feci biçimde hüsrana ve bozguna uğradılar.

Şimdi dünyanın her yerinde, en ileri denen ülkelerde bile en küçük farklılıklar, azınlıklar özgürlük istemiyle ayaklanıyor. Sistemin yetersizliği ve sıkışması demokratikleşmeyle aşılmaya çalışılıyor. Ama Erdoğan tarihin akışına ters olarak çözüm diye ırkçı-dinci bir tek adam diktasını dayatıyor.

Erdoğan müritleri diyor ki „Erdoğan’ı yedirtmeyiz“

Halk da diyor ki „Erdoğan’a yedirtmeyiz“

Erdoğan ise otobana ters giren acemi-sarhoş sürücü gibi hala „Yahu, niye bütün arabalar ters yöne girmiş“ diye kızıyor.  

Referandumun sonucu ne olursa olsun, yeni bir süreç başlıyor. Tayyipizm diktası debelenerek boğulacağı bataklığa doğru koşuyor.

Erdoğan’ın HAYIR’la gitmesi en hayırlısıdır. Hayırlı olsun.



782
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: